O eski bir kale.That is an old castle.
O bir kurşun kalem.That is a pencil.
Bir kale içinde bir kral yaşarmış.There lived a king in an old castle.
O kale güzel.That castle is beautiful.
O kale eski antik çağda inşa edilmiştir.That castle was built in ancient times.
O kalem bundan daha pahalıdır.That pen is more expensive than this one.
Kaç tane kurşun kalemin var?How many pencils do you have?
Bir kurşun kalemin var mı?Do you have a pencil?
Onu kurşun kalemle yazın.Write it in pencil.
Bir sürü kalemin var mı?Do you have a lot of pens?
Senin üç dolma kalemin var.You have three pens.
Doğum günü hediyen olarak sana bir dolma kalem aldım.I bought a pen for your birthday present.
Mavi kalemini yanlış yere koydum.I misplaced your blue pen.
Bana kurşun kalemini ödünç verir misin?Will you lend me your pencil?
Kurşun kalemini kullanabilir miyim?Could I use your pencil?
Hangisi senin kalemin?Which is your pen?
"Sizin kaleminizi kullanabilir miyim?" "Tabii, buyurun.""May I use your pencil?" "Sure go ahead."
"Bana yazacak bir şeyler verin." "Bu tükenmez kalem işe yarar mı? ""Give me something to write with." "Will this ball-point pen do?"
"Dolma kalemin var mı?" "Evet, bir tane var.""Do you have a pen?" "Yes, I have one."
"Ben bu kalemi kullanabilir miyim?" "Evet, kullanabilirsin.""May I use this pencil?" "Yes, you may."
"Bu kalemi ödünç alabilir miyim?" "Tabii, alın.""May I borrow this pen?" "Sure, go ahead."
Ordu kaleyi birkaç gün kuşattı.The army besieged the castle for many days.
Nehrin yakınında eski bir kale duruyor.An old castle stands near the river.
Bu günlerde az sayıda öğrenci kurşun kalem kullanıyor.Few students use pencils these days.
Dağın eteğinde eski bir kale vardır.There is an old castle at the foot of the mountain.
Üzgünüm, yazmaya kalemim yok.I'm sorry I have no pencil to write with.
Ne yazık ki kaleyi görme şansım yoktu.Unfortunately, I didn't get the chance to see the castle.
Çocuklar sahilde kumdan kaleler inşa ediyorlar.The children are building sand castles on the beach.
Paris'te satın aldığım bu dolma kalemdi.It was this fountain pen that I bought in Paris.
Doğduğum kasaba eski kalesiyle ünlüdür.The town in which I was born is famous for its old castle.
Kaleler ve krallar hakkında konuştuk.We talked about cabbages and kings.
Önümüzde bir kale gördük.We saw a castle ahead of us.
Yarın Osaka Kalesi'ne bir okul gezisine gidiyoruz.We are going on a school trip to Osaka Castle tomorrow.
Lütfen bu kalemi bana ver.Please give me this pen.
Mektubumu yazmak için hiç kalemim yok.I have no pen to write my letter with.
Yazmak için kurşun kalemim yok.I have no pencil to write with.
İstediğin zaman dolma kalemimi kullanabilirsin.You may use my pen at any time.
Dolma kalemim eski. Yeni bir tane istiyorum.My pen is old. I want a new one.
Benim kalemim aranmalı.My pen must be looked for.
Benim kalemimi kullanma.Don't use my pen.
Sen benim kalemimi kullanabilirsin.You may use my pen.
Planım İskoçya'daki eski kaleleri ziyaret etmektir.My plan is visiting old castles in Scotland.
Kullanmadığım herhangi bir kalemi kullanabilirsin.You can use whichever pen I'm not using.
Benim şehrimde büyük bir kale vardı.There was a large castle in my city.
Kalemimi çaldırdım.I had my pen stolen.
Ben Azuchimomoyama Kalesini severim.I like Azuchimomoyama Castle.
Kaleleri severim.I like castles.
Hiç kalemim yok.I don't have any pens.
Birkaç kalemim var.I have a few pens.
Bir sürü kalemim var.I have a lot of pencils.
Bir bıçakla kalemi yonttum.I sharpened a pencil with a knife.
Dolma kalemlere, defterlere ve buna benzer şeylere ihtiyacım var.I need pens, notebooks and so on.
Dolma kalemimi kaybettim.I had lost my pen.
Kalemimi kaybettim. Onu aramama yardım eder misin?I have lost my pen. Will you help me look for it?
Ben bir dolma kaleme sahibim.I have a pen.
Kalemi almak için eğildim.I bent over to pick up the pen.
Kalemimi arıyorum.I'm looking for my pen.
Bir dolma kalem aldım fakat onu kaybettim.I bought a pen, but I lost it.
İki düzine kalem satın aldım.I bought two dozen pencils.
Kurşun kalemimi keskinleştirmek için bir bıçak istiyorum.I want a knife to sharpen my pencil with.