kaldım ile cümle
kaldım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Taksi olmadığı için eve yürümek zorunda kaldım.Since there was no taxi, I had to walk home.
Son otobüsü kaçırdım ve eve yağmur altında yürüyerek gitmek zorunda kaldım.I missed the last bus and had to walk home in the rain.
Ben yatağa geç gittim ve ilk trene geç kaldım.I went to bed late and was late for the first train.
Onların performanslarından memnun kaldım.I'm pleased with their performance.
İstediğimden ve düşündüğümden daha çok kaldım.I stayed longer than I thought I would.
Onu yapmak zorunda kaldım.I was forced to do it.
Güzel bir otelde kaldım.I stayed at a nice hotel.
Ucuz bir otelde kaldım.I stayed at a cheap hotel.
Ben istifa etmek zorunda kaldım.I was forced to resign.
Onun adını ve telefon numarasını yazmak zorunda kaldım.I had to write his name and his phone number.
Matematik sevmememe rağmen logaritma okumak zorunda kaldım.Although I didn't like math, I had to study logarithms.
Ben Varşova'yı terk etmek ve geçimimi başka bir yerde sağlamak zorunda kaldım.I had to leave Warsaw and make my living somewhere else.
Challah o kadar lezzetliydi ki sadece ondan tarifeyi istemek zorunda kaldım.The challah was so delicious that I just had to ask her for the recipe.
Kazara hamile kaldım.I got pregnant accidentally.
Dinlenmek için evde kaldım.I stayed home to rest.
Zaten geç kaldım.I am already late.
Durdurmak zorunda kaldım.I had to stop.
İşe geç kaldım.I'm late for work.
Bugün osurmak zorunda kaldım.Today I had to fart.
Meşgul etmek zorunda kaldım, bu yüzden ne olduğu hakkında düşünmedim.I had to keep busy, so I wouldn't think about what had happened.
Tom'a bir şey göstermek zorunda kaldım.I had to show Tom something.
Onun önünde öfkemi bastırmak zorunda kaldım.I had to stifle my anger in front of him.
Ben hayatta kaldım.I survived.
Onu yataktan dışarıya sürüklemek zorunda kaldım.I had to drag him out of bed.
Gerçeği söylemek zorunda kaldım.I had to tell the truth.
Bavulumu açmak zorunda kaldım.I had to open my suitcase.
Tom'la şimdiye kadar ilk defa yalnız kaldım.That was the first time I was ever alone with Tom.
Baştan başlamak zorunda kaldım ve ben bundan hiç hoşlanmadım.I had to start from the beginning, and I didn't like that at all.
Geç kaldım.I was late.
Kapıda kaldım.I'm locked out.
Çok denedim ama vazgeçmek zorunda kaldım.I tried hard, but I had to give up.
Parasız kaldım.I'm in a jam.
Dün o kadar çok soğuktu ki evde kaldım.Yesterday it was so cold that I stayed home.
Bütün rengarenk çiçeklerin güzelliklerine hayran kaldım.I admired the beauty of all the colorful flowers.
Tom'un cevabı için uzun süre beklemek zorunda kaldım fakat o buna değdi.I had to wait for Tom's reply for a long time, but it was worth it.
Sanırım biraz geç kaldım.I guess I'm a little late.
Onu kabul etmek zorunda kaldım.I had to accept it.
Hemen hareket etmek zorunda kaldım.I had to act at once.
Çabuk hareket etmek zorunda kaldım.I had to act quickly.
Tom'un bacağını kesmek zorunda kaldım.I had to amputate Tom's leg.
Tom'u tutuklamak zorunda kaldım.I had to arrest Tom.
Tom için uçak rezervasyonu yaptırmak zorunda kaldım.I had to book a flight for Tom.
Ödemek için yeterli paramız olmadığı için o siparişi iptal etmek zorunda kaldım.I had to cancel that order because we didn't have enough money to pay for it.
Tom'u yatağa götürmek zorunda kaldım.I had to carry Tom to bed.
Tom'u üst kata götürmek zorunda kaldım.I had to carry Tom upstairs.
Tom'un bavulunu onun için taşımak zorunda kaldım.I had to carry Tom's suitcase for him.
Giydiğim şey durum için uygun olmadığından dolayı elbiseleri değiştirmek zorunda kaldım.I had to change clothes because what I was wearing wasn't appropriate for the situation.
Ben çitin üzerinden tırmanmak zorunda kaldım.I had to climb over the fence.
Çitin altından sürünmek zorunda kaldım.I had to crawl under the fence.
Tom'un icabına bakmak zorunda kaldım.I had to deal with Tom.
Bunu kendi başıma yapmak zorunda kaldım.I had to do it by myself.
Onu yalnız başıma yapmak zorunda kaldım.I had to do it by myself.
Görevimi yapmak zorunda kaldım.I had to do my duty.
Okuldan ayrılıp bir iş bulmak zorunda kaldım.I had to drop out of college and get a job.
Tom'un ofisine bir şey bırakmak zorunda kaldım.I had to drop something off at Tom's office.
Tom'u okula bırakmak zorunda kaldım.I had to drop Tom off at school.
Boston'dan kaçmak zorunda kaldım.I had to get away from Boston.
Herkesin dikkatini çekmek zorunda kaldım.I had to get everyone's attention.
Ben evden çıkmak zorunda kaldım.I had to get out of the house.
Biraz para almak zorunda kaldım.I had to get some money.
İlgili Sayfalar