kalkışma ile cümle

kalkışma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Böyle bir adama yardım etmeye kalkışmam.I cannot bring myself to help such a man.
Yeterince malzeme olmadan işe kalkışma.You can't make bricks without straw.
Diğer insanların eşyalarını çalmaya kalkışma!Don't attempt to steal other people's belongings!
Sakın bunu onlara sormaya kalkışmayın.Don't you dare ask them that.
Bunu tek başına yapmaya kalkışma.Don't attempt to do this by yourself.
Tom bile Mary'ye yardım etmeye kalkışmadı.Tom didn't even attempt to help Mary.
Görünen köye kılavuzluk etmeye kalkışmaktır.It occupies a commanding view of the village.
"Önemli işler yapmaya kalkışmadan önce iyice düşünmek gerekir.""Deep thought matters when you're contemplating what to do about things that matter."
- Demek istediğim şey, eğer zarar edeceğinizi biliyorsanız, bu işe kalkışmamalısınız. -I mean, if you know you're going to lose money, you shouldn't do it to begin with.
Sakın aileme anlatmaya kalkışma.Don't you dare tell my family.
Yoksul çocuklara satmaya kalkışma; nakitleri yok.Don't try to sell to the poor kids; they don't have cash.
Ona karşı bir hareket yapmaya kalkışma!Don't you dare make a move on her!
Bütün halk bunu duyup korkacak, bir daha saygısızlık etmeye kalkışmayacaktır.››All the people shall hear, and fear, and do no more presumptuously.
Artık Allah'a benzerler aramaya kalkışmayın; çünkü Allah bilir, siz ise bilmezsiniz.So do not invent similitudes for God. Indeed God knows, and you do not know.
"Allah'a karşı üstün gelmeye kalkışmayın; doğrusu ben size apaçık bir delil getirdim."Do not think yourselves to be above God: I have come to you with clear authority.
Ey inananlar, birbirinizi bırakıp da başkalarını dost edinmeye kalkışmayın.O believers, do not make others except your own people your confidants.
Özür dilemeye kalkışmayın, siz kafir oldunuz sözde iman ettikten sonra.Do not make excuses: You turned unbelievers after having come to faith.
Allah Teâlâ: “Kesin sesinizi, sakın bir daha Bana bir şey söylemeye kalkışmayın!” buyurur.He will say: "Remain condemned in it, and do not speak to Me.
Ey iman edenler, kadınlara zorla mirasçı olmaya kalkışmanız helal değildir.O People who Believe!
Onları sıkıntıya sokmak için zarar vermeye kalkışmayın.And if they are with burthen, expend on them until they lay down their burthen.
Bekleme süreleri dolmadan onlarla nikah bağını kurmaya kalkışmayın.And know that Allah knows what is in your minds, so fear Him.
Farz olan müddet geçmedikçe nikah bağını bağlamaya kalkışmayın.And do not confirm the marriage tie until the writing is fulfilled.
Farz olan bekleme müddeti dolmadan, nikah kıymaya kalkışmayın.And do not confirm the marriage tie until the writing is fulfilled.
Muzaffer Almanlar takibe kalkışmadılar.Die Deutschen suchen erfolglos nach ihnen.
Erişim tarihi: 17 Temmuz 2016. ^ "Başbakan Yıldırım'dan açıklama: Kalkışma bastırıldı, 161 şehit var".15 de julio de 2016. «Ex Canciller de la Puente confesó cómo cesó a 117 diplomáticos.».
Muzaffer Almanlar takibe kalkışmadılar.La meticolosità tedesca non si fermò qui.
Muzaffer Almanlar takibe kalkışmadılar.Встреченные немцы её не тронули.
Muzaffer Almanlar takibe kalkışmadılar.Os príncipes alemães não puderam fazer nada.
Bu türden bir kalkışmanın herhangi bir şekilde başarıya ulaşma şansının olmadığı da açıkça görülmüştür.De har undrat om någon överhuvudtaget kan uppnå ett så fullkomligt välbefinnande.
Muzaffer Almanlar takibe kalkışmadılar.Німці до справ вишколу не втручались.
Tom bile Mary'ye yardım etmeye kalkışmadı.Том навіть не намагався допомогти Мері.
Muzaffer Almanlar takibe kalkışmadılar.Nikdo Němce nelitoval.
Açıkça konmuş bir amaç ve planlanmış bir kalkışma buna eşlik etmiyordu.Nemají příliš rádi překvapení a vývoj věcí, který nebyl v plánu.
Ancak Japonların böyle bir şeye kalkışmalarının imkânsız olduğu sanılıyordu.Mereka beranggapan Jepang mustahil dapat membangun pesawat seperti itu.
Erişim tarihi: 17 Temmuz 2016. ^ "Başbakan Yıldırım'dan açıklama: Kalkışma bastırıldı, 161 şehit var".Truy cập ngày 21 tháng 7 năm 2016. ^ “Başbakan Yıldırım'dan açıklama: Kalkışma bastırıldı, 161 şehit var”.
Bu vesileyle ülkemizde gerçekleştirilmek istenen hain darbe kalkışmasının da köklerine iniyor.너희는 우리 구역에 침범하기 위한 구실로 이런 주장을 사용한다.
Anne ve babalar, bu dede ve ninelerin yanında çocuklarının eğitimine müdahale etmeye kalkışmazlar.그들은 부모나 어른에 대해서, 역시 그러한 지위 밖에 주어지지 않는다는 것이다.
Muzaffer Almanlar takibe kalkışmadılar.사기가 떨어진 독일군은 대응하지 않았다.
Anne ve babalar, bu dede ve ninelerin yanında çocuklarının eğitimine müdahale etmeye kalkışmazlar.Ne želim nikoga da sa svojim rodnim idiotizmom dolazi blizu mojoj djeci.
Bu türden bir kalkışmanın herhangi bir şekilde başarıya ulaşma şansının olmadığı da açıkça görülmüştür.Ei oldud kindlad, et selline totaalne treenimine ka edu toob.
23 yaşındaydım. Benim yaşımdaki hiç kimse... ...böyle bir şeye kalkışmamıştı.J'avais 23 ans et personne d'aussi jeune n'avait tenté une aventure pareille.
Anne, Seung Jo... Sakın aileme anlatmaya kalkışma.Mẹ à, Seung Jo ... <i>Cậu đừng có mà nói với gia đình mình.
Anne, Seung Jo... Sakın aileme anlatmaya kalkışma.Moeder, Seung is... <i>Durf het niet om het tegen mijn familie te vertellen...
Benim yaşımdaki hiç kimse... ...böyle bir şeye kalkışmamıştı.- 이와 비슷한 탐험을 시도해본 사람이 없었지요.
Benim yaşımdaki hiç kimse... ...böyle bir şeye kalkışmamıştı.Ninguém com a minha ida tentara nada como isto.
Benim yaşımdaki hiç kimse... ...böyle bir şeye kalkışmamıştı.Никой на моята възраст дори не беше опитвал такова нещо.
Benim yaşımdaki hiç kimse... ...böyle bir şeye kalkışmamıştı.לא ניסה שום דבר דומה לזה,
Benim yaşımdaki hiç kimse... ...böyle bir şeye kalkışmamıştı.قد حاول فعل شي كهذا،
Benim yaşımdaki hiç kimse... ...böyle bir şeye kalkışmamıştı.あっという間に、まずいことになる可能性があった
Boş odanız var mı? Seni uyarıyorum! Ona karşı bir hareket yapmaya kalkışma!빈 방있나?
Bütün halk bunu duyup korkacak, bir daha saygısızlık etmeye kalkışmayacaktır.››Aby všecken lid uslyšíce, báli se, a více v zpouru se nevydávali.
Bütün halk bunu duyup korkacak, bir daha saygısızlık etmeye kalkışmayacaktır.››afin que tout le peuple entende et craigne, et qu`il ne se livre plus à l`orgueil.
Bütün halk bunu duyup korkacak, bir daha saygısızlık etmeye kalkışmayacaktır.››A počuje to všetok ľud, a budú sa báť a nedopustia sa viacej spúry.
Bütün halk bunu duyup korkacak, bir daha saygısızlık etmeye kalkışmayacaktır.››Cả dân sự sẽ nghe điều ấy và bắt sợ, không còn buông theo sự kiêu ngạo nữa.
Bütün halk bunu duyup korkacak, bir daha saygısızlık etmeye kalkışmayacaktır.››Cả dân_sự sẽ nghe điều ấy và bắt sợ , không còn buông theo sự kiêu_ngạo nữa .
Bütün halk bunu duyup korkacak, bir daha saygısızlık etmeye kalkışmayacaktır.››daß es alles Volk höre und sich fürchte und nicht mehr vermessen sei.
Bütün halk bunu duyup korkacak, bir daha saygısızlık etmeye kalkışmayacaktır.››Doskonałym będziesz przed Panem, Bogiem twoim.
Bütün halk bunu duyup korkacak, bir daha saygısızlık etmeye kalkışmayacaktır.››És mind az egész nép hallja, és féljen, hogy elbizakodottan senki ne cselekedjék többé.
Bütün halk bunu duyup korkacak, bir daha saygısızlık etmeye kalkışmayacaktır.››E todo o povo, ouvindo isso, temerá e nunca mais se ensoberbecerá.
Bütün halk bunu duyup korkacak, bir daha saygısızlık etmeye kalkışmayacaktır.››In vse ljudstvo naj to sliši in se boji, in nikoli več naj ne ravna predrzno.

İlgili Sayfalar