Ana içeriğe geç
Sözlük

kalk ile cümle

kalk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Almanya’da zorunlu askerlik uygulaması 2011 yılında kalkmıştır.Die Wehrpflicht wurde in Deutschland 2011 ausgesetzt.
Sağ yatıp sağ kalkmışlar!Die Rechte ist hoch erhoben.
Artık çoğu yerde kalkmıştır.Heute in den meisten Gebieten ausgerottet.
Filizlenen endüstri ayağa kalkıyordu.Die beginnende Industrialisierung kam zum Erliegen.
Kar uzun süre kalkmaz.Der Schnee blieb allerdings nicht lange liegen.
Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), 1991 yılında kurulmuş olan uluslararası finans kurumudur.European Bank for Reconstruction and Development) ist eine 1991 gegründete Bank.
Muzaffer Almanlar takibe kalkışmadılar.Die Deutschen suchen erfolglos nach ihnen.
Heykel Musa peygamberin az sonra ayağa kalkarak levhayı yere çalacağı izlenimini yaratır.Moïse kann kaum glauben, was Aménophis ihm mitgeteilt hat: Der Pharao hat die Abreiseerlaubnis widerrufen.
Bugüne kadar tüm Türkiye’de 26 tane kalkınma ajansı kurularak faaliyetlerine başlamıştır.In Kambodscha arbeiten beispielsweise bereits zwölf Basisgesundheitsstationen erfolgreich.
Bu kalkınma planları, ülke kaynaklarının hızlı endüstriyel kalkınma için mobilize edilmesi üzerine kuruluydu.Der Erlös aus diesen Quellen wurde hauptsächlich für die rasche Industrialisierung des Landes gebraucht.
Sizin için zor olduğunu biliyorum ama, hemen kalkın, aşağıda toplanın demiştir.Es war umgestürzt, sollte aber gehoben und am Versammlungshaus aufgestellt werden.
Tren, hidrolik bir fırlatma mekanizması ile 3,5 saniyede 206 km/h hızla kalkmaktadır.Der Zug wird per hydraulischem Abschuss in rund 3,5 Sekunden von 0 auf 135 km/h beschleunigt.
Bu yasak daha sonra kalkacaktı.Das Verbot wurde später aufgehoben.
1960 - Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) kuruldu.1960: In Paris wird die Organisation für wirtschaftliche Zusammenarbeit und Entwicklung (OECD) gegründet.
Bu yüzden kullanımdan kalkmıştır.Es ist somit von der Verwendung abzuraten.
Ben ayağa kalkıp "Evet!Ich stand auf und rief: „Ja, ja Schwester!
Tren kalkmak üzeredir.Der Zug fährt.
Fakat Cassio'nun ayağa kalkamayacak kadar içkili olduğunu şaşırarak görür.Piquillo allerdings ist so betrunken, dass er nicht merkt, wer seine Angetraute ist.
Kısa bir süre sonra, ortada oturan Vi kalkar ve sessizce sahneyi terk eder.Nach kurzer Zeit steht die in der Mitte sitzende Mei auf und verlässt die Bühne.
İlişkilerinin ilk döneminde iki kere intihara kalkıştı.Vor Prozessbeginn misslangen ihm zwei Selbstmordversuche.
Uçak ertesi gün kalkacaktır.Dieser soll am folgenden Tag mit einem Flugzeug fortgebracht werden.
Kral, Parlamentodaki muhalif 5 vekili tutuklamaya kalkınca iç savaş patlak verir.Als Charles fünf Parlamentarier unter Arrest stellen lässt, kommt es zum Bürgerkrieg.
İyleşir, ayağa kalkar ve işlerine devam eder.Er steht auf und macht sich auf den Weg zur Arbeit.
Rüyasını gerçekleştirmeye kalkar.Die eigenen Träume verwirklichen.
Giysi iniş ve kalkış esnasında giyilmedi.Sie ist noch nicht angezogen und kann nicht sofort herunterkommen.
Kalk, kalk'ta bak, Isfahan mı güzel yoksa Semerkand mı?Seine Oberfläche ist glatt oder leicht uneben bis schwach aderig-rillig.
(Nasıl kalktınız?)Wo kommst du denn wech?
Thrór buranın da ele geçirildiğini anladığında ve terk etmeye kalkıştığında artık çok geç kalmıştı.Als Galilei den Ernst der Lage begreift und fliehen will, ist es bereits zu spät.
Tüm Dinozor türleri ortadan kalkmıştır.Alle Prolagus-Arten sind ausgestorben.
Toprak birkaç defa havaya kalktı ve oturdu.Sie hob mehrmals kurz ab und setzte wieder auf.
Ayrıca, çevre bakanı, ekonomik kalkınma bakanı, hükümet sekreterliği görevleri de yaptı.Doch das Schlimmste: Auch seine Frau arbeitete für das Ministerium für Staatssicherheit.
Hac için tekrar ihrama girinceye kadar hac yasakları kalkmıştır.Ihr sei jedoch die bis zur Gegenwart andauernde Verderbnis der Sitten gefolgt.
Scott arkasından onu takip etmeye kalkışır fakat Ray onu durdurur.Ihr gelingt die Flucht, doch Ray verfolgt sie.
Bütün adalar ortadan kalktı, dağlar yok oldu.Die Städte stürzen ein, alle Inseln und Berge verschwinden.
1921 yılında satıldı ve bir sonraki sene kullanımdan kalktı.Er wurde 1913 erbaut und im Folgejahr in Betrieb genommen.
1 Aralık 2011’den itibaren puan sistemi tamamen ortadan kalktı.Am 1. Mai löste sich das System komplett auf.
Gelin, her misafir için ayağa kalkmaya mecburdur.Die Anlage stiess bei seinen Gästen allenthalben auf Begeisterung.
Çeşitlilik ortadan kalkar.Vielfalt nutzen!
M2 Koru Metro istasyonundan kalkan 588 ve 589 nolu belediye otobüsleri ile ulaşım sağlanmaktadır.Er ist vom Zentralbahnhof aus mit den Stadtbuslinien 158 und 588 zu erreichen.
Kurduğu devlet de ortadan kalktı.Auch das stehende Heer wurde nicht aufgelöst.
Tam bunu deneyecekken Edward engellemeye kalkar.Edward versucht nicht mehr, sie aufzuhalten.
Bunların sonucu olarak da göz zevkini bozan şeyler ortadan kalkarlardı.Auch waren die Blicke jener gefürchtet, die zu ihrer Hinrichtung geführt wurden.
Yanında büyük bir kalkanı bulunur.Neben ihm liegt ein schwerer Knüppel.
Reagan'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert McFarlane ise intihara kalkıştı.Sicherheitsberater Robert McFarlane bekannte sich schuldig.
Nezihe Kalkan veya bilinen adıyla Nez, (d.Auf Basis der (missverstandenen, s. o.)
Peter kulüpte sarhoş olur ve sahnede espri yapmaya kalkışır.David wird daraufhin betrunken und setzt sich auf peinliche Weise öffentlich in Szene.
Yavru deve çok kısa süre içinde ayağa kalkıp annesini takip edebilir.Die Jungen sind Nestflüchter und können der Mutter binnen kurzer Zeit folgen.
Doktor kalkanı düzeltir.Lungenarzt korrigiert Zahlen.
Ayaklanana ya da isyana kalkışan askerleri ve asileri acımasızca cezalandırmıştır.Dies waren wehruntaugliche oder mit Zuchthaus bestrafte Soldaten und Wehrpflichtige.
Sabah kalktım anneme: -Ben İstanbul'a gidiyorum.Der Refrain beginnt mit den Versen: „Je m’en vais l’ dimanche à Orly.
Bu kanun ile, ülkenin bağımsızlığından önce geçmiş olan 1990 tarihli bayrak kanunu yürürlükten kalktı.Mit der Wiedervereinigung 1990 wurde diese staatsrechtliche Auffassung obsolet.
Altın Kalkan Projesi aynı yıl içinde başlatıldı.Der Baubeginn war im gleichen Jahr geplant.
Mustafa Sarısülük (Ethem Sarısülük'ün ağabeyi): "Oysa kalkacaktın.(Weiche von mir) wenn du gottesfürchtig bist!‘ 19 Er sagte: ‚(Du brauchst keine Angst vor mir zu haben.)
Bu pistten başkent Ulan Batur'a düzenli olarak uçak kalkışları gerçekleşmektedir.Von dort werden Inlandflüge in die Hauptstadt Ulan Bator durchgeführt.
Beyninden elektrik çıkarabilir ve elektrik kalkanları yapar.Süper zekaya sahiptir.Er verfügt über die Kraft, Energie auszusaugen und kann mit seinen Blitzen die Schwerkraft kontrollieren.
Dizi 14 Mayıs 2007'de resmî olarak yayından kalktı.Die Band löste sich am 14. November 2007 offiziell auf.
Türkiye'de kalkınma ajanslarının koordinasyonundan Kalkınma Bakanlığı sorumludur.In Österreich sind die Sicherheitsbehörden für die Sicherheitsverwaltung zuständig.
Geç Kalkolitik yerleşme ise "yeni bir yaşam sürecini" ifade etmektedir.Hier freut man sich somit besonders, wenn eine neue „Lebensform“ auftaucht.
Tüm vekiller ayağa kalkıp alkışlamaya başlar.Das Publikum applaudiert und erhebt sich.
2006 yılında idam tamamen kalktı.2006 erfolgte die komplette Abstufung.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod