kal ile cümle
kal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Aramızda kalsın, o rüşvet nedeniyle görevden alındı .Between ourselves, he was dismissed for bribery.
Aramızda kalsın, şişman çirkin cadı diyet yapıyor.Between ourselves, the fat ugly witch is on a diet.
Aramızda kalsın, onunla ilgili fikrin nedir?Between you and me, what is your opinion of her?
Aramızda kalsın, onun patronuyla başı belada.Between you and me, he's in trouble with the boss.
Aramızda kalsın, o bir homo gibi görünüyor.Between ourselves, he seems to be a homosexual.
Aramızda kalsın, onun oldukça aptal olduğunu düşünüyorum.Between ourselves, I think he is rather stupid.
Aramızda kalsın, o oldukça aptaldır.Between ourselves, he is rather stupid.
Aramızda kalsın, onun bir metresi var.Between ourselves, he keeps a mistress.
Aramızda kalsın, bizim patronun aptal olduğunu düşünüyorum.Between you and me, I think our boss is stupid.
Aramızda kalsın, Tom'un fikri bana pek cazip gelmiyor.Between you and me, Tom's idea doesn't appeal to me very much.
Korkarım ki, hiç kahve kalmamış.I'm afraid there isn't any coffee left.
Maalesef hiç kahve kalmadı.I'm afraid there isn't any coffee left.
Sıkıcı bir konser sırasında, kahve benim uyanık kalmamı sağladı.The coffee enabled me to stay awake during the dull concert.
Kahveyi yudum yudum içmek zorunda kaldım, çünkü çok sıcaktı.I had to sip the coffee because it was too hot.
Eğer kaldıysa bana biraz kahve ver.Give me some coffee if there is any left.
Okula bu yüzden geç kalmıştım.This is why I was late for school.
Böylece onun kalbini kazanmada başarılı oldu.Thus he succeeded in winning her heart.
Cambridge treni 5. platformdan kalkmaktadır.The train for Cambridge leaves from Platform 5.
Ken erken kalkmayı bir kural olarak benimsiyor.Ken makes it a rule to get up early.
Bu sabah kalktığımda ağır biçimde yağmur yağıyordu.It was raining heavily when I got up this morning.
Bu sabah kalktığımda, başım ağrıyordu.When I got up this morning, I had a headache.
Tren bu sabah geç kalmıştı.The train was late this morning.
Bu sabah erken kalktım.I got up early this morning.
Bu sabah çok erken kalmak zorunda mıydın?Did you have to get up very early this morning?
Bu sabah 6:30'da kalktım.I got up at six-thirty this morning.
Yaralı, hastaneye ve ölü ise kiliseye kaldırıldı.The injured were carried to the hospital, and the dead to the church.
Kate hafta sonu boyunca Izu'da kalır.Kate stays in Izu over the weekend.
Kate kaba şekilde gitmesini isteyerek onun kalbini kırdı.Kate broke his heart by rudely demanding he go away.
Noel'e sadece iki hafta kaldı.Christmas is only two weeks off.
Noel boyunca Hawaii'de kaldık.We stayed in Hawaii over Christmas.
Chris'in kalbi o kadar boş ve hasarlı hissetti ki o tamir edilemedi.Chris' heart felt so empty and damaged that it couldn't be repaired.
Christine tüm gün gölgede kaldı, çünkü güneş yanığı olmak istemiyordu.Christine stayed in the shade all day, because she didn't want to get a sunburn.
Bardağın dibinde kalmış biraz şarap var.There is a little wine left in the bottom of the glass.
Gecikme bizi pahalı bir otelde bir gece kalmaya zorladı.The delay forced us to stay overnight in an expensive hotel.
Balinalar uzun süre su altında kalabilir.Whales can remain submerged for a long time.
Carol, her sabah erken kalkar.Carol gets up early every morning.
O projeye katılmak zorunda kaldın.You had to join that project.
Projeye katılmak zorunda kalacaksın.You will have to join the project.
Onlar Kaliforniya'da portakallar yetiştirirler.They grow oranges in California.
Kaliforniya yaklaşık Japonya kadar büyüktür.California is about as large as Japan.
Kaliforniya, meyvesi ile ünlüdür.California is famous for its fruit.
Kaliforniya, meyvesiyle ünlüdür.California is famous for its fruit.
Bir Kaliforniya polisi bir arabayı kenara çekti ve sürücüyle konuştu.A Californian policeman pulled a car over and spoke to the driver.
Kaliforniya ve Nevada birbirine sınır komşusudur.California and Nevada border on each other.
Kameramı tamir ettirmek zorunda kalacağım.I'll have to have my camera repaired.
Kanada ile ilişkiler doğru ve iyi kaldı.Relations with Canada remained correct and cool.
Böyle bir insan kalabalığını hiç görmedim.Never have I seen such a crowd of people.
Üşüttüğümden dolayı, evde kaldım.Because I had a cold, I stayed at home.
Perde henüz kalkmadı.The curtain has not yet risen.
Hastanedeki annen nedeniyle daha çok çalışmak zorunda kalacaksın.With your mother in the hospital, you'll have to work harder.
Ben sadece hoşça kal demek için uğradım.I just dropped in to say goodbye.
Hoşça kal demek için geldim.I've come to say goodbye.
Pirinç kalitesi düşüyor.The quality of rice is going down.
Yaşlı insanlar çok erken kalkarlar.Old people get up very early.
Yaşlılara karşı iyi kalpli olun.Be kind to the old.
Çayın kalitesi düşüyor.The quality of tea is going down.
Hoşça kalın.Good-bye!
Birbirimizle temasta kalmaya devam edelim.Let's keep in touch with each other.
Neredeyse hiç param kalmadı.I have hardly any money left.
Neredeyse hiç para kalmamıştı.There was scarcely any money left.