kaldılar ile cümle

kaldılar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bankacılar kredi alanlarla birlikte kaldılar.Os banqueiros acompanhavam os destinatários dos empréstimos.
Bankacılar kredi alanlarla birlikte kaldılar.Para bankir tersebut tetap setia melayani nasabah pinjaman mereka.
Bankacılar kredi alanlarla birlikte kaldılar. Sonradan satmak için kredi yapmadılar.ריבית ברירת-המחדל היתה מאוד נמוכה.
Bankacılar kredi alanlarla birlikte kaldılar.Οι τραπεζίτες παρέμειναν με τους αρχικούς δανειολήπτες.
Bankacılar kredi alanlarla birlikte kaldılar.Банкерите останали с получателите на заема.
Bankacılar kredi alanlarla birlikte kaldılar.Банкиры работали с получателями ссуд.
Bankacılar kredi alanlarla birlikte kaldılar.وبقي المصرفيون مع الدائنين
Bankacılar kredi alanlarla birlikte kaldılar.ローンを組んだ後で債権を売ってしまう代わりに
Bence onlar çok geride kaldılar.1つの例をお話ししましょう
Bence onlar çok geride kaldılar.Credo che stiano facendo mangiar loro un bel po' di polvere.
Bence onlar çok geride kaldılar.Eh bien je crois qu'ils sont largués.
Bence onlar çok geride kaldılar.Ei bine, cred că ei rămân cu mult în urmă
Bence onlar çok geride kaldılar.Eu creio que eles estão a ficar bastante para trás.
Bence onlar çok geride kaldılar.Ich denke, sie fallen weit zurück.
Bence onlar çok geride kaldılar.Jag tror att de halkar långt efter.
Bence onlar çok geride kaldılar.Já si myslím, že jsou hodně pozadu.
Bence onlar çok geride kaldılar.Jeg tror, at de halter langt bagud.
Bence onlar çok geride kaldılar.글쎄요, 제 생각에 그들은 한참 뒤에 남겨지고 있습니다
Bence onlar çok geride kaldılar.Me temo que se están quedando bastante atrás.
Bence onlar çok geride kaldılar.Saya percaya mereka tertinggal sangat jauh.
Bence onlar çok geride kaldılar.Tôi tin rằng bọn họ đang bị bỏ xa.
Bence onlar çok geride kaldılar.Uważam, że pozostają oni daleko w tyle.
Bence onlar çok geride kaldılar.Wel, ik geloof dat ze ver achterop raken.
Bence onlar çok geride kaldılar.Πιστεύω λοιπόν ότι μένουν πολύ πίσω.
Bence onlar çok geride kaldılar.Ами смятам, че те остават далеч назад.
Bence onlar çok geride kaldılar.Я считаю, что они остаются далеко позади.
Bence onlar çok geride kaldılar.ובכן, לדעתי זה מותיר אותם הרחק מאחור.
Bence onlar çok geride kaldılar.حسناً أنا أعتقد أنهم متروكين بعيداً فى الخلف .
"Benim güzel annemin aileside soykırım dan dolayı... ...Rusya' dan kaçmak zorunda kaldılar.Also, "Die Familie meiner wunderschönen Mutter ist ebenfalls aus Russland geflohen, es gab zu viele Progrome.
"Benim güzel annemin aileside soykırım dan dolayı... ...Rusya' dan kaçmak zorunda kaldılar."Anche la famiglia della mia bellissima mamma scappò dalla Russia, troppi pogrom.
"Benim güzel annemin aileside soykırım dan dolayı... ...Rusya' dan kaçmak zorunda kaldılar.Así que, "La familia de mi bella madre también se escapó de Rusia, había demasiados motines.
"Benim güzel annemin aileside soykırım dan dolayı... ...Rusya' dan kaçmak zorunda kaldılar.Donc, " La merveilleuse famille de ma mère a aussi fuit la Russie, trop de pogroms.
"Benim güzel annemin aileside soykırım dan dolayı... ...Rusya' dan kaçmak zorunda kaldılar."Familia frumoasei mele mame a fugit și ea din Rusia, prea multe pogromuri.
"Benim güzel annemin aileside soykırım dan dolayı... ...Rusya' dan kaçmak zorunda kaldılar."Gia đình mẹ tôi cũng trốn tới Nga, quá nhiều cuộc sát hại người Do Thái.
"Benim güzel annemin aileside soykırım dan dolayı... ...Rusya' dan kaçmak zorunda kaldılar."Gyönyörű anyám családja is kimenekült Oroszországból, túl sok volt a pogrom.
"Benim güzel annemin aileside soykırım dan dolayı... ...Rusya' dan kaçmak zorunda kaldılar."Het gezin van mijn mooie moeder ontvluchtte Rusland eveneens. Te veel pogroms.
"Benim güzel annemin aileside soykırım dan dolayı... ...Rusya' dan kaçmak zorunda kaldılar."제 아름다운 어머니의 가족들도 또한 러시아로부터 도망쳤습니다. 학살이 너무 많았습니다.
"Benim güzel annemin aileside soykırım dan dolayı... ...Rusya' dan kaçmak zorunda kaldılar.Więc: "Rodzina mojej pięknej matki też uciekła z Rosji, było zbyt wiele pogromów.
"Benim güzel annemin aileside soykırım dan dolayı... ...Rusya' dan kaçmak zorunda kaldılar."Семейството на моята красива майка също избягало от Русия, твърде много погроми.
"Benim güzel annemin aileside soykırım dan dolayı... ...Rusya' dan kaçmak zorunda kaldılar."Семья моей красивой матери тоже спасалась бегством из России, слишком много было погромов.
"Benim güzel annemin aileside soykırım dan dolayı... ...Rusya' dan kaçmak zorunda kaldılar.אז, "המשפחה של אמי היפה נמלטה גם היא מרוסיה. יותר מדי פוגרומים.
"Benim güzel annemin aileside soykırım dan dolayı... ...Rusya' dan kaçmak zorunda kaldılar.اذا، "فرت أسرة أمي الجميلة أيضاً من روسيا، الكثير من المذابح.
"Benim güzel annemin aileside soykırım dan dolayı... ...Rusya' dan kaçmak zorunda kaldılar.頻繁に起きるユダヤ人大虐殺のため 掘っ立て小屋や ブルーベリーや ガチョウやスルチ川を後にして
Benimle mutabık kaldılar.Fizeram-no.
Benimle mutabık kaldılar.Sie stimmten mir zu.
Benimle mutabık kaldılar. Sonraki yıllarda hasarı gidermek için 40,000 fil vurduk.Concordarono con me, e negli anni successivi, uccidemmo 40.000 elefanti per cercare di fermare i danni.
Benimle mutabık kaldılar. Sonraki yıllarda hasarı gidermek için 40,000 fil vurduk.De höll med mig, och de följande åren, sköt vi 40 000 elefanter i ett försök att stoppa skadegörelsen.
Benimle mutabık kaldılar. Sonraki yıllarda hasarı gidermek için 40,000 fil vurduk.Egyetértettek velem, és a rákövetkező években 40 000 elefántot lőttünk ki, hogy megállítsuk a pusztulást.
Benimle mutabık kaldılar. Sonraki yıllarda hasarı gidermek için 40,000 fil vurduk.Souhlasili se mnou a v následujících letech jsme zastřelili 40 000 slonů, ve snaze zastavit škodu.
Benimle mutabık kaldılar. Sonraki yıllarda hasarı gidermek için 40,000 fil vurduk.Бяха съгласни с мен и през следващите няколко години застреляхме 40 000 слона в опит да спрем вредата.
Beş gün boyunca rahip ve adamları kaktüslerle beslenmek zorunda kaldılar bu kara iguanaları da bunları yer5 дней епископ и его люди были вынуждены есть побеги кактусов, чтобы побороть чувство голода.
Beş gün boyunca rahip ve adamları kaktüslerle beslenmek zorunda kaldılar bu kara iguanaları da bunları yerPět dní musel biskup přežívat na kaktusových listech. Leguáni galapážští nejedí téměř nic jiného.
Beş gün boyunca rahip ve adamları kaktüslerle beslenmek zorunda kaldılar bu kara iguanaları da bunları yerΕπί 5 μέρες ο Επίσκοπος έζησε με κάκτους... οι χερσαίες ιγουάνες δεν έτρωγαν και κάτι άλλο.
Beş gün boyunca rahip ve adamları kaktüslerle beslenmek zorunda kaldılar bu kara iguanaları da bunları yerבמשך חמישה ימים נאלץ הבישוף .לשרוד על רפידות הקקטוס האיגואנות היבשתיות האלה אוכלות באופן אחר
Beş gün boyunca rahip ve adamları kaktüslerle beslenmek zorunda kaldılar bu kara iguanaları da bunları yerلـ5 أيام الأسقف أجبر للبقاء على وسادات الصبّار هذه أرض الإغوانة والأكل القليل الآخر
Birazcık kısaltmak zorunda kaldılar. Ambalajlama çok maliyetli oluyordu.Ils ont du le raccourcir un peu. ça revenait trop cher en emballage.
Birazcık kısaltmak zorunda kaldılar.Hanno dovuto ridurlo un pochino.
Birazcık kısaltmak zorunda kaldılar.Sie musste es etwas kleiner machen.
Birazcık kısaltmak zorunda kaldılar.Χρειαζόταν να το μικρύνουν λιγάκι.
Birazcık kısaltmak zorunda kaldılar.Они его немного уменьшили.
İlgili Sayfalar