kaldılar ile cümle

kaldılar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Krallar kimi kent devletlerine ayrıcalıklar vermek zorunda kaldılar.Normanni isandatel olid Walesi vürstidega sarnased õigused.
Açıklanan okul bırakma oranını bu takip yapıldıktan sonra %30'un üzerine çıkarmak zorunda kaldılar.그래서 중퇴율 집계가 끝나자마자 숫자를 바꿔야 했습니다. 30%도 넘게 말이죠.
Açıklanan okul bırakma oranını bu takip yapıldıktan sonra %30'un üzerine çıkarmak zorunda kaldılar.A nyomonkövetés eredményeként a kiesettek száma a valós értékhez, a 30%-hoz közelít majd.
Açıklanan okul bırakma oranını bu takip yapıldıktan sonra %30'un üzerine çıkarmak zorunda kaldılar.Au trebuit sa mareasca rata de renuntare oficiala de indata ce au facut aceasta statistica la peste 30 %
Açıklanan okul bırakma oranını bu takip yapıldıktan sonra %30'un üzerine çıkarmak zorunda kaldılar.Eles tiveram de aumentar a taxa de abandono citada assim que isso foi tido em conta para mais de 30 por cento.
Açıklanan okul bırakma oranını bu takip yapıldıktan sonra %30'un üzerine çıkarmak zorunda kaldılar.Nên họ phải nâng tỷ lệ bỏ học của bang ngay khi việc theo dõi hoàn tất lên trên 30%.
Açıklanan okul bırakma oranını bu takip yapıldıktan sonra %30'un üzerine çıkarmak zorunda kaldılar.Po zebraniu tych informacji trzeba było podnieść wskaźnik ilości spadków do ponad 30%.
Açıklanan okul bırakma oranını bu takip yapıldıktan sonra %30'un üzerine çıkarmak zorunda kaldılar.Sie mussten die gemeldete Abbruchrate erhöhen sobald früher verfolgt wurde bis über 30 Prozent.
Açıklanan okul bırakma oranını bu takip yapıldıktan sonra %30'un üzerine çıkarmak zorunda kaldılar.הם נאלצו להעלות את שיעור הנשירה המוצהר מיד לאחר מעקב זה ליותר משלושים אחוז.
Açıklanan okul bırakma oranını bu takip yapıldıktan sonra %30'un üzerine çıkarmak zorunda kaldılar.وسيضطرون لرفع معدل المنسحبين المذكور بمجرد حدوث عملية المراقبة إلى أكثر من 30%
Açıklanan okul bırakma oranını bu takip yapıldıktan sonra %30'un üzerine çıkarmak zorunda kaldılar.中退率を3割以上に 引き上げなければなりませんでした。 白人以外の生徒の場合、中退率は5割を超えます。
Adamlar Davutun yanında üç gün kaldılar. Orada yiyip içtiler. Gereksinimlerini yakınları sağlamıştı.A boli tam s Dávidom tri dni jediac a pijúc, lebo im pripravili ich bratia.
Adamlar Davutun yanında üç gün kaldılar. Orada yiyip içtiler. Gereksinimlerini yakınları sağlamıştı.Au stat acolo trei zile cu David, mîncînd şi bînd, căci fraţii lor le pregătiseră de mîncare.
Adamlar Davutun yanında üç gün kaldılar. Orada yiyip içtiler. Gereksinimlerini yakınları sağlamıştı.Chúng ở lại với vua Ða - vít ba ngày và ăn_uống ; vì anh_em của chúng đã sắm sẵn cho .
Adamlar Davutun yanında üç gün kaldılar. Orada yiyip içtiler. Gereksinimlerini yakınları sağlamıştı.Chúng ở lại với vua Ða-vít ba ngày và ăn uống; vì anh em của chúng đã sắm sẵn cho.
Adamlar Davutun yanında üç gün kaldılar. Orada yiyip içtiler. Gereksinimlerini yakınları sağlamıştı.De blev der hos David i tre Dage og spiste og drak, thi deres Brødre havde forsynet dem;
Adamlar Davutun yanında üç gün kaldılar. Orada yiyip içtiler. Gereksinimlerini yakınları sağlamıştı.E estiveram ali com Davi três dias, comendo e bebendo, pois seus irmãos lhes tinham preparado as provisões.
Adamlar Davutun yanında üç gün kaldılar. Orada yiyip içtiler. Gereksinimlerini yakınları sağlamıştı.És ott maradának Dáviddal harmadnapig, s esznek és isznak vala; mert az õ atyjokfiai készítettek vala nékik;
Adamlar Davutun yanında üç gün kaldılar. Orada yiyip içtiler. Gereksinimlerini yakınları sağlamıştı.I byli tam z Dawidem przez trzy dni jedząc i pijąc, bo im byli nagotowali bracia ich.
Adamlar Davutun yanında üç gün kaldılar. Orada yiyip içtiler. Gereksinimlerini yakınları sağlamıştı.I byli tu s Davidem tři dni, jedouce a pijíce, nebo jim byli připravili bratří jejich.
Adamlar Davutun yanında üç gün kaldılar. Orada yiyip içtiler. Gereksinimlerini yakınları sağlamıştı.Ils furent là trois jours avec David, mangeant et buvant, car leurs frères leur avaient préparé des vivres.
Adamlar Davutun yanında üç gün kaldılar. Orada yiyip içtiler. Gereksinimlerini yakınları sağlamıştı.무리가 거기서 다윗과 함께 사흘을 지내며 먹고 마셨으니 이는 그 형제가 이미 식물을 예비하였음이며
Adamlar Davutun yanında üç gün kaldılar. Orada yiyip içtiler. Gereksinimlerini yakınları sağlamıştı.Och de voro där hos David i tre dagar och åto och drucko, ty deras bröder hade försett dem med livsmedel.
Adamlar Davutun yanında üç gün kaldılar. Orada yiyip içtiler. Gereksinimlerini yakınları sağlamıştı.Og de var der hos David i tre dager og åt og drakk; for deres landsmenn hadde laget til måltid for dem.
Adamlar Davutun yanında üç gün kaldılar. Orada yiyip içtiler. Gereksinimlerini yakınları sağlamıştı.Und sie waren daselbst bei David drei Tage, aßen und tranken; denn ihre Brüder hatten für sie zubereitet.
Adamlar Davutun yanında üç gün kaldılar. Orada yiyip içtiler. Gereksinimlerini yakınları sağlamıştı.Y estuvieron allí con David tres días comiendo y bebiendo, porque sus hermanos habían provisto para ellos
Adamlar Davutun yanında üç gün kaldılar. Orada yiyip içtiler. Gereksinimlerini yakınları sağlamıştı.И пробыли там у Давида три дня, ели и пили, потому что братья их все приготовили для них;
Adamlar Davutun yanında üç gün kaldılar. Orada yiyip içtiler. Gereksinimlerini yakınları sağlamıştı.И там бяха с Давида три дни та ядяха и пиеха, защото братята им бяха приготвили за тях.
Adamlar Davutun yanında üç gün kaldılar. Orada yiyip içtiler. Gereksinimlerini yakınları sağlamıştı.ויהיו שם עם דויד ימים שלושה אכלים ושותים כי הכינו להם אחיהם׃
Adamlar Davutun yanında üç gün kaldılar. Orada yiyip içtiler. Gereksinimlerini yakınları sağlamıştı.وكانوا هناك مع داود ثلاثة ايام يأكلون ويشربون لان اخوتهم اعدّوا لهم.
Adamlar Davutun yanında üç gün kaldılar. Orada yiyip içtiler. Gereksinimlerini yakınları sağlamıştı.他 們 在 那 裡 三 日 、 與 大 衛 一 同 喫 喝 . 因 為 他 們 的 族 弟 兄 給 他 們 豫 備 了
Adamlar Davutun yanında üç gün kaldılar. Orada yiyip içtiler. Gereksinimlerini yakınları sağlamıştı.他 們在 那 裡 三 日 、 與 大衛 一同 喫喝 . 因為 他 們的族 弟兄 給 他 們豫備了
Aktivistler eylem boyu barışçıl kaldılar.Los activistas permanecieron pacíficos e intentaron aliviar la tensión de la situación.
Alevler, yakıt deposuna ulaştı. - Aşağıda kilitli kaldılar.De brand is geļsoleerd.
Alevler, yakıt deposuna ulaştı. - Aşağıda kilitli kaldılar.Pożar jest ograniczony do komory paliwowej.
Ama sonra 80'lerde, bakın, Kongo'da iç savaş başladı, ve burada kaldılar.Ale pak, v osmdesátých letech, podívejte, v Kongu vypukla občanská válka, a zůstali trčet tady.
Ama sonra 80'lerde, bakın, Kongo'da iç savaş başladı, ve burada kaldılar.Ampak potem, v osemdesetih, pazite zdaj. v Kongu se je začela državljanska vojna, in ustalili so se tu.
Ama sonra 80'lerde, bakın, Kongo'da iç savaş başladı, ve burada kaldılar.W latach 80'tych w Kongo była wojna domowa i tempo się wyrównało.
Ama yine de, bir ev işte, ve hepsi orada kaldılar.Adiante, esta era a casa dela e viviam lá todos.
Ama yine de, bir ev işte, ve hepsi orada kaldılar.Ale i tak, to był ten dom i oni tam mieszkali.
Ama yine de, bir ev işte, ve hepsi orada kaldılar.Ale to je jedno. Toto bol ten dom, a všetci v ňom žili.
Ama yine de, bir ev işte, ve hepsi orada kaldılar.Dar oricum, asta era casa și au stat toți acolo.
Ama yine de, bir ev işte, ve hepsi orada kaldılar.De akárhogy is, ez volt a ház, és mindannyian ott laktak.
Ama yine de, bir ev işte, ve hepsi orada kaldılar.In elk geval, dit was het huis, en ze woonden daar allemaal samen.
Ama yine de, bir ev işte, ve hepsi orada kaldılar.하여튼 이게 그 집이였고 모두들 이 곳에서 지냈습니다.
Ama yine de, bir ev işte, ve hepsi orada kaldılar.lei fece una festa li o qualcosa del genere. Ma ad ogni modo, questa era la casa, e hanno vissuto li.
Ama yine de, bir ev işte, ve hepsi orada kaldılar.Mais de toute façon, c'était la maison, et ils vivaient tous là-bas.
Ama yine de, bir ev işte, ve hepsi orada kaldılar.Pero de todos modos, esta era la casa, y todos ellos vivían allí.
Ama yine de, bir ev işte, ve hepsi orada kaldılar.So oder so, das war das Haus, in dem sie alle zusammenwohnten.
Ama yine de, bir ev işte, ve hepsi orada kaldılar.Но в любом случае, это был дом, и они все жили там.
Ama yine de, bir ev işte, ve hepsi orada kaldılar.Но както и да е - това беше къщата, и всички те живееха там.
Ama yine de, bir ev işte, ve hepsi orada kaldılar.אבל בכל אופן, זה היה הבית, וכולם גרו שם.
Ama yine de, bir ev işte, ve hepsi orada kaldılar.على كل حال, كان هذا هو البيت, و كلهم أقاموا هناك.
Ama yine de, bir ev işte, ve hepsi orada kaldılar.四六時中あいているリビング 半ダースものスタッフが
Ancak yüzyılın sonunda çocukların % 90'nından fazlası ilk yıllarında sağ kaldılar.20세기로 넘어갈 즈음이 되서야 90%이상의 아이들이 첫돌을 넘겼지요.
Ancak yüzyılın sonunda çocukların % 90'nından fazlası ilk yıllarında sağ kaldılar.90%以上の子供が1歳以上生きるようになったのです。 インドが上昇してきます、インドの最初のデータです。
Ancak yüzyılın sonunda çocukların % 90'nından fazlası ilk yıllarında sağ kaldılar.A až na prelome storočí viac ako 90 percent detí prežilo svoj prvý rok.
Ancak yüzyılın sonunda çocukların % 90'nından fazlası ilk yıllarında sağ kaldılar.Abia spre sfarsitul secolului mai mult de 90% dintre copii supravietuiesc mai mult de un an.
Ancak yüzyılın sonunda çocukların % 90'nından fazlası ilk yıllarında sağ kaldılar.Barulah pada akhir abad saja lebih dari 90 persen anak yang selamat melampaui tahun pertama mereka.
Ancak yüzyılın sonunda çocukların % 90'nından fazlası ilk yıllarında sağ kaldılar.Ce n'est qu"à partir du début du siècle que plus de 90% des enfants survivent la première année.
İlgili Sayfalar