kalıntıları ile cümle

kalıntıları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Nova kalıntıları, süpernova kalıntılarından veya gezegenimsi bulutsulardan daha az kütleye sahiptir.Remanescentes de nova são muito menos maciços que remanescentes de supernova ou nebulosas planetárias.
En son 30 Aralık 2013 tarihinde erişildi. ^ "400 yıl sonra kalıntıları bulundu".Eles tem fumado por quatrocentos anos, vocês acham que vai parar nos próximos duzentos?'"
Bilinen ilk halk banyosu İndus Vadisi Uygarlığı'nın kalıntılarında bulundu.Os primeiros banhos públicos são encontrados nas ruínas no da Civilização do Vale do Indo.
Bu galaksilerin çoğunda birleşme kalıntıları vardır.Muitas dessas galáxias são remanescentes de fusão.
Şehir duvarının kalıntıları.As muralhas da cidade
Kalıntıları bugün de mevcuttur.Estas levadas ainda hoje se mantêm.
Şehrin kalıntıları günümüzde hala ayaktadır.Os restos existentes da igreja estão de pé ainda hoje.
Bu, Hindistan ve Madagaskar bölgesinde fosilleri ve kalıntıları bulunmuş dinozorların listesidir.Esta é uma lista de dinossauros cujos restos foram recuperados na Índia e Madagascar.
Eski buzul çağlarından kalan buzul kalıntılarıdır.Eles são testemunhos da última Idade do Gelo.
Günümüzde kalıntılarına rastlanan kilise, bölgenin tek ibadet yeriydi.Desde então, as encomendas da Igreja tornaram-se a sua única fonte de renda.
Simon Russell Beale Ferdinand Lyle eski mısır uygarlığından kalıntıları inceleyen kaşif.Simon Russell Beale como Ferdinand Lyle, um excêntrico egiptólogo.
Gözlenen süpernova kalıntıları listesi.Esta é uma lista de remanescentes de supernova.
Kendilerinden öncekilerin bıraktıkları nimf ve pup kalıntılarını tüketirler.Formando então: Fibras anteriores, que seguem em direcção à substância perfurada e para o trato olfactivo.
Günümüzde yıkık vaziyette bulunan hisarın kalıntılarına rastlanmaktadır.Pedimos que a privacidade deles seja respeitada neste momento difícil.
Titanik' in kalıntılarını bulmuştu.Ele morreu no naufrágio do Titanic.
Kentte Roma Çağı kalıntıları da görülmektedir.O tamanho da cidade de Roma na época também precisa ser considerado.
Bu kaplardaki kemik kalıntıların incelenmesiyle çocuk mezarları olduğu anlaşılmaktadır.Lá eles vêem nos túmulos de fogo os hereges.
Bu, özellikle ülkenin tamamında bulunan eski nehirlerin kalıntıları tarafından kanıtlanmaktadır.Dit blijkt met name uit restanten van oude rivieren die door het hele land gevonden zijn.
Veyahut ışıma belli bir noktada durup geriye kara delik kalıntıları mı geride bırakır?Hij of zij zetelde op een burcht of ander soort vesting, waarvan de naam werd afgeleid.
Nan Madol adı "aralarındaki boşluk" anlamına gelir ve kalıntıları çaprazlayan kanallara atıfta bulunur.De naam Nan Madol betekent letterlijk ruimte tussen, wat duidt op de kanalen tussen de deeleilanden.
1991 yılında, kalıntıların Carin Göring'e ait olabileceği tahmin edildi.Na grondonderzoek ontdekte men in 1991 nog enkele resten van Carin Göring.
İtalya’ da antik kalıntıları tekrar görme fırsatı elde ettiler.In Italië konden ze opnieuw oude ruïnes bezoeken.
Ardından kalıntıların külleriyle kendisini kapladı.Later werd het Weert van den nedersten eynde.
Kalıntıları bugün de mevcuttur.Restanten bestaan vandaag nog.
Kalıntıları hala mevcuttur.Het restant staat er nog steeds.
Nitekim İspanyollar Cuzco’ya yerleşirken binalarını İnka tapınaklarının kalıntıları üzerinde yükseltmişlerdir.Om naar Cuzco te komen, waar de tempel gebouwd zou worden, reisden ze door ondergrondse gangen.
Titanik' in kalıntılarını bulmuştu.Het scelet van Titanophoneus liggend.
Bu ad, bir liman köyü olan (liman kalıntıları hala durmaktadır.)Hij bouwde daar zijn "Borg ved Havn" (Burcht bij de Haven).
Günümüzde kalıntıların doğusunda aynı isimde bir de belde vardır.Vandaag de dag ligt er een tuin onder dezelfde noemer.
Son olarak 1966 civarında atış talimi için kullanılan geminin kalıntıları şimdi batık halindedir.In 1966 verliet het laatste beurtvaartschip de Laakhaven.
Bunlar, tüm Anadolu'da ele geçen en erken fosil kalıntılarıdır.Het was het allereerste opgegraven dinosauriërfossiel op het antarctisch continent.
1817 yılında çıkan yangında yıkılan Ulusal Tiyatro'nun kalıntıları üzerine yapılmıştır.Het werd opgetrokken rond de ruïnes van het Nationale Theater, dat in 1817 door een brand werd verwoest.
Mağara girişlerinde, bodrum ve yıkık bina kalıntılarında bulunurlar.Ze leven bij ingangen van grotten, kelders en verwoeste gebouwen.
Bunlardan bazıları iyice harap durumdadır ve sadece kalıntıları görülebilmektedir.De wanden zijn voor het grootste gedeelte onafgewerkt gelaten; de ruwe betonnen diepwanden blijven zichtbaar.
Bu, özellikle ülkenin tamamında bulunan eski nehirlerin kalıntıları tarafından kanıtlanmaktadır.Świadczą o tym zwłaszcza pozostałości starożytnych rzek znalezionych w całym kraju.
Veyahut ışıma belli bir noktada durup geriye kara delik kalıntıları mı geride bırakır?Czy nie rzucił przeciwko nim ptaków lecących stadami, które obrzuciły ich kamieniami z palonej gliny?
Onların kalıntıları (bazıları hala işlev görmekte) bugün hala pek çok yerde bulunabilir.Pozostała ich część opuściła Zagórze (dziś Gryfice) w terminie późniejszym.
Tek deliklilerin en eski kalıntıları 120 milyon yaşındadır.Najstarszy zabytkowy dworek ma ponad 120 lat.
Ancak kalıntıları görülmektedir.Obecnie można zobaczyć jego pozostałości.
Sene 1992'de geminin kalıntıları Fransız arkeolog Franck Goddio tarafından bulundu.Odkryty w roku 2000 przez francuskiego archeologa podmorskiego Francka Goddio.
Gözetleme kulesi kalıntıları bulunmuştur.W pobliżu znajdują się pozostałości wieży obserwacyjnej.
Gözlenen süpernova kalıntıları listesi.Notatki z ocalałych szpargałów.
Günümüzde ise sarnıcın kalıntıları hâlâ görülmektedir.Pozostałości okopów można zaobserwować jeszcze obecnie.
Tarihi kalıntıları ve doğal güzellikleri ile tanınır.Rozwijało się zainteresowanie starożytnością i jej naturalnymi pozostałościami.
Köyün batı yönünde, eski bir mezarlık kalıntıları bulunuyor.Na południowym zachodzie od wsi, znajdują się ruiny starego cmentarza.
Halen ev kalıntıları bulunmaktadır.Widoczne są jeszcze podmurówki domów.
Tarihi Hasankeyf Köprüsünün kalıntıları. ^ yazısıHistoryczne zdjęcia mostu Orłów
Nova kalıntıları, süpernova kalıntılarından veya gezegenimsi bulutsulardan daha az kütleye sahiptir.Pozostałości po nowych są o wiele mniej masywne niż pozostałości po supernowych lub mgławice planetarne.
San Giovanni Evangelista Bazilikası'nın kalıntıları.Znajduje się na terenie parafii San Giovanni Evangelista.
Kentten günümüze Roma dönemi yapı kalıntılarından bazı parçalar gelebilmiştir.W nawie południowej można jeszcze dziś rozpoznać elementy architektury romańskiej.
Ancak kalenin kalıntılarını görmek mümkündür.Można zobaczyć pozostałości jego fundamentów.
Günümüze ait kalıntıları Arjantin'in Misiones Eyaletinde bulunmaktadır.Jego niekompletne szczątki odkryto na terenie obecnej Argentyny.
Şehir duvarının kalıntıları.Bydgoskie mury miejskie.
Bu resimde 6 köylü yediği insanların kalıntılarının başındalar.Liczy ona 24 mieszkańców zamieszkałych w sześciu gospodarstwach rolnych.
İsrail Krallığı'nın kalıntıları iki yüzyıl daha ayakta kaldı.Osłabione królestwo Izraela przetrwać miało jeszcze dziesięć lat.
Günümüzde kalıntılarına rastlanan kilise, bölgenin tek ibadet yeriydi.Obecnie w miejscu gdzie znajdował się kościół stoi jedyny we wsi sklep.
Daha sonra Einstein’ın kalıntıları ailesi tarafından yaktırıldı ve külleri bilinmeyen bir yere serpildi.Tego samego dnia jego zwłoki poddano kremacji w Trenton, a popioły rozsypano w nieznanym miejscu.
Kalıntılarına otopark yapılmıştır.W podziemiach ulokowano parking.
Şu anda tamamen viran olmuş, sarayın kalıntıları vardır.Obecnie po dworze zostały resztki cegieł.
Parkın en ünlü kalıntıları Australopithecus ve erken homo fosilleridir.Den mest kända lämningarna i parken är Australopithecus och tidiga mänskliga fossiler.

İlgili Sayfalar