Üç fincan kahve içtin.You've drunk three cups of coffee.
Bir fincan koyu kahve olmadan uyanmak zordur.It is hard to wake up without a strong cup of coffee.
Mola sırasında biraz kahve içelim.Let's have some coffee during recess.
Kahve molası verelim.Let's take a break for coffee.
Kahveme bir küp şeker koyun lütfen.Please put a lump of sugar in my coffee.
Genel anlamda, Amerikalılar kahveye çok düşkündür.Generally speaking, Americans are very fond of coffee.
Biz Brezilya'dan kahve ithal ederiz.We import coffee from Brazil.
Sana biraz kahve hazırlayacağım.I'll fix you some coffee.
Genel olarak, Amerikalılar kahveyi severler.Generally speaking, Americans like coffee.
Bir fincan kahve kafamı aydınlattı.A cup of coffee cleared my head.
Neden bir fincan kahve ve bir sohbet için içeri girmiyorsun?Why don't you come in for a cup of coffee and a chat?
Komite kahveden sonra işe başladı.The committee got down to business after coffee.
Parkın yanında bir kahve dükkânı vardı.There used to be a coffee shop near the park.
Ben kahveyi çaya tercih ederim.I prefer coffee to tea.
İyi kahveyi kötü kahveden ayırt etmek için dilini eğitmelisin.You must educate your tongue to distinguish good coffee from bad.
Bana bir fincan kahve yapar mısın?Would you mind terribly making me a cup of coffee?
Kahve çok koyu olmuşsa biraz daha su ekle.If the coffee is too strong, add some more water.
Biraz daha kahve almaz mısınız?Won't you have some more coffee?
Bir fincan daha kahve içmemin bir sakıncası var mı?Would you mind my drinking another cup of coffee?
Bir fincan daha kahve almaz mısınız?Won't you have another cup of coffee?
Zaten kahve içmiştim.I've had coffee already.
Ben kahve sevmem.I don't like coffee.
Ben çayı kahveye tercih ederim.I prefer tea to coffee.
Sabahleyin sadece tost ve kahve alırım.I only have toast and coffee in the morning.
Garson, üç tane kahve lütfen.Waiter, three coffees, please.
Bir kahve molası alalım, değil mi?Let's take a coffee break, shall we?
Çok susadım. Bir fincan kahve istiyorum.I am thirsty. I would like to have a cup of coffee.
Susadım. Bir fincan kahve içmek istiyorum.I am thirsty. I would like to have a cup of coffee.
Neden kahveyi koyu seviyorsun?Why do you like coffee strong?
Tom çayı kahveden daha çok sever.Tom likes tea better than coffee.
Ben senin masa örtüne kahve döktüm.I spilled coffee on your tablecloth.
Bir kahve molası vermeye ne dersin?What do you say to having a coffee break?
Onlar kaba kahverengi deriden yapılmış.They were made of rough brown leather.
O akşam bahşişimi masada başaşağı bıraktığım bir kahve fincanının altına bıraktım.That evening I left my tip under a coffee cup, which I left upside down on the table.
Kedilerden biri siyah, diğeri kahverengi.One of the cats is black, the other is brown.
Kahverengi ayakkabılı çocuğu gördüm.I saw the boy in brown shoes.
Piyano, güzel, koyu kahverengi ahşaptan yapılmıştır.The piano was made of beautiful, dark brown wood.
Kahve o kadar sıcaktı ki içemedim.The coffee was so hot that I couldn't drink it.
O kahve güzel kokuyor.That coffee smells good.
Kahve, içemeyeceğim kadar sıcaktı.The coffee was too hot for me to drink.
Klima tamir altında iken kahvehane kapalıdır.The coffee shop is closed while the air conditioning is under repair.
Bifteğim, yumurtalarım, kızarmış patateslerim, tostum ve kahvem var.I have steak, eggs, hash browns, toast, and coffee.
Jessie kahve yapmak için su kaynatıyor.Jessie is boiling water to make coffee.
Bu, İngiltere'de yapılmış bir kahve fincanı.This is a coffee cup made in England.
Bu çok hafif bir kahve.This is a very mild coffee.
Maalesef masa örtüsüne kahve döktüm.I'm afraid I spilled coffee on the tablecloth.
Bu şapka kahverengi elbise ile uyar.This hat does match the brown dress.
Buralarda kahverengi bir cüzdan gördün mü?Did you see a brown wallet around here?
Bu kahverengi kravatı alacaktım.I would take this brown tie.
Bu ülkenin ana ürünlerinden biri kahvedir.One of the main products of this country is coffee.
Bu kahvehane rahat.This coffee shop is cozy.
Bu kahve dükkanında sık sık sohbet ederiz.We would often have a chat in this coffee shop.
Bu kahve o kadar sıcak ki onu içemem.This coffee is so hot that I can't drink it.
Bu kahve benim için çok koyu.This coffee is too strong for me.
Bu kahvenin tadı acı.This coffee tastes bitter.
Bu kahve yeterince sıcak değil.This coffee is not hot enough.
Bu kahve çok acı.This coffee is too bitter.
Bu kahve Java ve Brezilya'nın bir karışımıdır.This coffee is a blend of Java and Brazil.
Bu kahvenin tadı yanık.This coffee tastes burnt.
Üç kahve, lütfen.Three coffees, please.