kala ile cümle
kala kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Kalabalığı yararak ilerledik.We had to push our way through the crowd.
Kalabalık otobüste birinin adımı seslendiğini duydum.I heard someone call my name in the crowded bus.
Kalabalık trenlerde yankesicilere dikkat et.Look out for pickpockets on crowded trains.
Cüzdanımda kalan hiç para yoktu.There was no money left in my wallet.
Kalan varsa, bana biraz ver.If there is any left, give me some.
Kalmak isteyenler kalabilirler.Those who want to remain may do so.
Lütfen kalan beş üniteyi hemen gönderir misiniz?Would you please send the remaining five units right away?
Yaz'ın geri kalanında çalışmayı planlıyorum.I plan to work the rest of the summer.
İşin geri kalanını başka bir zaman yapacağım.I'll do the rest of the work another time.
Personelin geri kalanı haber verilmeden işten atıldı.The rest of the personnel were fired without notice.
Geriye kalanını sana bırakacağım.I'll leave the rest to you.
Korkarım ki paydos etmek zorunda kalacağım.I'm afraid I'll have to call it a day.
Kalanları atsan iyi olur.You had better throw away leftovers.
Çocuklar yerde uyumak zorunda kalacaklar gibi.It seems that the children will have to sleep on the floor.
Günlerimin geri kalanı boyunca seni seveceğim.I'll love you for the rest of my days.
Oyunu ertelemek zorunda kalacağız.We will have to postpone the game.
Bu konuyu yakın gelecekte konuşmak zorunda kalacağız.We'll have to talk this matter over in the near future.
Kalabalık caddede sıradan bir toplantı yaptık.We had a casual meeting on the crowded street.
Yiyecek ve su kaynaklarımız dayandığı sürece burada kalabiliriz.We can stay here for as long as our supplies of food and water hold out.
Pazara kadar burada kalacağız.We will stay here until Sunday.
Kalabalıki ailem bana sıcak bir karşılama yaptı.My host family gave me a hearty welcome.
Ben on dakika geç kalan 10.30 trenine bindim.I took the 10:30 train, which was ten minutes late.
Birkaç ay burada kalacağım.I'm going to stay here for a couple of months.
Saat altıya kadar orada kalacağım.I'll stay there till six o'clock.
Öbür güne kadar burada kalacağım.I am going to stay here till the day after tomorrow.
Yarı zamanlı çalışmak zorunda kalabilirim.I may have to work part time.
Burada mı kalacağımı yoksa Londra'ya mı gideceğimi bilmiyordum.I didn't know whether to stay here or go to London.
Birkaç gün burada kalacağım.I'm going to stay here for several days.
Ben bir süre eski arabayla yetinmek zorunda kalacağım.I'll have to make do with the old car for a while.
Orada birkaç gün kalacağım.I'm going to stay there for a couple of days.
Tom'un işini yapacak birini almak zorunda kalacağım.I will have to take on someone to do Tom's work.
Sütün birazını içtim ve geriye kalanını dolapta tuttum.I drank some of the milk and kept the rest in the refrigerator.
Üç gün daha burada kalacağım.I'll be staying here for another three days.
Ben evde kalacağım.I will stay at home.
Halamla Kyoto'da kalacağım.I am going to stay with my aunt in Kyoto.
Kyoto'da amcamla birlikte kalacağım.I'm going to stay with my uncle in Kyoto.
Kalabalıkta onu gördüm.I caught sight of her in the crowd.
Sağlıklı kalabildiğim sürece uzun yaşamak isterim.I want to live as long as I can stay in good health.
Sanırım bunu düşünmek zorunda kalacağım.I guess I'll have to think it over.
Saat 03:00'e kadar burada kalacağım.I will stay here till three o'clock.
Kalabalığın ortasında eski bir tanıdık gördüm.I caught sight of an old acquaintance in the middle of the crowd.
Onu bir kalabalığın içinde tanıyabilirim.I can recognize him even in a crowd.
Onu bir kalabalıkta bile tanıyabilirim.I can recognize him even in a crowd.
Kalabalıkta eski bir arkadaşımı gördüm.I caught sight of an old friend of mine in the crowd.
Neredeyse seni kalabalıkta kaybediyordum.I all but lost you in the crowd.
Kalabalıkta kayboldum.I was lost in the crowd.
Onu kalabalığın içinde kaybettim.I lost him among the crowd.
Onu kalabalığın arasında kaybettim.I lost him among the crowd.
Kalabalıkta onun görüntüsünü kaybettim.I lost sight of her in the crowd.
Kalabalıkta gözümden kayboldu.I lost sight of her in the crowd.
Kalabalıkta kendime yol açtım.I made my way through the crowd.
Kalabalıkta bir an onu gördüm.I caught a glimpse of him in the crowd.
Ben koştum ve koştum, aksi takdirde geç kalabilirdim.I ran and ran; otherwise I might have been late.
Burada birkaç gün kalacağım.I am going to stay here for a couple of days.
Onun arkadaşıyım ve öyle kalacağım.I am his friend and will remain so.
Yarın çalışmak zorunda kalacağım.I will have to study tomorrow.
Okula geç kalabiliriz.We may be late for school.
Biz kalabalıkta Jim'i gözden kaybettik.We lost sight of Jim in the crowd.
Biz o olmadan gitmek zorunda kalabiliriz.We may have to go without her.
Sınavdan önce kalan sadece bir hafta var.There is only a week left before the examination.