kaldı ile cümle
kaldı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Seyahat için zamanı ya da parası olmayanları ortadan kaldırmak için birleşelim.Let's unite to eliminate those with no time or money for travel.
Başım ağrıyor. Güneşte çok uzun zaman kaldım.I have a headache. I was too long today in the sun.
Kaldırımın üzerinde bir yaprak tabakası yatıyor.A layer of leaves lies on the pavement.
Yetişkinlerden birine söylemek zorunda kaldın.You had to tell one of the adults.
Gereksiz sözcükleri kaldırın!Remove unnecessary words!
Kapılar açılmadı bu yüzden arabaya bağajdan girmek zorunda kaldım.The doors wouldn't open, so I had to get into the car through the boot.
Onun kararına itaat etmek zorunda kaldı.He had to obey her decision.
O onların kararlarına itaat etmek zorunda kaldı.He had to obey their decision.
Yorgundum çünkü hafta sonunda çalışmak zorunda kaldım.I was tired, because I had to work at the weekend.
Beni listeden kaldır.Cross me off the list!
Finansman düzenlenene kadar projeyi arka planda tutmak zorunda kaldılar.They had to put that project on the backburner until financing was arranged.
Tom ve ben ikimiz de sessiz kaldık.Tom and I both kept silent.
Bunu yapan kaldı mı daha?Does anyone do that anymore?
Pazartesi günü bütün gün evde kaldım.I stayed at home all day Monday.
Tom pazartesi bütün gün evde kaldı.Tom stayed at home all day Monday.
Tom gereğinden fazla kaldı.Tom stayed longer than he needed.
Herkes Tom'un Boston'da kaldığını düşünüyor.Everybody thinks Tom stayed in Boston.
Boston'da sadece üç gün kaldık.We stayed in Boston for just three days.
Dün okula gelmedim çünkü cenazeye gitmek zorunda kaldım.I didn't come to school yesterday because I had to go to a funeral.
Dün cenazeye gitmek zorunda kaldığım için okula gelmedim.I didn't come to school yesterday because I had to go to a funeral.
Tom'un nerede kaldığını biliyorum.I know where Tom is staying.
Tom üç yıl boyunca ıssız bir adada mahsur kaldığını söyledi.Tom said he was stranded on a desert island for three years.
Boston'da üç gün daha kalmak zorunda kaldık.We had to stay in Boston for another three days.
Geçen sene üç ay Boston'da kaldık.We stayed in Boston last year for three months.
Ben daha gençken bunu yapmak zorunda kaldım.I was forced to do that when I was younger.
Tom dışında herkes Boston'da kaldı.Everyone stayed in Boston except Tom.
Tom bu otelde üç gün kaldı.Tom stayed in this hotel for three days.
Tom'un evinin karşı kaldırımında oturuyorum.I live across the street from Tom.
Tom neden Boston'a gitmek zorunda kaldı?Why did Tom have to go to Boston?
Benim dışımda herkes Boston'da kaldı.Everybody stayed in Boston except me.
Tom'un neden Boston'da kaldığını biliyorum.I know why Tom stayed in Boston.
Tom Boston'da kaldığını söyledi mi?Did Tom say he stayed in Boston?
Tom'un neden geç kaldığını bilmiyordum.I didn't know why Tom was late.
Boston'da üç gün kaldık.We stayed in Boston for three days.
Tom olması gerekenden daha uzun kaldı.Tom stayed longer than he should've.
Tom Boston'da birkaç ay kaldı.Tom spent several months in Boston.
Tom bir hastaneye kaldırıldı.Tom has been rushed to a hospital.
Tom üç gün nezarette kaldı.Tom was in jail for three nights.
Boston'da nerede kaldın?Where did you stay in Boston?
Tom Mary'ye neden geç saatlere kadar çalışmak zorunda kaldığını söylemedi.Tom didn't tell Mary why he had to work late.
Tom işinden istifa etmek zorunda kaldı.Tom had to resign from his job.
Tom bunu yapmak zorunda kaldığını düşünüyordu.Tom thought he had to do that.
Tom hayatta kaldığı için şanslı.Tom is lucky to have survived.
Bunu yapmak zorunda kaldık.We were forced to do that.
Tom evine yürümek zorunda kaldığını söyledi.Tom said he had to walk home.
Tom bütün gün sıkı çalışmak zorunda kaldı.Tom had to work hard all day.
Kaç tane kurabiye kaldı?How many cookies are left?
Hiç kahve kaldı mı?Is there any coffee left?
Hiç peynir kaldı mı?Is there any cheese left?
Bir toplantıya gitmek zorunda kaldım.I had to go to a meeting.
Tom Mary'e neden geç kaldığını sordu.Tom asked Mary why she had been late.
Tom Mary'nin bunu yapmak zorunda kaldığından emin değildi.Tom wasn't sure Mary had to do that.
Otuz dakika geç kaldım.I'm thirty minutes late.
Tom, saat 2.30'da eve gitmek zorunda kaldı.Tom had to go home at 2:30.
Tom dün evde kaldı.Tom stayed home yesterday.
Evde yalnız kaldın mı?Did you stay home alone?
Tom Mary'yi omuzlarına kaldırdı.Tom lifted Mary onto his shoulders.
Tom, Mary'ye ne almak zorunda kaldığını söyledi.Tom told Mary what she had to buy.
Tom Boston'da kalmak zorunda kaldı.Tom had to stay in Boston.
Üç saat geç kaldım.I was three hours late.
İlgili Sayfalar