kalıyorum ile cümle
kalıyorum kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Burda sadece kısa bir süre için kalıyorum.Stau aici doar putin,oricum.
Burda sadece kısa bir süre için kalıyorum.Θα μείνω μόνο για λίγο εδώ όπως και να'χει.
Burda sadece kısa bir süre için kalıyorum.И без това живея тук за малко.
Burda sadece kısa bir süre için kalıyorum.Я всё равно живу здесь только временно.
Burda sadece kısa bir süre için kalıyorum.אני בכל מיקרה אשאר כאן קצת
Burda sadece kısa bir süre için kalıyorum.أنا فقط هنا لفترة قصيرة على أية حال
Burda sadece kısa bir süre için kalıyorum.前の所に新しい家が出来るまで いるだけだから
Diyelim ki işsiz kalıyorum, veya başka bir aksilik oluyor. Krediyi geri ödeyemiyorum. .Στη συνέχεια χάνω τη δουλειά μου, ή απλά ξοδεύω όλα μου τα χρήματα στο ποτό, ή οτιδήποτε άλλο.
Diyelim ki işsiz kalıyorum, veya başka bir aksilik oluyor.Sau đấy tôi mất việc, hoặc bạn biết đấy, bất kỳ điểu gì có thể xảy ra
Diyelim ki işsiz kalıyorum, veya başka bir aksilik oluyor.Und ich verliere meinen Job, oder wissen Sie, was auch immer.
Diyelim ki işsiz kalıyorum, veya başka bir aksilik oluyor.Ztratím práci nebo něco takového.
Diyelim ki işsiz kalıyorum, veya başka bir aksilik oluyor.И я теряю мою работу, или вы знаете, все, что угодно.
Diyelim ki işsiz kalıyorum, veya başka bir aksilik oluyor.І я втратив свою роботу, чи щось інше.
Diyelim ki işsiz kalıyorum, veya başka bir aksilik oluyor.私は私のお金の全てを使い果たとかね。
Galentine, Schmid, siz benimle gelin. Hadi. Neden ben burada kalıyorum?Pitäkää kiinni
Galentine, Schmid, siz benimle gelin. Hadi. Neden ben burada kalıyorum?Super 61 spada.
Galentine, Schmid, siz benimle gelin. Hadi. Neden ben burada kalıyorum?تمسكوا
Hadi. Neden ben burada kalıyorum?Galentine, Schmid, i følger med mig.
Hadi. Neden ben burada kalıyorum?- Porque tenho de ficar aqui?
Hadi. Neden ben burada kalıyorum?Super 61 störtar,
Hadi. Neden ben burada kalıyorum?Защо ни оставиха тук?
Harikaydı! -Ben burada kalıyorum.- Kimnę się tutaj.
Her zaman -- salt bir dinleyici, bir hayran olarak -- bunu dinliyorum ve hayretler içinde kalıyorum.Akár hallgatóként, vagy épp rajongóként hallgatom végig, mindig elképesztőnek találom.
Her zaman -- salt bir dinleyici, bir hayran olarak -- bunu dinliyorum ve hayretler içinde kalıyorum.Dintotdeauna -- doar ca ascultator, ca fan -- ascult si sunt efectiv uimit.
Her zaman -- salt bir dinleyici, bir hayran olarak -- bunu dinliyorum ve hayretler içinde kalıyorum.Eu sempre — apenas como ouvinte e fã — ouço aquilo e fico espantado. Eu penso:
Her zaman -- salt bir dinleyici, bir hayran olarak -- bunu dinliyorum ve hayretler içinde kalıyorum.Ich habe immer -- nur als Zuhörer, als Fan -- Ich höre das, und ich bin verblüfft.
Her zaman -- salt bir dinleyici, bir hayran olarak -- bunu dinliyorum ve hayretler içinde kalıyorum.Ik ben altijd - als luisteraar, als fan - uiterst verbaasd als ik hiernaar luister.
Her zaman -- salt bir dinleyici, bir hayran olarak -- bunu dinliyorum ve hayretler içinde kalıyorum.Io -- come ascoltatore, come appassionato -- l'ascolto, e rimango sbalordito.
Her zaman -- salt bir dinleyici, bir hayran olarak -- bunu dinliyorum ve hayretler içinde kalıyorum.J'ai toujours -- en tant que simple auditeur, en tant que fan -- j'écoute ça, et je suis stupéfait.
Her zaman -- salt bir dinleyici, bir hayran olarak -- bunu dinliyorum ve hayretler içinde kalıyorum.저는 언제나 그저 경청자로서, 그저 팬으로 있어왔습니다. 저는 그것을 들었고, 정말 깜짝 놀랐습니다.
Her zaman -- salt bir dinleyici, bir hayran olarak -- bunu dinliyorum ve hayretler içinde kalıyorum.Siempre que como oyente, como seguidor, escucho eso me quedo asombrado.
Her zaman -- salt bir dinleyici, bir hayran olarak -- bunu dinliyorum ve hayretler içinde kalıyorum.Vždy keď to - ako poslucháč, ako fanúšik - počujem, som ohromený.
Her zaman -- salt bir dinleyici, bir hayran olarak -- bunu dinliyorum ve hayretler içinde kalıyorum.Zawsze - jedynie jako słuchacz, jako fan - Słucham tego i jestem po prostu zdumiony.
Her zaman -- salt bir dinleyici, bir hayran olarak -- bunu dinliyorum ve hayretler içinde kalıyorum.Πάντα -- ως απλός ακροατής, ως θαυμαστής -- το ακούω, και μένω απλώς κατάπληκτος.
Her zaman -- salt bir dinleyici, bir hayran olarak -- bunu dinliyorum ve hayretler içinde kalıyorum.Винаги -- просто като слушател, както и като почитател -- слушам това и съм просто изумен.
Her zaman -- salt bir dinleyici, bir hayran olarak -- bunu dinliyorum ve hayretler içinde kalıyorum.Как слушатель и поклонник, я слушаю это и каждый раз поражаюсь.
Her zaman -- salt bir dinleyici, bir hayran olarak -- bunu dinliyorum ve hayretler içinde kalıyorum.ותמיד - כמאזין, כמעריץ - אני מאזין לזה ופשוט נדהם.
Her zaman -- salt bir dinleyici, bir hayran olarak -- bunu dinliyorum ve hayretler içinde kalıyorum.وانا دوما كمستمع وكمعجب .. استمع لهذا و اعجب تماما .. واصعق بهذا الابداع
Her zaman -- salt bir dinleyici, bir hayran olarak -- bunu dinliyorum ve hayretler içinde kalıyorum.これを聴くといつも感動します 何がこれを可能にしているのでしょう?
"Hukuk okurken, sürekli "göstermek" kelimesiyle karşı karşıya kalıyorum."법률학 강의에서 나는 '입증(demonstrate)'이라는 단어가 끊임없이 생각났다."
"Hukuk okurken, sürekli "göstermek" kelimesiyle karşı karşıya kalıyorum."En el curso de mi lectura de la ley, constantemente llegó la palabra 'demostrar'.
"Hukuk okurken, sürekli "göstermek" kelimesiyle karşı karşıya kalıyorum."Igennem mit studie af jura har jeg ofte mødt ordet "bevise".
"Hukuk okurken, sürekli "göstermek" kelimesiyle karşı karşıya kalıyorum."Im Laufe meiner Lektüre Recht kam ich ständig auf das Wort 'zeigen'.
"Hukuk okurken, sürekli "göstermek" kelimesiyle karşı karşıya kalıyorum."In studiul legilor, mereu intalnesc ideea de 'a demonstra'.
"Hukuk okurken, sürekli "göstermek" kelimesiyle karşı karşıya kalıyorum."Lakiopiskelujeni aikana tulin koko ajan sanan "osoittaa" äärelle.
"Hukuk okurken, sürekli "göstermek" kelimesiyle karşı karşıya kalıyorum."Mentre leggo testi giuridici, mi imbatto costantemente nella parola 'dimostrare'.
"Hukuk okurken, sürekli "göstermek" kelimesiyle karşı karşıya kalıyorum."Tijdens het lezen van mijn boeken over recht kwam ik"
"Hukuk okurken, sürekli "göstermek" kelimesiyle karşı karşıya kalıyorum."Trong quá trình đọc sách pháp luật của tôi, tôi liên tục đến khi từ 'chứng minh'.
"Hukuk okurken, sürekli "göstermek" kelimesiyle karşı karşıya kalıyorum."V priebehu čítania zákonov sa neustále stretávam so slovom "preukázať".
"Hukuk okurken, sürekli "göstermek" kelimesiyle karşı karşıya kalıyorum."V průběhu čtení zákonů se neustále setkávám se slovem: prokázat.
"Hukuk okurken, sürekli "göstermek" kelimesiyle karşı karşıya kalıyorum."W trakcie czytania prawa, stale natykałem się na słowo "wykazać".
"Hukuk okurken, sürekli "göstermek" kelimesiyle karşı karşıya kalıyorum."В ході мого читання законів, я постійно натикався на слово 'демонструвати'.
"Hukuk okurken, sürekli "göstermek" kelimesiyle karşı karşıya kalıyorum." على مدار قراءتى فى القانون.. مررت كثيرا بكلمة 'يوضح'
İnsanların vardıkları noktalara nasıl geldiklerine hayran kalıyorum.Elképesztő, hogyan jutnak el ide.
İnsanların vardıkları noktalara nasıl geldiklerine hayran kalıyorum.Estou fascinado com a forma como lá chegaram.
İnsanların vardıkları noktalara nasıl geldiklerine hayran kalıyorum.Fascinuje ma, ako to ľuďia urobili.
İnsanların vardıkları noktalara nasıl geldiklerine hayran kalıyorum.Fascynujące jest to, jak zaszli tak daleko.
İnsanların vardıkları noktalara nasıl geldiklerine hayran kalıyorum.Jag är fascinerad av hur människor kom dit.
İnsanların vardıkları noktalara nasıl geldiklerine hayran kalıyorum.Jeg er fascineret af, hvordan folk kom frem til det.
İnsanların vardıkları noktalara nasıl geldiklerine hayran kalıyorum.Je suis fasciné par la façon dont certaines personnes y sont arrivé.
İlgili Sayfalar