kalıntıları ile cümle

kalıntıları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Kalıntıları bugün de mevcuttur.Maradványai ma is láthatók.
Kalıntıları halen durmaktadır.Maradványai védettek.
İçinde pek iyi korunmamamış fresko tablo kalıntıları vardır.Igen jól megőrzött kövületei maradtak ránk.
Ayrıca bugünkü Ömercioğlu Mahallesinde bulunan Kale kalıntıları da bu varsayımları güçlendirmektedir.A városközpontban folyó ásatások legalsó rétegbeli leletei is megerősítik ezt.
Olympian Zeus Tapınağı'nın kalıntıları.Hera és Zeus temploma Olympiában).
Bu sarayın kalıntıları halen Prado Müzesi'nin yan tarafındadır.Az eredeti szobor a Palazzo Nuovo múzeumban van.
Bu inhibitörler enzimin aktivitesi için esas olan amino asit kalıntılarını değişime uğratırlar.Proteolitikus kísérleteivel meghatározta, hogy mely aminosavak alapvetőek az enzimatikus működéshez.
3,000 ile 30,000 yıl önce meydana gelen bir süpernovanın kalıntıları olduğu düşünülmektedir.30-40 ezer évvel ezelőtt működött festékbányát.
Arkeolojik kalıntıları 1834 yılında Fransız Charles Texier keşfetti.A területen az előzetes kutatást 1835-ben Charles Texier francia régész végezte el.
Aynı zamanda geçmişten günümüze arkeolojik kalıntıların kaldığı ovalardan biridir.Itt áll a régmúltból fennmaradt pellengér is.
Kalıntıları henüz belirlenememiştir.Maradványai napjainkig nem találták meg.
Halen, liman ağzındaki mendirek ile Kuzey Liman'daki kulenin kalıntıları görülmektedir.A kikötő alatt a tengerben még láthatók a római kikötői gát maradványai.
Antik Atina Çarşısı'nın kalıntıları.A régi Athéné-templom alapjai.
Günümüzde yıkık vaziyette bulunan hisarın kalıntılarına rastlanmaktadır.Mai életében meghatározó Zalaegerszeg közelsége.
Ancak bugün medresenin kalıntılarına ait hiçbir bulgu yoktur.A névadó Neumünsterből azonban mára semmi sem maradt.
Kentin güneyinde güzel bir mozaiği olan bir yapının kalıntıları bulunmuştur.Az épületben értékes mozaikot találtak.
Gözlenen süpernova kalıntıları listesi.Tämä on luettelo havaituista supernovajäänteistä.
Kişinin fiziksel kalıntılarını belirtir.Ihmisen maalliset jäänteet.
Ancak kalıntıları görülmektedir.Jäännöksistä voidaan toki sanoa jotain.
Eski köyün kalıntıları bir kaç filmin çekim yeri olarak kullanılmışdır.Kylää on käytetty monien historiallisten elokuvien kuvauspaikkana.
Şimdiki camide bu kalıntıları az da olsa görmek mümkündür.On ollut onnekasta löytää edes nämä jäänteet.
Kuzey taradında günümüzde hala kalıntıları duran büyük bir saray bulunmaktaydı.Pohjoispuolella oli suuri palatsi, jonka jäänteet ovat säilyneet.
Kilisenin kalıntıları durmaktadır.Kirkon kivirunko jäi pystyyn.
Titanik' in kalıntılarını bulmuştu.Titanic oli löytynyt.
654 yılında Arapların adayı işgalinden sonra heykelin kalıntıları Suriyeli Yahudilere satıldı.Vuonna 654 jaa. arabit valtasivat Rodoksen ja myivät patsaan jäännökset syyrialaiselle juutalaiskauppiaalle.
Kalıntıları 1970 yılında bulunmuştur.Sen jäänteet löydettiin 1940-luvulla.
Bugün toprak üstünde yalnızca şehre su getiren su kemerinin kalıntıları seçilebilmektedir.Kaivoksesta on nykyisin jäljellä vain veden täyttämät kuopat.
Bu galaksilerin çoğunda birleşme kalıntıları vardır.Valtaosa levistä on yhteyttäviä eliöitä.
Kalıntıların bir bölümü müzenin alt katında görülebilmektedir.Osa museoesineistä on esillä museon pihalla.
Şehir duvarının kalıntıları.Kaupungin muuria.
Bölgede yapılan yüzey araştırmalarında bunu destekleyen maden ve cüruf kalıntılarına rastlanmıştır.Tämä on todettu alueella esiintyvän ja maaperään tallentuneen siitepölyn avulla.
Kentteki kalıntıların çoğu Roma dönemine aittir.Kaupungin säilyneet muinaisjäänteet ovat pääosin peräisin roomalaiselta kaudelta.
Sadece medresenin kalıntıları bugüne gelmiştir.Μόνο τα ερείπια του μεντρεσέ παραμένουν και σήμερα.
Süpernova kalıntıları dizini ^ a b c "SN1987A in the Large Magellanic Cloud".24 Φεβρουαρίου 1987. Observations on Astron: Supernova 1987A in the Large Magellanic Cloud.
Şehir duvarının kalıntıları.Τα βυζαντινά τείχη της πόλης.
Filmin yapımı Cameron'ın RMS Titanic'in kalıntılarını görüntülediği 1995 yılında başladı.Η παραγωγή της ταινίας ξεκίνησε το 1995, όταν ο Κάμερον τράβηξε κάποια πλάνα από τον πραγματικό Τιτανικό.
İsrail Krallığı'nın kalıntıları iki yüzyıl daha ayakta kaldı.Η Βασιλική έμεινε ανέπαφη για δύο αιώνες.
Deniz kenarındaki sur kalıntıları da bugün görülebilir.Τα βυζαντινά απομεινάρια είναι ορατά και από τη θάλασσα.
Portekiz Ordusunun son kalıntıları da ülkeyi terk edecektir.Έναν μήνα μετά αποσύρθηκαν και τα τελευταία πορτογαλικά στρατεύματα.
Mahallede çok eski tarihlere ait uygarlıkların kalıntıları halen mevcuttur.Στην οροσειρά υπάρχουν πολλά απομεινάρια παλιών πολιτισμών.
Diolkos'un kalıntıları bugün halâ modern kanal boyunca görülebilir durumdadır.Απομεινάρια της Διόλκου υπάρχουν ακόμη σήμερα δίπλα στη σύγχρονη διώρυγα.
Mahallede "Theotokos Kilisesi" 'nin kalıntıları vardır.Στην περιοχή της συνοικίας υπάρχει και η εκκλησία Κοιμήσεως της Θεοτόκου.
Parkın en ünlü kalıntıları Australopithecus ve erken homo fosilleridir.Det mest kendte fund i parken er Australopithecus og tidlige menneskelige fossiler.
Panamá Viejo eski Panama City şehrinin kalıntıları ve ülkenin eski başkentidir.Panama Viejo er de resterende dele af den gamle Panama City og landets tidligere hovedstad.
Bu sıralarda 4. Panzer Ordusu'nun dağılan kalıntıları hala Alman hatlarına ulaşabilme çabasındadırlar.I mellemtiden forsøgte de forrevne rester af 4. panserarmé stadig at nå tilbage til de tyske linjer.
Ancak kalıntıları görülmektedir.Resterne kan stadig ses.
Bu, Kuzey Amerika Kıtasında fosilleri ve kalıntıları bulunmuş dinozorların listesidir.Der er hovedsageligt fundet fossiler og rester af denne type dinosaurus i Nordamerika.
Bugün müzenin bodrum katında hala kalenin kalıntılarından izler görülebilir.Flere steder på museet kan man derfor stadig i dag se enkelte spor af branden.
Ayrıca bunların Dorset kültürünün son kalıntıları olduğuna dair de kanıtlar bulunmuştur.Også det må have været spor efter dorset-kulturen.
Titanik' in kalıntılarını bulmuştu.Hun var passager på Titanic.
Karıncayiyengillerin fosilleşmiş kalıntıları Güney Amerika'dan başka kıtalarda da bulunmuştur.Dyret opdrættes nu også uden for Sydamerika.
Bu sınırda kilise kalıntıları yer almaktadır.I Sjelle Sogn ligger Sjelle Kirke.
Bu köyün kalıntılarına halen rastlanmaktadır.Man kan stadig se rester af bosætningen.
Kalıntıları hala mevcuttur.Rester af denne står fortsat.
Kalıntıları bugün de mevcuttur.Selv i dag er der rester af den.
Yere dayalı bir yapının kalıntıları 19. yüzyılda restore edildi.Jordberga blev etableret gård tilbage i 1300-tallet.
Diolkos'un kalıntıları bugün halâ modern kanal boyunca görülebilir durumdadır.Restene av Diolkos finnes fremdeles ved siden av dagens kanal.
Nan Madol adı "aralarındaki boşluk" anlamına gelir ve kalıntıları çaprazlayan kanallara atıfta bulunur.Navnet Nan Madol betyr "avstand mellom" og refererer til kanalene som skiller ruinene på alle kanter.
Filmin yapımı Cameron'ın RMS Titanic'in kalıntılarını görüntülediği 1995 yılında başladı.Produksjonen av filmen begynte i 1995 da Cameron tok opptak av «Titanic»s vrak.
Bu iki çiçeğin kalıntıları II. Ramses'in mezarında bulunmuştur.Rester av planten har blitt funnet i graven til Ramses II av Egypt.

İlgili Sayfalar