O, kalbinin daha hızlı attığını hissetti.She felt her heart beat faster.
O, kalbini eritti.He melted her heart.
O, kalbini yumuşattı.He melted her heart.
Sen benim kalbimdesin.You're in my heart.
Kalbim kanıyor.My heart is bleeding.
Bir kalbim var.I have a heart.
Kalbini dinle.Listen to your heart.
Seninle konuşmak istemiyorum çünkü kalbimi kırdın.I don't want to talk to you, because you broke my heart.
Bu sözler Pinokyo'nun kalbine dokundu.These words touched Pinocchio's heart.
Tom'un kalbi üzüntüyle doluydu.Tom's heart was filled with sorrow.
O iyi adamın ne asil bir kalbi var!What a noble heart that good man has!
Hem Louis hem de Paul Mary'nin kalbi için yarıştı.Louis and Paul both competed for Mary's heart.
İki adam genç kızın kalbi için yarıştı.The two men competed for the young maiden's heart.
İki adam Lady Mary'nin kalbi için yarıştı.The two men competed for Lady Mary's heart.
Onu yiyecek için yalvarmasını görmek kalbimi kırdı.It broke my heart to see her begging for food.
O, gülümsemesinin arkasında aşağılık bir kalbi gizler.He conceals a despicable heart behind his smile.
Sözleri onun kalbine dokundu.His words touched her heart.
Yuva kalbin olduğu yerdir.Home is where the heart is.
Oğlunun ölümü onun kalbini kırdı.Her son's death broke her heart.
Tom'un altından bir kalbi var.Tom has a heart of gold.
Tüm sorunlarınız kalbinizde yoğunlaşmıştır, bu nedenle kendiniz incelemelisiniz.All your problems are concentrated in your heart, so you just need to examine yourself.
Onun iyi bir kalbi var.He has a good heart.
Bütün kalbimle sana teşekkür ederim.Thank you with all my heart.
Emily kalbimi çaldı.Emily stole my heart.
Odaya girerken kalbi çırpındı.Her heart fluttered as he entered the room.
Senin kalbine girmek için anahtarı nerede bulabilirim?Where can I find the key to your heart?
Kalbinde ne olduğunu söyle.Say what is in your heart.
Sana kalbimi veriyorum.I give you my heart.
Onun büyük bir kalbi var.She has a big heart.
Onun kalbi geniş.He has a big heart.
O, kapıdan içeri girdiğinde kalbim daha hızlı atmaya başladı.When she walked through the door, my heart began to beat faster.
Tom kalbimi kırdı.Tom broke my heart.
Sen kalbi yönetemezsin.You can't rule the heart.
Kalbim çok hızlı atıyordu.My heart was beating so fast.
Tom'un zayıf bir kalbi var.Tom has a weak heart.
Tom Mary'nin kalbini kazanmaya çalıştı.Tom tried to win Mary's heart.
Kalbimde yağmurlar yağıyor.It's raining in my heart.
Neredeyse kalbime inecekti.You almost gave me a heart attack.
Tom kalbinin daha hızlı attığını hissetti.Tom felt his heart beating faster.
Sanıyorum Tom'un kalbini kırdım.I think I broke Tom's heart.
Mary'nin saf bir kalbi vardır.Mary has a pure heart.
Tom'un kötü bir kalbi var.Tom has a bad heart.
Onun iyileştiğini duyduğumda kalbim minnetle doluydu.When I heard that she was cured, my heart was full of gratitude.
Verlaine şiiri der "yağmur kente düştükçe gözyaşları kalbime düşer"Verlaine's poem says, "Tears fall in my heart, as rain falls on the city."
Bu şarkıyı dinlerken kalbim nostaljiyle dolar.Listening to this song fills my heart with nostalgia.
Tom büyük bir kalbi olan güzel bir adam.Tom is a nice guy with a big heart.
Tom'u tüm kalbimle seviyorum.I love Tom with all my heart.
Kalbim Fransız ama popom uluslararasıdır!My heart is French, but my ass is international!
Sen kalbimde yaşıyorsun.You live inside my heart.
Onun kalbini kıracağımı biliyordum ama hiç şansım yoktu.I knew that I'd break her heart, but I had no choice.
Kalbini kırıyor muyum?Am I hurting you?
Kalbimin hızlandığını hissettim.I felt my heart quicken.
Kalbime dokundun.You've touched my heart.
Tom, kalbinin daha hızlı çarptığını hissetti.Tom felt his heart beat faster.
Tom'un yardımsever bir kalbi var.Tom has a kind heart.
Tom şehrin kalbinde yaşıyor.Tom lives in the heart of the city.
Tom kalbinden vuruldu.Tom was shot through the heart.
Bir erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer.The way to a man's heart is through his stomach.
Kalbinden inanmak zihninle anlamaktan daha önemlidir.Believing in your heart is more important than understanding with your mind.
Babamın altın bir kalbi var.My father has a heart of gold.