kal ile cümle

kal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Benim için altıdan önce kalkmak zor.It is difficult for me to get up before six.
Altıdan önce kalkmam zor.It is difficult for me to get up before six.
Bu taşı kaldıramam.I cannot lift this stone.
Konuya Fransız kaldım.It's all Greek to me.
Mektubumu yazmak için hiç kalemim yok.I have no pen to write my letter with.
Yazmak için kurşun kalemim yok.I have no pencil to write with.
Gece geç saatlere kadar kalma alışkanlığım yok.I'm not in the habit of staying up late.
Bana kalırsa işler iyi gidiyor.As far as I'm concerned, things are going well.
Bana kalırsa, ben onun planına karşı değilim.So far as I am concerned, I am not against his plan.
Bana kalırsa, sevdiğin şeyi yapabilirsin.As far as I'm concerned, you can do what you like.
Gerçekten kalmamı istiyorsan, burada kalırım.I'll stay here if you really want me to.
Büyük babam erken kalkar.My grandfather gets up early.
Benim stereo setimin ses kalitesi seninkinden daha kötü.My stereo set is inferior to yours in sound quality.
İstediğin zaman dolma kalemimi kullanabilirsin.You may use my pen at any time.
Dolma kalemim eski. Yeni bir tane istiyorum.My pen is old. I want a new one.
Benim kalemim aranmalı.My pen must be looked for.
Benim kalemimi kullanma.Don't use my pen.
Sen benim kalemimi kullanabilirsin.You may use my pen.
Bana kalırsa, umurumda değil.I, for my part, don't care.
Kalabalıki ailem bana sıcak bir karşılama yaptı.My host family gave me a hearty welcome.
Planım İskoçya'daki eski kaleleri ziyaret etmektir.My plan is visiting old castles in Scotland.
Kullanmadığım herhangi bir kalemi kullanabilirsin.You can use whichever pen I'm not using.
Sebebi saatimin beş dakika geri kalmasıydı.That was because my watch was five minutes slow.
Saatim bir günde iki dakika geri kalır.My watch loses two minutes a day.
Saatim bir günde üç dakika geri kalır.My watch loses three minutes a day.
Saatim bir günde beş dakika geri kalır.My watch loses five minutes a day.
Saatim haftada üç dakika geri kalır.My watch loses three minutes a week.
Kalbim üzüntü ile doluydu.My heart was filled with sorrow.
Kalbim atmayı bıraktı.My heart stopped beating.
Benim kalbim hızlı çarpmaya başladı.My heart began to beat fast.
Benim şehrimde büyük bir kale vardı.There was a large castle in my city.
Babam erken kalkan biridir.My father is an early riser.
Annem her zaman sabah erken kalkar.My mother always gets up early in the morning.
Annem sabah erken kalkar.My mother gets up early in the morning.
Annem her sabah altıda kalkar.My mother gets up at six every morning.
Annem her sabah erken kalkar.My mother gets up early every morning.
Ben randevumu ertelemek zorunda kaldım.I had to postpone my appointment.
Kalemimi çaldırdım.I had my pen stolen.
Ben Azuchimomoyama Kalesini severim.I like Azuchimomoyama Castle.
Burada onunla kalmanı istiyorum.I want you to stay here with her.
Kaleleri severim.I like castles.
Erken kalkmaya alışkınım.I'm used to getting up early.
Hasta olduğum için evde kalmak zorundaydım.Being sick, I had to stay home.
Ben on dakika geç kalan 10.30 trenine bindim.I took the 10:30 train, which was ten minutes late.
Saat 10'dan sonra dışarıda kalmam yasak.I am forbidden to stay out after 10 o'clock.
Hiç kalemim yok.I don't have any pens.
Birkaç ay burada kalacağım.I'm going to stay here for a couple of months.
Birkaç kalemim var.I have a few pens.
Üç gün burada kalmayı planlıyorum.I plan to stay here for three days.
Üç gündür Kyoto'da kalmaktayım.I have stayed in Kyoto for three days.
Nagoya'da üç gün kalmayı düşünüyorum.I intend to stay in Nagoya for three days.
Bir yıl boyunca kalmak amacıyla dört yıl önce Japonya'ya geldim.I came to Japan four years ago intending to stay for one year.
Ben yaklaşık beşte kalktım.I got up about five.
Beş gibi kalktım.I got up about five.
Saat altıda kalkmayı bir kural olarak yaparım.I make it a rule to get up at six.
Altıdan önce kalkmayı ilke edinirim.I make a point of getting up before six.
Saat altıya kadar orada kalacağım.I'll stay there till six o'clock.
Ben A ve B arasında bir seçim yapmak zorunda kaldım.I had to choose between A and B.
Öbür güne kadar burada kalacağım.I am going to stay here till the day after tomorrow.
Amerika'ya gitmek zorunda kaldım.I had to go to America.

İlgili Sayfalar