kalıyorum ile cümle
kalıyorum kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
İnsanların vardıkları noktalara nasıl geldiklerine hayran kalıyorum.Jsem fascinován tím, jak ho ti lidé nacházeli.
İnsanların vardıkları noktalara nasıl geldiklerine hayran kalıyorum.저는 사람들이 재능을 찾고 키우는 과정에 많은 관심을 가지고 있습니다.
İnsanların vardıkları noktalara nasıl geldiklerine hayran kalıyorum.lahjakkuutensa.
İnsanların vardıkları noktalara nasıl geldiklerine hayran kalıyorum.Mă fascinează cum au ajuns ceea ce sunt.
İnsanların vardıkları noktalara nasıl geldiklerine hayran kalıyorum.Mi affascina come le persone ci sono arrivate.
İnsanların vardıkları noktalara nasıl geldiklerine hayran kalıyorum.Mich fasziniert, wie Leute dorthin kommen.
İnsanların vardıkları noktalara nasıl geldiklerine hayran kalıyorum.Mij fascineert hoe mensen iets bereiken.
İnsanların vardıkları noktalara nasıl geldiklerine hayran kalıyorum.Očaran sem nad tem, kako so ljudje prišli do tja.
İnsanların vardıkları noktalara nasıl geldiklerine hayran kalıyorum.Saya kagum dengan bagaimana orang-orang bisa sampai ke sana.
İnsanların vardıkları noktalara nasıl geldiklerine hayran kalıyorum.Είμαι γοητευμένος από το πώς οι άνθρωποι έφτασαν εκεί.
İnsanların vardıkları noktalara nasıl geldiklerine hayran kalıyorum.Запленен съм от това как хората са реализирали таланта си.
İnsanların vardıkları noktalara nasıl geldiklerine hayran kalıyorum.Мене захоплює, як люди знайшли себе.
İnsanların vardıkları noktalara nasıl geldiklerine hayran kalıyorum.מרתק אותי איך אנשים הגיעו לכך.
İnsanların vardıkları noktalara nasıl geldiklerine hayran kalıyorum.لمواهبهم. إنني مفتون بكيفية وصول الناس إلى ما وصلوا إليه.
İnsanların vardıkları noktalara nasıl geldiklerine hayran kalıyorum.この本を書くきっかけを与えてくれたのは
İşim o kadar kişisel ve o kadar garip ki kendi sözlüğümü yaratmak durumunda kalıyorum.Il mio lavoro è così personale e così strano che devo inventarmi le parole per descriverlo.
İşim o kadar kişisel ve o kadar garip ki kendi sözlüğümü yaratmak durumunda kalıyorum.제 작업은 굉장히 개인적이고 또 특이해서 저만의 용어를 만들어야 합니다.
İşim o kadar kişisel ve o kadar garip ki kendi sözlüğümü yaratmak durumunda kalıyorum.Mein Werk ist so persönlich und so seltsam daß ich meinen eigenen Wortschatz dafür erfinden muss.
İşim o kadar kişisel ve o kadar garip ki kendi sözlüğümü yaratmak durumunda kalıyorum.Mijn werk is zo persoonlijk en zo zonderling dat ik mijn eigen woorden ervoor moet verzinnen.
İşim o kadar kişisel ve o kadar garip ki kendi sözlüğümü yaratmak durumunda kalıyorum.Mi obra es tan personal y tan extraña que tengo que inventar mi propio vocabulario para definirla.
İşim o kadar kişisel ve o kadar garip ki kendi sözlüğümü yaratmak durumunda kalıyorum.Moje prace są bardzo osobiste i tak dziwaczne, że musiałem wymyślić do nich własne słownictwo.
İşim o kadar kişisel ve o kadar garip ki kendi sözlüğümü yaratmak durumunda kalıyorum.Mon travail est si personnel et si étrange qu'il me faut inventer mon propre lexique afin d'en parler.
İşim o kadar kişisel ve o kadar garip ki kendi sözlüğümü yaratmak durumunda kalıyorum.Munca mea este atât de personală şi ciudată încât trebuie să inventez un vocabular propriu pentru ea.
İşim o kadar kişisel ve o kadar garip ki kendi sözlüğümü yaratmak durumunda kalıyorum.Những tác phẩm của tôi mang đậm tính cá nhân và khác lạ đến mức tôi phải tự nghĩ ra thuật ngữ cho nó.
İşim o kadar kişisel ve o kadar garip ki kendi sözlüğümü yaratmak durumunda kalıyorum.Мои работы такие личные и такие странные, что мне пришлось изобрести для них свой собственный словарь.
İşim o kadar kişisel ve o kadar garip ki kendi sözlüğümü yaratmak durumunda kalıyorum.Моята работа е толкова лична и толкова странна, че трябваше да изобретя свой собствен речник за нея.
İşim o kadar kişisel ve o kadar garip ki kendi sözlüğümü yaratmak durumunda kalıyorum.עבודתי היא כל כך אישית ומוזרה שעלי להמציא עבורה מילון מיוחד.
İşim o kadar kişisel ve o kadar garip ki kendi sözlüğümü yaratmak durumunda kalıyorum.عملي شخصي جدا وغريب جدا لدرجة أنه يتحتم على ابتكار قاموس له
İşim o kadar kişisel ve o kadar garip ki kendi sözlüğümü yaratmak durumunda kalıyorum.用語を自分で作ったほどです 作品の多くは 私が 「懐古未来主義」と名付けたものに入り
İyi kalpli insanların işlettiği barınaklarda, kiliselerde kalıyorum. Mesela burası öyle bir yer.Adaposturi, biserici ce sunt destul de dragute ca si cea de aici din centru.
İyi kalpli insanların işlettiği barınaklarda, kiliselerde kalıyorum.Shelter, gereja yang cukup baik
Kendime şu soruyu sormak zorunda kalıyorum ("Mimarların kulakları var mı?") (Gülüşmeler)Devo per forza farmi una domanda. ("Gli architetti hanno le orecchie?") (Risate)
Kendime şu soruyu sormak zorunda kalıyorum ("Mimarların kulakları var mı?") (Gülüşmeler)Fel kell tegyem magamnak a kérdést. ("Van az építészmérnököknek füle?") (Nevetés)
Kendime şu soruyu sormak zorunda kalıyorum ("Mimarların kulakları var mı?") (Gülüşmeler)Ich muss mir dann folgende Frage stellen. "Haben Architekten Ohren?" (Gelächter)
Kendime şu soruyu sormak zorunda kalıyorum ("Mimarların kulakları var mı?") (Gülüşmeler)Ik moet mezelf iets afvragen. Hebben architecten oren? (Gelach)
Kendime şu soruyu sormak zorunda kalıyorum ("Mimarların kulakları var mı?") (Gülüşmeler)Jag är tvungen att fråga mig själv: ("Har arkitekter öron?") (Skratt)
Kendime şu soruyu sormak zorunda kalıyorum ("Mimarların kulakları var mı?") (Gülüşmeler)Jeg er tvunget til at stille mig et spørgsmål. ("Har arkitekter ører?") (Latter)
Kendime şu soruyu sormak zorunda kalıyorum ("Mimarların kulakları var mı?") (Gülüşmeler)Je suis forcé de me poser la question. Les architectes ont-ils des oreilles ? (Rires)
Kendime şu soruyu sormak zorunda kalıyorum ("Mimarların kulakları var mı?") (Gülüşmeler)Jsem nucen se sám sebe zeptat: "Mají architekti uši?" (Smích)
Kendime şu soruyu sormak zorunda kalıyorum ("Mimarların kulakları var mı?") (Gülüşmeler)저는 제 자신에게 질문을 던지지 않을 수 없습니다. ("건축가들에게 귀가 있기는 할까?") (웃음)
Kendime şu soruyu sormak zorunda kalıyorum ("Mimarların kulakları var mı?") (Gülüşmeler)Me veo obligado a preguntarme ("¿los arquitectos tienen oídos?") (Risas)
Kendime şu soruyu sormak zorunda kalıyorum ("Mimarların kulakları var mı?") (Gülüşmeler)Musím sa sám seba opýtať. ("Majú architekti uši?") (Smiech)
Kendime şu soruyu sormak zorunda kalıyorum ("Mimarların kulakları var mı?") (Gülüşmeler)Muszę ponownie zadać sobie pytanie. ("Czy architekci mają uszy?") (Śmiech)
Kendime şu soruyu sormak zorunda kalıyorum ("Mimarların kulakları var mı?") (Gülüşmeler)Saya terpaksa bertanya pada diri saya. ("Apa para arsitek mempunyai telinga?") (Tawa)
Kendime şu soruyu sormak zorunda kalıyorum ("Mimarların kulakları var mı?") (Gülüşmeler)Sou obrigado a colocar-me a seguinte questão: ("Os arquitetos têm ouvidos?") (Risos)
Kendime şu soruyu sormak zorunda kalıyorum ("Mimarların kulakları var mı?") (Gülüşmeler)Sunt forțat să mă întreb. ("Oare arhitecții au urechi?") (Râsete)
Kendime şu soruyu sormak zorunda kalıyorum ("Mimarların kulakları var mı?") (Gülüşmeler)Υποχρεώνομαι να αναρωτηθώ. ("Έχουν οι αρχιτέκτονες αυτιά";) (Γέλια)
Kendime şu soruyu sormak zorunda kalıyorum ("Mimarların kulakları var mı?") (Gülüşmeler)Трябва да си задам въпрос. ("Архитектите имат ли уши?") (Смях)
Kendime şu soruyu sormak zorunda kalıyorum ("Mimarların kulakları var mı?") (Gülüşmeler)Я вынужден спросить себя: ["Есть ли уши у архитекторов?"] (Смех)
Kendime şu soruyu sormak zorunda kalıyorum ("Mimarların kulakları var mı?") (Gülüşmeler)Я змусив себе замислитися над питанням. ("Чи архітектори мають вуха?") (Сміх)
Kendime şu soruyu sormak zorunda kalıyorum ("Mimarların kulakları var mı?") (Gülüşmeler)אני נאלץ לשאול את עצמי שאלה. ("האם לארכיטקטים יש אזניים?") (צחוק)
Kendime şu soruyu sormak zorunda kalıyorum ("Mimarların kulakları var mı?") (Gülüşmeler)أنا مضطر لأطرح على نفسي سؤالاً. ("هل لدى المعماريين آذان؟") (ضحك)
Kendime şu soruyu sormak zorunda kalıyorum ("Mimarların kulakları var mı?") (Gülüşmeler)("建築士に耳はあるのか?")(笑) ちょっと意地悪ですね 私の親友にも何人か
Kimse çubuk çekmeyecek. - Ben kalıyorum.- Ingen ska dra lott.
Kimse çubuk çekmeyecek. - Ben kalıyorum.-Kukaan ei vedä tikkua.
Kimse çubuk çekmeyecek. - Ben kalıyorum.- Nessuno tirerā a sorte.
Kimse çubuk çekmeyecek. - Ben kalıyorum.- Κανείς δεν θα τραβήξει.
- Konuş, derse geç kalıyorum!Aku terlambat untuk sekolah!
- Konuş, derse geç kalıyorum!Aku terlambat untuk sekolah!
- Konuş, derse geç kalıyorum!- Apa itu? Aku terlambat untuk sekolah!
İlgili Sayfalar