kalıyoruz ile cümle

kalıyoruz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Amcamlarda kalıyoruz.We are staying at our uncle's.
Geç kalıyoruz.We're running late.
Biz kalıyoruz.We're staying.
Burada kalıyoruz.We're staying here.
Bence bu işte geride kalıyoruz.I think we're getting behind in this work.
Nerede kalıyoruz?Where are we staying?
Sizinle kalıyoruz.We're staying with you.
Tom, uyan! Geç kalıyoruz!Tom, wake up! We're late!
Programın biraz gerisinde kalıyoruz.We're running a bit behind schedule.
Biraz geç kalıyoruz.We're running a little late.
Farklı bir otelde kalıyoruz.We're staying in a different hotel.
Biz farklı otellerde kalıyoruz.We're staying in different hotels.
Üç ay boyunca orada kalıyoruz.We're staying there for three months.
Haydi, geç kalıyoruz.Come on, we're running late.
Yağmur nedeniyle evde kalıyoruz.We are staying at home because it's raining.
Harbiden geç kalıyoruz.We're really running late.
Biz sadece evde kalıyoruz.We're just staying home.
Başka bir otelde kalıyoruz.We're staying at another hotel.
Tom'la aynı yurtta kalıyoruz.Tom and I live in the same dorm.
Acele et! Geç kalıyoruz.Hurry up! We're late.
"Biz kapitalist kuşatma içinde kalıyoruz" diye belirtti."We remain in capitalist encirclement," he stated.
Ve trene geç kalıyoruz.And we are late for the train.
Ama Başbakan kendi söylediği için... ...orada onunla kalıyoruz.The president brought him, and told me about him. So I couldn't be like, "Tch!
Burada kalıyoruz. Tamam. Anlaşıldı Wilkie.Keep going straight 200 meters.
İnanıyorum ki bunun farkındayız, ancak kendimizi bir çeşit anlatı döngüsü içinde takılıp kalıyoruz.I believe that we know this, yet we find ourselves trapped in a kind of narrative loop.
Geç kalıyoruz, gidelim.It's late so you should be going home.
Bir dilim pizzayı arkadaşımla paylaştığımda, onu iki küçük parçaya bölmek zorunda kalıyoruz.And when I share a slice of pizza with a friend, we have to cut "it" into two smaller pieces.
Nasıl oluyor da biz hala bu hastalığın salgınına maruz kalıyoruz?How do we still have an epidemic of this illness?
Her gün, artık hepimiz bilgi tasarımına maruz kalıyoruz.I feel that everyday, all of us now are being blasted by information design.
Biz bizi bu kampa getiren korku yüzünden kalıyoruz .. hala geldiğimiz yerde mevcut.We stay because of the fear that what pushed us into the camp ... still exists back home.
Buluşuyoruz, sonra hemen ayrılmak zorunda kalıyoruz.As soon as we meet we have to part
Çünkü gün içinde anne gidiyor.Sadece ikimiz kalıyoruz.Because Mother leaves during the day, it's just us two.
Burada kalıyoruz.We're staying here!
Aşırı derecede uykusuz kalıyoruz.Sleep deprivation is extreme.
Herhangi bir günde, araştırmalar gösteriyor ki 10 ila 200 sefer arasında yalana maruz kalıyoruz.On a given day, studies show that you may be lied to anywhere from 10 to 200 times.
Şovu izlemek için kesinlikle kalıyoruz.We will definitely stay for the show.
Geç kalıyoruz.We are running late.
"İş bulamıyoruz." diyen Mukay şöyle devam ediyor: "Bu yüzden de çiftçilik yapmak zorunda kalıyoruz."We can't find a job," Mucaj says.
Yetkili, "Yaşamlarımızı ve sağlığımızı tehlikeye atmaya mecbur kalıyoruz." diye bağlıyor."We are forced to endanger our lives and health," he concluded.
SETimes'a konuşan Mariana, "Bosna, Amerika ve Bulgaristan'dan arkadaşlarla aynı dairede kalıyoruz."I am staying at an apartment with my friends from Bosnia, America and Bulgaria.
Farklı bir otelde kalıyoruz.Staremo in un altro hotel.
Ama Başbakan kendi söylediği için... ...orada onunla kalıyoruz. "Buna inanamıyorum!" "Ona ihtiyacım yok."Azonban a Miniszterelnök hozta őt oda, ezért nem mondhattam, hogy "Tch!
Ama Başbakan kendi söylediği için... ...orada onunla kalıyoruz.Le Président l'a amené et me l'a imposé.
Ama Başbakan kendi söylediği için... ...orada onunla kalıyoruz.Αλλά επειδή ο πρόεδρος το ήθελε αυτό... Μαζί του εκεί... "Δεν μπορώ να το πιστέψω!".
Ama Başbakan kendi söylediği için... ...orada onunla kalıyoruz....لكن بما انه قرار الرئيس كانت ردت فعلي: مستحيل ان يكون هو
Ama diğer hayvanlardaki bilişsel, duygusal ve bilinçsel devamlılığı tanımakta suskun ve çok yavaş kalıyoruz.하지만 우리는 다른 동물의 인식, 감정, 의식에서 이러한 연속성을 인정하는데 말도 많이 아꼈고 또 아주 더뎠습니다.
Ama diğer hayvanlardaki bilişsel, duygusal ve bilinçsel devamlılığı tanımakta suskun ve çok yavaş kalıyoruz.Но мы гораздо медленнее и не так охотно признаём когнитивную непрерывность, эмоции и сознание других животных.
Ama diğer hayvanlardaki bilişsel, duygusal ve bilinçsel devamlılığı tanımakta suskun ve çok yavaş kalıyoruz.אבל היינו הרבה יותר מאופקים, יותר איטיים בזיהויה של המשכיות זו בחשיבה, ברגש, במודעות בחיות אחרות.
Ama diğer hayvanlardaki bilişsel, duygusal ve bilinçsel devamlılığı tanımakta suskun ve çok yavaş kalıyoruz.意識といったものの連続性の認識は かなり遅れています 人間以外の動物も意識を持ち
Aşırı derecede uykusuz kalıyoruz.A privação de sono é extrema.
Aşırı derecede uykusuz kalıyoruz.Az alváshiány szélsőséges.
Aşırı derecede uykusuz kalıyoruz.Der Schlafmangel ist extrem.
Aşırı derecede uykusuz kalıyoruz.Het slaaptekort is extreem.
Aşırı derecede uykusuz kalıyoruz.수면부족은 견디기 힘들죠.
Aşırı derecede uykusuz kalıyoruz.la falta de sueño es extrema.
Aşırı derecede uykusuz kalıyoruz.La mancanza di ore di sonno è estrema.
Aşırı derecede uykusuz kalıyoruz.La privation de sommeil est extrême.
Aşırı derecede uykusuz kalıyoruz.Lipsa somnului e extremă.
Aşırı derecede uykusuz kalıyoruz.Nedostatok spánku je extrémny.
Aşırı derecede uykusuz kalıyoruz.Thiếu ngủ cũng là 1 điều khắc nghiệt.

İlgili Sayfalar