kalıntıları ile cümle

kalıntıları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
Burası, fırtına kalıntıları üzerinde çalıştığımız korunaklı bir alan.Naša metóda je úsporná na priestor a využíva odpad po búrke.
Burası, fırtına kalıntıları üzerinde çalıştığımız korunaklı bir alan.זוהי שיטה החוסכת במקום ומשתמשת בשפוכת סערה,
Burası, fırtına kalıntıları üzerinde çalıştığımız korunaklı bir alan.هذه وسيلة حفظ فراغ تستخدم حطام العاصفة -ـ
Burası, fırtına kalıntıları üzerinde çalıştığımız korunaklı bir alan.しかも嵐は毎年起こるので資源は確保できます
Denizlere geçtiler. Bugün, kalıntılarını buzullarda buluyoruz.Były pod wodą - dziś są znane z lodowców.
Denizlere geçtiler. Bugün, kalıntılarını buzullarda buluyoruz.Heute kennen wir sie von den Eiskappen.
Denizlere geçtiler. Bugün, kalıntılarını buzullarda buluyoruz.Nosotros ahora los conocemos debido a las capas de hielo.
Denizlere geçtiler. Bugün, kalıntılarını buzullarda buluyoruz.On les connaît désormais aujourd'hui grâce aux calottes glaciaires.
Denizlere geçtiler. Bugün, kalıntılarını buzullarda buluyoruz.We kennen ze vandaag van de ijskappen.
Denizlere geçtiler. Bugün, kalıntılarını buzullarda buluyoruz.בהן סיפרתי לכם קודם שהם לא חיו.
Gördüğümüz büyük ölçüde Augustan'dan 2. yüzyıla kadar olan dönemin kalıntıları.Co zde vidíte, je z velké části od úrovní doby Augustovy k úrovním 2. století n. l.
Gördüğümüz büyük ölçüde Augustan'dan 2. yüzyıla kadar olan dönemin kalıntıları.To co widzisz, to w większości ruiny z II w. n.e. powstałe za czasów panowania Augusta.
Gördüğümüz büyük ölçüde Augustan'dan 2. yüzyıla kadar olan dönemin kalıntıları.Wat je ziet zijn voornamelijk de niveaus van de tijd van Augustus tot aan de 2e eeuw na Christus.
Gördüğümüz büyük ölçüde Augustan'dan 2. yüzyıla kadar olan dönemin kalıntıları.То, что вы видите - это в основном период с правления Августа и до II в. н. э.
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.A folyók üledéket sodortak a tengerekbe, amíg az algák szerves maradványai be nem lettek temetve.
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.Floder sköljde ut sediment i haven tills det organiska materialet från algerna helt begravts.
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.Flüsse wuschen Sedimente in die Meere unter denen die organischen Überreste der Algen begraben wurden.
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.I fiumi trasportarono sedimenti nei mari, perfino i resti organici delle alghe furono sepolti.
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.Joet huuhtoivat sedimenttejä meriin kunnes ne hautasivat alleen levien orgaaniset jäänteet.
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.강은 침전물을 바다로 씻어내렸고, 조류의 유기물 잔재가 묻혔다.
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.Les rivières entraînent des sédiments dans les mers, qui viennent recouvrir les résidus des algues.
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.Râurile au transportat sedimente în mări până când ramasitele organice au fost îngropate.
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.Reke so odnašale sedimente v morja. Ti so sčasoma zakopali organske ostanke alg.
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.Rieky zmyli tento nános do oceánov, kde živočíšne pozostatky rias ostali pochované.
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.Rzeki zmyły osad do mórz, aż szczątki organiczne glonów zostały pogrzebane.
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.Ποτάμια ξέπλεναν το ίζημα στις θάλασσες, έως ότου τα οργανικά κατάλοιπα των άλγεων να θαφτούν.
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.А реки выносили в моря ил и прочие осадки, и засыпали ими эту братскую могилу.
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.Реките отмивали седимент в моретата, докато органичните останки от водораслите били затрупани.
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.נהרות סחפו את המשקעים אל הים, עד שהשאריות האורגניות של האצות נקברו.
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.وجرفت الأنهار الرواسب إلى البحار، حتى انطمرت البقايا العضوية من الطحالب،
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.河水將沉澱物仲入海裏面 淹蓋咗藻類遺骸中嘅有機物
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.藻たちの死骸は埋められた 圧力によって温まると
Konuyu biraz görselleştirmek için; işte burada bir süpernovanın kalıntıları var.Jen pro představu. Tady je pozůstatek supernovy.
Konuyu biraz görselleştirmek için; işte burada bir süpernovanın kalıntıları var.Щоб вам легше було це уявити, візьмемо залишок наднової.
Neandertal kalıntılarınınDNA를 추출하는
Neandertal kalıntılarınınDNAを抽出する方法を研究しています
Neandertal kalıntılarınınוחיות שנכחדו
Neandertal kalıntılarınınوالحيوانات المنقرضة
Resimde bir manastırın kalıntılarını görüyoruz, oldukça eski bir manastır.هذا صحيح في هذه اللوحة نرى الدمار لدير،دير قديم
Selam ve Lucy gibi, insan kalıntıları değildir.매일매일 살람과 Lucy 대신
Selam ve Lucy gibi, insan kalıntıları değildir.כמו סלאם ולוסי, על בסיס יומיומי.
Selam ve Lucy gibi, insan kalıntıları değildir.أن تعيش في بيئة صحراوية؟
Selam ve Lucy gibi, insan kalıntıları değildir.見つかるのはゾウ サイ サル ブタ等です
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.A hátán és a fél azt elfuvarozni körül vele a por, szálak, haj, és maradványaik az élelmiszer.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.Auf seinem Rücken und seinen Seiten er gekarrt mit sich herum Staub, Fäden, Haare und Reste von Lebensmitteln.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.그 뒤로 그의 양쪽에 그가 주변에 먼지, 스레드, 머리카락, 그리고 배설물을 carted 음식.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.Em suas costas e seus lados ele carted redor com ele poeira, fios, cabelos e restos de alimentos.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.Na chrbát a jeho stranách si odvážal si s ním prach, vlákna, vlasy, zvyšky potravy.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.Na hrbtu in njegovih straneh je carted okrog z njega prah, niti, lase, in ostanki hrane.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.Na plecach i bokach, że wywozili w nim kurz, nitki, włosy, resztki żywności.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.Na záda a jeho stranách si odvážel si s ním prach, vlákna, vlasy, zbytky potravy.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.Op zijn rug en zijn zijkant hij afgevoerd met hem rond stof, draden, haar, en restanten van voedsel.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.Pada punggung dan sisi ia dibawa main dengan dia debu, benang, rambut, dan sisa-sisa makanan.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.På hans rygg och hans sidor han forslas omkring med honom damm, trådar, hår och rester av mat.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.På ryggen, og hans sider han kørte rundt med ham støv, tråde, hår og rester af fødevarer.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.Selällään ja hänen puolin hän carted noin hänen kanssaan pölyä, langat, hiukset ja jäänteet ruoan.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.Sulla schiena e fianchi ha portati con sé polvere, fili, capelli e residui di cibo.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.Trên lưng và hai bên thân mình, ông carted xung quanh với bụi, chủ đề, tóc, và tàn tích thức ăn.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.На гърба му и му страни, той извозвани с него прах, конци, коса, и останки на храна.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.На спине и бокам, он возил с собой по всему пыль, нитки, волосы и остатки продуктов питания.

İlgili Sayfalar