Biz geri gelene kadar burada kalacaksın.You are to stay here until we come back.
Sen evde kalacaksın.You will stay at home.
Londra'da ne kadar kalacaksın?How many days will you remain in London?
Burada ne kadar kalacaksın?How long will you stay here?
Burada ne kadar süre kalacaksın?How long will you stay here?
Burada kalacaksınız.You are to stay here.
Acele et. Okula geç kalacaksın.Hurry up. You'll be late for school.
Acele et, yoksa okula geç kalacaksın.Hurry up, or you'll be late for school.
Acele et; yoksa geç kalacaksın.Hurry up, or you will be late.
Acele et, yoksa geç kalacaksın.Hurry up, or you'll be late.
Acele etmezsen okula geç kalacaksın.Unless you hurry, you will be late for school.
Acele et, aksi halde öğle yemeğine geç kalacaksın.Hurry up, otherwise you'll be late for lunch.
Boş olsan da meşgul olsan da törene katılmak zorunda kalacaksın.You'll have to attend the ceremony whether you are free or busy.
Ne kadar kalacaksın?How long are you going to stay?
Ne yemek zorunda kalacaksın?What will you have to eat?
Gelemediği takdirde, onun yerini almak zorunda kalacaksınız.You'll have to take his place in case he can't come.
İşi hazirandan önce bitirmek istiyorsan çok daha iyi çalışmak zorunda kalacaksın.If you are to finish the work before June, you will have to work much better.
Onsuz gitmek zorunda kalacaksın.You will have to go without her.
Nerede kalacaksınız?Where will you be staying?
Hoşlansan da hoşlanmasan da onu yapmak zorunda kalacaksın.You'll have to do it, whether you like it or not.
Sen orada yaklaşık bir saat beklemek zorunda kalacaksın.You will have to wait there about an hour.
Derhal git, yoksa geç kalacaksın.Go at once, otherwise you will be late.
Derhal başla, yoksa geç kalacaksın.Start at once, or you will be late.
Derhal başlamak zorunda kalacaksın.You'll have to start at once.
Derhal git, yoksa okula geç kalacaksın.Go at once, or you will be late for school.
Derhal kalk, yoksa okula geç kalacaksın.Get up at once, or you will be late for school.
Bir müddet beni düzenli olarak ziyaret etmek zorunda kalacaksın.You'll have to visit me regularly for a while.
Bu işi yapmak için birini işe almak zorunda kalacaksın.You will have to take on someone to do this work.
Projeye katılmak zorunda kalacaksın.You will have to join the project.
Hastanedeki annen nedeniyle daha çok çalışmak zorunda kalacaksın.With your mother in the hospital, you'll have to work harder.
Oxford'ta ne kadar süre kalacaksın?How long are you going to stay in Oxford?
Japonya'da ne kadar kalacaksın?How long are you staying in Japan?
Tokyo'da ne kadar kalacaksın?How long will you stay in Tokyo?
Burada ne kadar kalacaksınız?How long will you be staying here?
Yarın sabah erken kalkmak zorunda kalacaksın.You'll have to get up early tomorrow morning.
Onlar dönünceye kadar burada kalacaksın.You are to stay here till they return.
Bu gece evde mi kalacaksın?Will you stay at home tonight?
Şu andan itibaren daha çok çalışmak zorunda kalacaksın.You'll have to study harder from now on.
Kyoto'da ne kadar kalacaksın?How long will you stay in Kyoto?
Saat kaçta yatmak zorunda kalacaksın?What time will you have to go to bed?
Hakone'de ne kadar kalacaksın?How long will you stay in Hakone?
Yarın sabah altıda kalkmak zorunda kalacaksın.You will have to get up at six tomorrow morning.
Hoşuna gitse de gitmese de onu yapmak zorunda kalacaksın.Whether you like it or not, you'll have to do it.
Onu uygun hale getirmek için tablonun yüksekliğini değiştirmek zorunda kalacaksın.You'll have to modify the height of the table to make it fit.
Şimdi başlamazsan, geç kalacaksın.Unless you start now, you'll be late.
Erken kalk, yoksa geç kalacaksın.Get up early, or you'll be late.
Erken kalk, yoksa okula geç kalacaksın.Get up early, else you'll be late for school.
Koş, yoksa geç kalacaksın.Run, or else you'll be late.
Hızlı koş, yoksa okula geç kalacaksın.Run fast, or you will be late for school.
Başka birine sormak zorunda kalacaksın.You'll have to ask someone else.
Seçilmek istiyorsan kamusal imajını geliştirmek zorunda kalacaksın.If you want to get elected, you're going to have to improve your public image.
Caddenin karşısındaki dükkanı denemek zorunda kalacaksın.You'll have to try the store across the street.
Yarın dişçiye gitmek zorunda kalacaksın.You will have to go to the dentist's tomorrow.
Yarın gelmek zorunda kalacaksın.You'll have to come tomorrow.
Gelecek yıl daha çok çalışmak zorunda kalacaksın.You'll have to study harder next year.
Gazete bayiinde sormak zorunda kalacaksın.You'll have to ask at the newsstand.
Çok çalışmak zorunda kalacaksın.You will have to work a lot.
Çok ders çalışmak zorunda kalacaksın.You will have to study a lot.
Ne zamana kadar Japonya'da kalacaksın?Until when will you stay in Japan?
Beklemek ve görmek zorunda kalacaksınız.You will have to wait and see.