Sus Kalesinde beş yüz kişiyi öldürüp yok ettiler.В Сузах, городе престольном, умертвили Иудеи и погубили пятьсот человек;
Sus Kalesinde beş yüz kişiyi öldürüp yok ettiler.И в столицата Суса юдеите, избиха и погубиха петстотин мъже.
Sus Kalesinde beş yüz kişiyi öldürüp yok ettiler.ובשושן הבירה הרגו היהודים ואבד חמש מאות איש׃
Sus Kalesinde beş yüz kişiyi öldürüp yok ettiler.وقتل اليهود في شوشن القصر واهلكوا خمس مئة رجل.
Sus Kalesinde beş yüz kişiyi öldürüp yok ettiler.在 書 珊 城 、 猶 大 人 殺 滅 了 五 百 人
Sus Kalesinde beş yüz kişiyi öldürüp yok ettiler.在 書珊城 、 猶大人 殺滅 了 五百 人
Sus Kalesinde öldürülenlerin sayısı aynı gün krala bildirildi.Azon a napon megtudá a király a Susán várában megöletteknek számát.
Sus Kalesinde öldürülenlerin sayısı aynı gün krala bildirildi.Ce jour-là, le nombre de ceux qui avaient été tués dans Suse, la capitale, parvint à la connaissance du roi.
Sus Kalesinde öldürülenlerin sayısı aynı gün krala bildirildi.Die avond berichtte men de koning hoeveel mensen in Susan waren omgekomen.
Sus Kalesinde öldürülenlerin sayısı aynı gün krala bildirildi.Dne toho, když se donesl krále počet zmordovaných v Susan městě královském,
Sus Kalesinde öldürülenlerin sayısı aynı gün krala bildirildi.El mismo día llegó al rey el número de los muertos en Susa, la capital
Sus Kalesinde öldürülenlerin sayısı aynı gün krala bildirildi.În ziua aceea, numărul celor ce fuseseră ucişi în capitala Susa a ajuns la cunoştinţa împăratului.
Sus Kalesinde öldürülenlerin sayısı aynı gün krala bildirildi.그 날에 도성 수산에서 도륙한 자의 수효를 왕께 고하니
Sus Kalesinde öldürülenlerin sayısı aynı gün krala bildirildi.Nesse mesmo dia veio ao conhecimento do rei o número dos mortos em Susã, a capital.
Sus Kalesinde öldürülenlerin sayısı aynı gün krala bildirildi.Onegoż dnia, gdy przyniesiono liczbę pobitych w Susan, mieście królewskiem, przed króla,
Sus Kalesinde öldürülenlerin sayısı aynı gün krala bildirildi.Pada hari itu juga orang melaporkan kepada raja jumlah orang-orang yang terbunuh di Susan
Sus Kalesinde öldürülenlerin sayısı aynı gün krala bildirildi.Samma dag fick konungen veta huru många som hade blivit dräpta i Susans borg.
Sus Kalesinde öldürülenlerin sayısı aynı gün krala bildirildi.Samme dag fikk kongen vite tallet på dem som var drept i borgen Susan.
Sus Kalesinde öldürülenlerin sayısı aynı gün krala bildirildi.Samme dag kom Tallet på dem, der var dræbt i Borgen Susan, Kongen for Øre.
Sus Kalesinde öldürülenlerin sayısı aynı gün krala bildirildi.Sinä päivänä tuli Suusanin linnassa tapettujen luku kuninkaan tietoon.
Sus Kalesinde öldürülenlerin sayısı aynı gün krala bildirildi.Tisti dan so poročali število pomorjenih v gradu Susanu pred kraljem.
Sus Kalesinde öldürülenlerin sayısı aynı gün krala bildirildi.Toho dňa, keď prišiel počet pobitých na hrade Súsane pred kráľa,
Sus Kalesinde öldürülenlerin sayısı aynı gün krala bildirildi.Trong ngày đó , người_ta đem cho vua hay số những kẻ bị giết trong kinh_đô Su-sơ .
Sus Kalesinde öldürülenlerin sayısı aynı gün krala bildirildi.Trong ngày đó, người ta đem cho vua hay số những kẻ bị giết trong kinh đô Su-sơ.
Sus Kalesinde öldürülenlerin sayısı aynı gün krala bildirildi.Zu derselben Zeit kam die Zahl der Erwürgten zu Schloß Susan vor den König.
Sus Kalesinde öldürülenlerin sayısı aynı gün krala bildirildi.Εν τη ημερα εκεινη ο αριθμος των φονευθεντων εν Σουσοις τη βασιλευουση εφερθη ενωπιον του βασιλεως.
Sus Kalesinde öldürülenlerin sayısı aynı gün krala bildirildi.В тот же день донесли царю о числе умерщвленных в Сузах, престольном городе.
Sus Kalesinde öldürülenlerin sayısı aynı gün krala bildirildi.На същия ден, като доложиха пред царя числото на избитите в столицата Суса,
Sus Kalesinde öldürülenlerin sayısı aynı gün krala bildirildi.ביום ההוא בא מספר ההרוגים בשושן הבירה לפני המלך׃
Sus Kalesinde öldürülenlerin sayısı aynı gün krala bildirildi.في ذلك اليوم أتي بعدد القتلى في شوشن القصر الى بين يدي الملك.
Sus Kalesinde öldürülenlerin sayısı aynı gün krala bildirildi.當 日 將 書 珊 城 被 殺 的 人 數 、 呈 在 王 前
Sus Kalesinde öldürülenlerin sayısı aynı gün krala bildirildi.當日將書 珊城 被 殺 的 人數 、 呈 在 王前
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.( 39 : 31 ) Nó ở trong bàn_thạch , đậu trên chót_vót hòn đá , Tại trên đỉnh núi không ai leo lên được .
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.(39:31) Nó ở trong bàn thạch, đậu trên chót vót hòn đá, Tại trên đỉnh núi không ai leo lên được.
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.Abita le rocce e passa la notte sui denti di rupe o sui picchi
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.A trombitaszóra nyerítéssel felel; messzirõl megneszeli az ütközetet, a vezérek lármáját és a csatazajt.
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.Di puncak gunung batu ia membangun rumahnya; ujung batu-batu yang runcing menjadi bentengnya
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.El locuieşte în stînci, acolo îşi are locuinţa, pe vîrful zimţat al stîncilor şi pe vîrful munţilor.
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.En las peñas habita y pernocta en la cumbre de la peña, en lugar inaccesible
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.et Stød i Hornet, straks siger den: Huj! Den vejrer Kamp i det fjerne, Kampskrig og Førernes Råb.
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.För var basunstöt frustar han: Huj! Ännu i fjärran vädrar han striden, anförarnas rop och larmet av härskrin.
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.Hver gang luren lyder, sier den: Hui! Og langt borte værer den striden, høvedsmenns tordenrøst og hærskrik.
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.In den Felsen wohnt er und bleibt auf den Zacken der Felsen und auf Berghöhen.
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.그것이 낭떠러지에 집을 지으며 뾰족한 바위 끝이나 험준한데 거하며
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.Mora nas penhas e ali tem a sua pousada, no cume das penhas, no lugar seguro.
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.Na opoce mieszka, i bawi się na ostrej skale, jako na zamku.
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.Na skále přebývá, přebývá na špičaté skále jako na hradě,
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.Prebýva na skale a hniezdi na výčnelku skaly, a to jako na hrade.
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.V skalah prebiva in gnezdi po pečinah in planinskih vrheh.
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.Κατοικει επι βραχου και διατριβει, επι αποτομου βραχου και επι αβατων τοπων
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.Живее по канарите, и там се помещава, По върховете на скалите, и по непроходимите места.
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.Он живет на скале и ночует на зубце утесов и на местах неприступных;
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.סלע ישכן ויתלנן על שן סלע ומצודה׃
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.يسكن الصخر ويبيت على سن الصخر والمعقل.
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.他 住 在 山 巖 、 以 山 峰 和 堅 固 之 所 為 家
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.他 住在 山巖 、 以 山峰 和 堅固 之所為家
Ve tabi ki labirentteki hedefi sudan çıkıp bu ışık kalesinin altındaki küçük bir bölgeye gitmek.A célja ennek a labirintusnak, természetesen, az hogy kikerüljön a vízből a szárazra, ami a fény alatti rész.
Ve tabi ki labirentteki hedefi sudan çıkıp bu ışık kalesinin altındaki küçük bir bölgeye gitmek.Jejím cílem je dostat se z vody na stupínek, který je u osvětleného východu.
Ve tabi ki labirentteki hedefi sudan çıkıp bu ışık kalesinin altındaki küçük bir bölgeye gitmek.물론, 미로 끝에는 물에서 나갈 수 있어 위에 빛나는 포트 밑에 있는 작은 플랫폼으로 갈 수 있습니다.
Ve tabi ki labirentteki hedefi sudan çıkıp bu ışık kalesinin altındaki küçük bir bölgeye gitmek.O objetivo é sair da água e ir para uma pequena plataforma que está sob a porta iluminada.