kalıcı ile cümle
kalıcı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Lütfen bana kalıcı adresinizi verin.Please give me your permanent address.
Alplerin manzarası bende kalıcı bir izlenim bıraktı.The scenery of the Alps left a lasting impression on me.
Sigara içmeyi kalıcı olarak bıraktın mı?Have you given up smoking for good and all?
Hepimiz kalıcı dünya barışı istiyoruz.We all wish for permanent world peace.
Herkes kalıcı barış istiyor.Everybody wants permanent peace.
Onun kalıcı dişi bebek dişinin arkasından geliyor.His permanent tooth is coming in behind his baby tooth.
Bankerin maaş kesintisi geçiciydi, kalıcı değil.The banker's pay cut was temporary, not permanent.
Sağlıklı yetişkin dişleri kalıcı olmalıdır.Healthy adult teeth should be permanent.
Şarap halı üzerinde kalıcı bir leke bıraktı.The wine left a permanent stain on the carpet.
O akılda kalıcı bir şarkı.It's a catchy song.
Ben bu şarkıyı çok akılda kalıcı olarak buldum.I've always found this song to be so haunting.
Kalıcılık ekstra bir maliyettir.A permanent costs extra.
Biçim geçici, sınıf kalıcıdır.Form is temporary, class is permanent.
Onlar kalıcı korkuyla yaşıyorlar.They live in constant fear.
Ölüm kalıcıdır.Death is permanent.
O şarkı akılda kalıcı.That song is catchy.
Bu kalıcı.This is permanent.
Bunun nasıl kalıcı olacağını merak ediyorum.I wonder how permanent this is going to be.
Bu yeni plan kalıcı bir barış getirebilir.This new plan may bring a lasting peace.
Bu kitap onun üzerinde kalıcı bir izlenim bıraktı.This book left a lasting impression on her.
İlk izlenimler kalıcıdır.First impressions are lasting.
Hiçbir şey kalıcı değildir.Nothing is permanent.
Tom çok kalıcı, değil mi?Tom is very persistent, isn't he?
Kalıcı hasar yok.There's no permanent damage.
İlk izlenimler en kalıcı olanlardır.First impressions are the most lasting.
Hala gençsin ama kalıcı olarak değil.You're still young, but not permanently.
Herhangi bir kalıcı hasar olacak mı?Will there be any permanent damage?
Kaza onu kalıcı felç bıraktı.The accident left him permanently paralyzed.
Biz kalıcıydık.We were persistent.
Koku kalıcı.The smell is persistent.
Menopoz, yumurtalıkların başlıca fonksiyonlarının kalıcı olarak durmasıdır.The menopause is the permanent cessation of the ovaries' principal functions.
Kalıcı nüfus büyük değil.The permanent population isn't big.
Bu kalıcı bir çözüm değil.It's not a permanent solution.
Geçici bir çözümden daha kalıcı bir şey yoktur.There is nothing more permanent than a temporary solution.
Geçiciden daha kalıcı hiçbir şey yoktur.There is nothing more permanent than the temporary.
Düşmanlıklar kalıcı olarak durdu.Hostilities permanently ceased.
Bazı eylemlerin kalıcı sonuçları vardır.Some actions have permanent consequences.
Kalıcı olmak zorunda değil.It doesn't have to be permanent.
Sanırım kalıcı bir değişim.I think it's a permanent change.
Kalıcı bir sözleşmem var.I have a permanent contract.
Tom'un kalıcı bir adresi yoktur.Tom has no permanent address.
Hasar kalıcı mı?Is the damage permanent?
Bu gerçekten çok akılda kalıcı bir şarkı.This is a really catchy song.
Leyla kalıcı sevgiyi bulmak istedi.Layla wanted to find lasting love.
Şirketin akılda kalıcı bir sloganı var.The company has a catchy slogan.
Hiçbir ağrı kalıcı değildir.No pain is permanent.
Eğer yanlış davranmaya devam ederseniz kalıcı kayıtlarınıza geçecektir.If you continue to misbehave, it will go on your permanent record.
Bu senin kalıcı kaydına gidiyor.This is going on your permanent record.
Çok akılda kalıcı bir ezgi bu.This is a very catchy tune.
Kendinize kalıcı bir iş bulmanız gerek.You need to find yourself a steady job.
1990 Göç Yasası mevcut ve kalıcı Çeşitlilik Vizesi (DV) programını kurdu.The Immigration Act of 1990 established the current and permanent Diversity Visa (DV) program.
1 Haziran 1979'a kadar kalıcı olarak serbest bırakılmayacaktı.He would not be permanently released until June 1, 1979.
Mikrofinans kalıcı yerel kurumların oluşturulması anlamına gelir.Microfinance means building permanent local institutions.
Heine, 2009 senesinde siyasi sanat eserleri yapmayı kalıcı durdurmuştur.Heine permanently stopped doing political art in 2009.
2013'te heykel, Greenwich'teki Kraliyet Gözlemevi'nin dışındaki kalıcı bir yere taşınmıştır.In 2013 the statue was moved to a permanent location outside the Royal Observatory in Greenwich.
NIS personeli aşağıda belirtilen kategorileri kullanır: Kalıcı sivil personel.NIS employs the following categories of personnel: Permanent civilian personnel.
Eski Mısır kültürü ve anıtları, dünya üzerinde kalıcı bir miras bıraktı.The culture and monuments of ancient Egypt have left a lasting legacy on the world.
2010 yılında Aspelund'un Finlandiya'ya kalıcı olarak geri döndüğü bildirildi.It was reported in 2010 that Aspelund had recently returned to Finland on a permanent basis.
Kawashima beyine kalıcı zarar veren endirekt kanıtlar buldu.Kawashima found no direct evidence for permanent brain damage.
Çoğu Garry Gölü'ne kalıcı olarak geri dönmedi.Most never returned permanently to Garry Lake.