kala ile cümle
kala kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Neyseki Tom hayatta kalanlar arasındaydı.Luckily, Tom was among the survivors.
İstanbul kalabalık bir şehirdir.Istanbul is a crowded city.
Askerin savaşlardan kalan hiç yara izi yoktu.The soldier never got scars from battles.
Görüşmeyi ertelemek zorunda kalacağız.We will have to postpone the meeting.
Bir gün borcunu ödemek zorunda kalacaksın.One day you will have to pay your debt.
Hangi otelde kalacaksın?What hotel will you be staying at?
Sessiz kalan razı olmuş gibi anlaşılıyor.He who remains silent is understood to consent.
Sessiz kalan razı olmuş gibi görünüyor.He who remains silent seems to consent.
Paranın geriye kalanını harcayın.Spend what remains of the money.
Tom birkaç hafta bizimle kalacak.Tom will stay with us for a couple of weeks.
O kalabalıktı.It was crowded.
Ne kadar ekstra ödemek zorunda kalacağız.How much extra will we have to pay?
Ne kadar çok şeyim varsa o kadar çok şey temizlemek zorunda kalacağım.The more things I have, the more I am going to have to clean.
Geri kalan ya bir arkadaş ya da bir sekreter gönderdi.The others sent either a friend or a secretary.
Sanırım planımızı yeniden düşünmek zorunda kalabiliriz.I think we may have to rethink our plan.
Ben bu yıl sessiz bir plaj bulmayı umuyorum; kalabalık plajlardan zaten bıktım.I hope to find a quiet beach this year; I'm already tired of crowded beaches.
Kızarmış kalamar yemeyi severim.I love to eat fried squid.
Mağaza çok kalabalıktı.The shop was busy.
Tekne çok kalabalıktı.The boat was very crowded.
Bu kalabalık, bu yüzden bir sonraki trene binelim.It's crowded, so let's take the next train.
Bu tren kalabalık, bu yüzden bir sonraki trene binelim.This one's crowded, so let's take the next train.
Yapabileceğimiz bir şey yok. Onunla baş etmeyi öğrenmek zorunda kalacaksın.There's nothing we can do. You will have to learn to cope with it.
Hayatımın geri kalanında, onu gördüğümü asla unutmayacağım.For the rest of my life, I'll never forget that I saw her.
Bu kalabalık beni endişelendiriyor.This crowd makes me anxious.
Üzgünüm, çok uzun kalamam.Sorry, I can't stay long.
Kalabalık, çoğunlukla kadınlar ve çocuklardı.The crowd was mostly women and children.
O gerçekten kalabalıktı.It really was crowded.
Geç kalamayız.We can't be late.
Tom geç kalabilir.Tom may be late.
Kalabalık yine kükredi.The crowd roared again.
Kalabalık yüksek sesle yuhaladı.The crowd booed loudly.
Kalabalık şaşırtıcıydı.The crowd was amazing.
Kalabalık heyecanla alkışladı.The crowd applauded enthusiastically.
Kalabalık yine alkışladı.The crowd applauded again.
Büyük bir kalabalık katıldı.A large crowd attended.
Tom yürüyüşçülerin geri kalanına yetişti.Tom caught up with the rest of the hikers.
Tom bitiş çizgisini geçerken kalabalık tezahürat yapıyordu.The crowd was cheering as Tom crossed the finish line.
İnşallah herkes partiden sonra temizlik yapmama yardım etmek için kalacak.Hopefully, everyone will stay and help me clean up after the party.
Tom geriye kalanımızın gördüğünden farklı bir şey gördü.Tom saw something different than the rest of us did.
Tom ona geç kalacağını söylemek için Mary'ye bir mesaj bile göndermedi.Tom didn't even text Mary to tell her he'd be late.
Üç yolcu kurtuldu ama geri kalan yolcular boğuldu.Three passengers were saved, but the remaining passengers drowned.
Sağlıkçılar oraya daha hızlı gelseydi, Tom hayatta kalabilirdi.Tom might have survived if the paramedics had gotten there faster.
Kalabalık önünde konuşma konusunda oldum olası kötüyümdür.I've never been a good public speaker.
Hayatta kalabilirim.I can survive.
Kalan çok zaman var.There's plenty of time left.
Daha ne kadar beklemek zorunda kalacağız?How much longer will we have to wait?
Ne kadar süre burada kalacaksın?How much longer will you be here?
Yer kalabalıktı.The place was crowded.
Sen anonim kalabilirsin.You may remain anonymous.
Tom onun ve Mary'nin muhtemelen biraz geç kalacağını söylediTom said that he and Mary will probably be a little late.
Tom kalabalığa konuşacak.Tom will speak to the crowd.
Tom kalabalıkla konuştu.Tom spoke to the crowd.
Tom kalacak ama Mary kalmayacak.Tom will stay, but Mary won't.
Kalabalık ileri fırladı.The crowd surged forward.
O serbest kalabildi.She was able to break free.
O, hayatının geri kalanını onunla harcamak istedi.She wanted to spend the rest of her life with him.
O gecenin geri kalanını onunla geçirdi.She spent the rest of the night with him.
Sonuçta biri Tom'a terbiyeli davranması gerektiğini söylemek zorunda kalacak.Eventually, someone is going to have to tell Tom that he needs to behave himself.
Malzemelerin geri kalanını ekleyin.Add the rest of the ingredients.
Tom kalabalığa hitap etti.Tom addressed the crowd.