Öğrenciler kahkahalara boğuldular.The pupils burst out laughing.
Kahkaha ile güldük.We roared with laughter.
Herkes kahkahaya boğuldu.Everyone burst into laughter.
Onlar hikayeyi duyunca, kahkahaya boğuldular.When they heard the story, they burst into laughter.
Genç adam kahkahalara boğuldu.The young man burst into laughter.
Fıkrayı duyduğunda, kahkahaya boğuldu.Hearing the joke, he burst into laughter.
Çocuk, sınıf arkadaşlarının kahkahalarından gocunmadı.The boy was not humiliated by the laughter of his classmates.
Bu kitap bana iyi bir kahkaha attırdı.This book gave me a good laugh.
Konuşmacı öyle söylediğinde seyirci kahkahalara boğuldu.On the speaker's saying so, the audience burst out into laughter.
Kendime rağmen kahkaha attım.I laughed in spite of myself.
Kahkahayla gülmek elimde değildi.I couldn't help laughing out.
Elimde olmadan kahkahayla güldüm.I couldn't help laughing out.
Elimde olmadan kahkahalara boğuldum.I burst out laughing in spite of myself.
Neredeyse kahkaha patlatacaktım.I almost laughed out loud.
Genç kız kaygısızca kahkaha attı.The young girl laughed carelessly.
Kahkaha en iyi ilaçtır.Laughter is the best medicine.
İzleyici kahkaha ile güldü.The audience roared with laughter.
Onun yeni saç stilini gördüğümde kahkahamı bastırmaya çalıştım.When I saw his new hairstyle I tried hard to suppress my laughter.
O bir kahkaha ile onu teklife cevap verdi.He responded to her offer with a laugh.
Arkadaşları tarafından kahkahalarla gülünecek.He will be laughed at by his friends.
Onun kahkahası evde yankılandı.Her laughter echoed through the house.
O kahkaha attı.She burst into laughter.
Beni gördüğünde kahkaha patlattı.She burst out laughing when she saw me.
Kahkaha ile gülmekten kendini alamadı.She couldn't help bursting into laughter.
Öyle güzel bir fıkraydı ki, herkes birden kahkahayı bastı.It was such a nice joke that everybody burst out laughing.
Kahkaha odayı doldurdu.Laughter filled the room.
Kahkaha kibire karşı tek tedavidir ve kibir gülünebilir tek hatadır.Laughter is the only cure against vanity, and vanity is the only laughable fault.
O kahkahayı hatırlıyorum.I remember that laugh.
Kahkaha bulaşıcıdır.Laughter is infectious.
Sırtlanın havlaması kahkaha gibi ses çıkarıyor.The hyena's bark sounds like laughter.
Kahkaha insanların bir özelliğidir.Laughter is a feature of mankind.
Tom kahkaha attı.Tom burst into laughter.
Tom Mary'yi jig dansı yaparken gördüğünde kahkahalara boğuldu.Tom burst out laughing when he saw Mary dancing a jig.
Oda kahkahayla dolu.The room filled with laughter.
Bazen kahkahayla gülme dürtüsüne karşı koymak zordur.Sometimes it's hard to resist the impulse to burst out laughing.
Tom neredeyse yüksek sesle kahkaha atacaktı.Tom nearly laughed out loud.
Annem ve ben kahkahadan ölüyoruz.Mum and I are dying with laughter.
Öğrenciler kahkahalara boğuldu.The students burst out laughing.
Kahkaha, sağlık için iyidir.Laughter is good for your health.
Onun küçük kahkahasıyla büyülenmişti.She was enchanted by his little laugh.
Neden kahkaha atıyorsun?Why are you laughing?
Senin çocuksu kahkahanı duyuyorum.I hear your childish laughter.
Herkes kahkaha atmaya başladı.Everyone started laughing.
O bana kahkahayla güldü.She laughed at me.
Ben bir kahkaha patlattım.I burst out laughing.
O, fıkrayı duyunca kahkahaya boğuldu.When he heard the joke, he burst into laughter.
Epeydir şöyle güzel bir kahkaha atmadım.I haven't had a good laugh in a long time.
Bitişik odada kahkaha duydum.I heard laughter in the next room.
Artık kahkahamı tutamıyorum.I can't hold back my laughter any longer.
Kahkaha, sağlığınız için iyidir.Laughing is good for your health!
Tom acı bir kahkaha attı.Tom gave a bitter laugh.
İkisi de kahkaha atmaya başladı.Both of them started laughing.
Tom dışarıda kahkaha duydu.Tom heard laughter outside.
Tom bir kahkaha bastırdı.Tom stifled a laugh.
O, sorumsuz kahkahasıyle beni altüst etti.She discombobulated me with her feckless laughter.
Kahkaha öldürebilir.Laughter can kill.
Tom ve diğerlerinin hepsi kahkahayı patlattı.Tom and the others all burst out laughing.
Tom bir kahkaha kulübüne katıldı ve onun stres seviyeleri önemli ölçüde düştü.Tom has joined a laughter club and his stress levels have decreased significantly.
Kahkaha olmayan bir gün, boşa harcanmış bir gündür.A day without laughter is a day wasted.
Tom Mary'yi gördüğünde kahkahalara boğuldu.Tom burst out laughing when he saw Mary.