Kahvaltıdan sonra kahveyi umursamam.I don't care to have coffee after breakfast.
Ben her zaman kahvaltıda kahve ve tost alırım.I always have coffee and toast for breakfast.
Bahçe çıplak ve kahverengi.The garden is bare and brown.
Koyu kahve onu bütün gece uyanık tuttu.Strong coffee kept her awake all night.
Onun ayakkabıları kahverengidir.His shoes are brown.
O her zaman kahvesini koyu içer.He always takes his coffee strong.
O, kahveyi sevmez.He doesn't like coffee.
O, kahve sevmez.He doesn't like coffee.
O, kahvesinde biraz şeker eritti.He dissolved some sugar in his coffee.
Kahveye biraz şeker kattı.He added a little sugar to the coffee.
O, her zaman kahvesini sade içer.He drinks his coffee black every time.
O bir fincan kahve içti.He drank a cup of coffee.
İki saatten daha fazla bir süre onlar kahve içerken sohbet ettiler.They chatted over coffee for more than two hours.
Bir fincan kahve içerken onunla sohbet etti.He visited with her over a cup of coffee.
O, kahve çekirdeklerini kavuruyor.He is roasting coffee beans.
Koyu kahverengi saçları vardı.He had dark brown hair.
Geceleyin bu kadar geç vakitte çok fazla kahve içmezsen iyi olur.You'd better not drink too much coffee so late at night.
Yanlışlıkla kahve fincanına tuz koydu.He put salt into his cup of coffee by mistake.
Kahveyi şekersiz içmeyi sever.He likes drinking coffee without sugar.
O, şekersiz kahveyi sever.He likes coffee without sugar.
O, şekersiz kahve sever.He likes coffee without sugar.
Onun kahverengi gözleri var.He has brown eyes.
Makul miktarda kahve içer.He drinks a moderate amount of coffee.
O, yavaşça sıcak kahveyi yudumladı.He sipped the hot coffee slowly.
Onlar misafirlere biraz kahve önerdiler.They offered the guests some coffee.
Bir fincan kahve içerken sohbet ettiler.They talked over a cup of coffee.
Onlar öğle yemeğinde sandviç ve kahve aldılar.They lunched on sandwiches and coffee.
Onun kahve yapmada iyi olduğunu biliyor muydun?Did you know she is good at making coffee?
Ben, kahvesini koyu sevip sevmediğini bilmiyorum.I don't know whether she likes her coffee black.
O hazır kahveyi karıştırdı ve sütün içine döktü.She stirred the instant coffee and poured in milk.
Kafateryada kahve içiyor olabilir.She might be having coffee in the cafeteria.
Kahvesine süt karıştırdı.She stirred the milk into her coffee.
O kahve içerken futbol oyunu hakkında arkadaşlarıyla sohbet etti.She chatted with her friends about the football game over coffee.
Kahvesini bitirdi ve bir tane daha istedi.She finished her coffee and asked for another.
Onunla kahve dükkanında buluşmaya söz verdi.She promised to meet him at the coffee shop.
Bir kaşıkla kahvesini karıştırdı.She stirred her coffee with a spoon.
Masadaki fincanlara kahve doldurdu.She poured coffee into the cups on the table.
Yanlışlıkla kahvesine tuz koydu.She put salt into her coffee by mistake.
O şimdi kahve içiyor.She is having coffee now.
Şimdi mutfakta kahve yapıyor.She is now making coffee in the kitchen.
O hepimiz için kahve yaptı.She made coffee for all of us.
Bana kahve servisi yaptı.She served me coffee.
O gençken, kahveyi Japon çayına tercih ederdi.When she was young, she preferred coffee to Japanese tea.
Kahverengi gözleri var.She has brown eyes.
Öğle yemeğini kahve ile bitirdi.She finished up lunch with coffee.
O koyu kahverengi ayakkabılar giyiyordu.She was wearing dark brown shoes.
O uzun, yumuşak kahverengi saçlı, uzun boylu, zayıf bir kızdı.She was a tall, thin girl with long, soft brown hair.
Sebzeyle ve kahverengi pirinçle beslenir.She lives on vegetables and brown rice.
O, arkadaş canlısı kahverengi gözlerle bana gülümsedi.She smiled at me with friendly brown eyes.
Kural olarak ben kahve içmem.As a rule, I don't drink coffee.
Babam bir gün bile kahve olmadan gidemez.My father cannot go without coffee even for a day.
Babam koyu kahveyi sever.My father likes strong coffee.
Ben kahve severken, annem çay sever.Mother likes tea, while I like coffee.
Annenin bir kahve dükkanı vardır.Mother has a coffee shop.
Uyanık kalmak için biraz daha kahve içmek zorunda kalabilirim.In order to stay awake I may have to drink more coffee.
Postane kahverengi binadır.The post office is the brown building.
Biz üç kız kardeş bir kahve dükkanı açtı.We three sisters opened a coffee shop.
Kahve ve sigaralar.Coffee and cigarettes.
Kahve ve çilimler.Coffee and cigarettes.
Biraz koyu kahve içtiğinden dolayı o, bütün gece boyunca uyuyamadı.On account of having drunk some strong coffee, she wasn't able to sleep all night long.