kal ile cümle
kal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Doktor, ateşin inene kadar yatakta kalmanı söyledi, değil mi?The doctor told you to stay in bed until your fever goes down, didn't he?
Günaydın, Kalkma zamanı.Good morning. It's time to wake up.
Sessiz kaldığın sürece burada kalabilirsin.You can stay here as long as you keep quiet.
Sessiz durduğun sürece burada kalabilirsin.You can stay here as long as you keep quiet.
Oxford'ta ne kadar süre kalacaksın?How long are you going to stay in Oxford?
Affedersiniz ama o kutuyu benim için kaldırabilir misin?Excuse me but, would you kindly lift that box for me?
Amcam şu anda Hong Kong'da kalmaktadır.My uncle is staying in Hong Kong at present.
Bu hafta amcam bizimle birlikte kalıyor.My uncle is staying with us this week.
Asansör bozuktu ve biz beşinci kata yürümek zorunda kaldık.The elevator was out of order and we had to walk to the fifth floor.
Amy ayağa kalkmak için bir çaba sarfetti.Amy made an effort to stand up.
Havaalanı otobüsleri nereden kalkıyor?Where do the airport buses leave from?
Oh, ben muhtemelen sadece evde kalacağım.Oh, I'll probably just stay home.
Çocuklarım erken kalkmak için acınacak halde samimi çabalar gösterirler.My children make pathetically sincere efforts to get up early.
Ailem tümü erken kalkar.My family are all early risers.
Hindistan'da kaldığım sırada param bitti.I ran out of money during my stay in India.
Şu an amcamın evinde kalıyorum.I'm now staying at my uncle's.
Nasıl oluyor da okula her zaman geç kalıyorsun?How is it that you are always late for school?
Her zamanki gibi sabah erkenden kalkıp koştu.As usual, he got up early in the morning and jogged.
Burası her zaman çok kalabalık mı?Is it always so crowded here?
O yer her zaman kalabalıktır, ama bir masa rezervasyonu yaptım, endişelenmemeliyiz.That place is always crowded, but I reserved a table today, so we don't have to worry.
Japonya'da ne kadar kalacaksın?How long are you staying in Japan?
Tokyo'da ne kadar kalacaksın?How long will you stay in Tokyo?
Burada ne kadar kalacaksınız?How long will you be staying here?
Ne zamana kadar kalıyorsun?Until when are you staying?
Ne kadar kalıyorsun?How long are you staying?
Bir İngiliz erkeğinin evi, onun kalesidir.An Englishman's home is his castle.
Ann'in müşfik bir kalbi var.Ann has a kind heart.
Andy bir randevuya asla geç kalmaz.Andy is never late for a date.
O benim kalemim değildir.That is not my pen.
O eski bir kale.That is an old castle.
O bir kurşun kalem.That is a pencil.
Endişeli ev hanımı telefonun zilini duydu ve hemen ahizeyi kaldırdı.The worried housewife heard the telephone ring and quickly picked up the receiver.
Bir kale içinde bir kral yaşarmış.There lived a king in an old castle.
Alplerin manzarası bende kalıcı bir izlenim bıraktı.The scenery of the Alps left a lasting impression on me.
Süreli bir iş bulmak zorunda kalacağım.I'll have to find a part-time job.
Meşe ağacı fırtınadan sonra ayakta kaldı.The oak tree remained standing after the storm.
Amerikalı öğrenciler matematikte yetersiz kalıyor.American students are falling behind in math.
Amerika'da kalsaydın daha iyi olurdu.It would have been better if you had stayed in America.
Birkaç yıl Amerika'da kalmayı düşünüyorum.I want to stay in America for a few years.
Ben birçok çocuğa bakmak zorunda kaldığım için yıprandım.I was worn out because I had to take care of so many children.
Kalbim Afrika'da açlık çeken çocuklar için ağrıyor.My heart aches for the starving children in Africa.
O kadın genç kalıyor.That woman stays young.
Bir kalp krizi geçirecek.He's going to have a heart attack.
O, ölene kadar en iyi arkadaşım olarak kaldı.She remained my best friend till her dying day.
Japonya'da ne kadar süre kalacak?How long is he going to stay in Japan?
O kale güzel.That castle is beautiful.
O kale eski antik çağda inşa edilmiştir.That castle was built in ancient times.
Kalbim açlıktan ölen o çocuklar için sızlıyor.My heart aches for those starving children.
O okul üniformaları kaldıracak.That school is going to do away with uniforms.
Ben o otelde kalıyorum.I'm staying at that hotel.
O kalem bundan daha pahalıdır.That pen is more expensive than this one.
-O reklam güçlü bir izlenim bırakıyor-Özellikle müzik.O, kafanın içinde kalıyor.That commercial makes a strong impression - especially the music. It stays in your head.
Seni bütün kalbimle seviyorum.I love you with all my heart.
Gelecek Pazartesiye kadar yatakta kalmalısın.You have to stay in bed until next Monday.
Yarın sabah erken kalkmak zorunda kalacaksın.You'll have to get up early tomorrow morning.
Her gün saat kaçta kalkarsın?What time do you get up every day?
Her sabah genellikle saat kaçta kalkarsın?What time do you usually get up every morning?
Her sabah saat 5'te kalkarsın.You get up at 5 o'clock every morning.
Onlar dönünceye kadar burada kalacaksın.You are to stay here till they return.
Şimdilik benimle kalabilirsin.You may stay with me for the time being.