Ana içeriğe geç
Sözlük

kahin ile cümle

kahin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
14
ORT. KELİME
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.I przydało się, że kapłan niektóry szedł tą drogą, a ujrzawszy go, pominął.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.마침 한 제사장이 그 길로 내려가다가 그를 보고 피하여 지나가고
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Men det traff sig så at en prest drog samme vei ned, og han så ham, og gikk like forbi.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Men ved en Hændelse gik en Præst den samme Vej ned, og da han så ham, gik han forbi.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Niin vaelsi sattumalta eräs pappi sitä tietä ja näki hänet ja meni ohitse.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Per caso, un sacerdote scendeva per quella medesima strada e quando lo vide passò oltre dall'altra parte
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Po naključbi pa pride neki duhovnik doli po tisti poti, in ko ga vidi, gre mimo.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Por casualidad, descendía cierto sacerdote por aquel camino; y al verle, pasó de largo
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Så hände sig att en präst färdades samma väg; och när han fick se honom, gick han förbi.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Történet szerint pedig megy vala alá azon az úton egy pap, a ki azt látván, elkerülé.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Un sacrificateur, qui par hasard descendait par le même chemin, ayant vu cet homme, passa outre.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Vả , gặp một thầy tế_lễ đi xuống_đường đó , thấy người ấy , thì đi qua khỏi .
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Vả, gặp một thầy tế lễ đi xuống đường đó, thấy người ấy, thì đi qua khỏi.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Κατα συγκυριαν δε ιερευς τις κατεβαινε δι' εκεινης της οδου, και ιδων αυτον επερασεν απο το αλλο μερος.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.А случайно някой си свещеник слизаше по оня път, и, като го видя, замина си от срещната страна.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.По случаю один священник шел тою дорогою и, увидев его, прошел мимо.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Случаєм ійшов якийсь священик дорогою цією, і, побачивши його, пройшов мимо.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.ויקר המקרה כי ירד כהן אחד בדרך ההוא וירא אתו ויעבר מעליו׃
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.فعرض ان كاهنا نزل في تلك الطريق فرآه وجاز مقابله.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.偶 然 有 一 個 祭 司 、 從 這 條 路 下 來 . 看 見 他 就 從 那 邊 過 去 了
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.偶然 有 一 個 祭司 、 從這條路 下來 . 看見 他 就 從那邊過 去了
Böylece Harunun soyundan gelen kâhinlere otlaklarıyla birlikte verilen kentlerin toplam sayısı on üçü buldu.Aaronin jälkeläisten, pappien, kaupunkeja oli kaikkiaan kolmetoista kaupunkia laidunmaineen.
Böylece Harunun soyundan gelen kâhinlere otlaklarıyla birlikte verilen kentlerin toplam sayısı on üçü buldu.Az Áron fiainak, a papoknak városai összesen tizenhárom város és azoknak legelõi.
Böylece Harunun soyundan gelen kâhinlere otlaklarıyla birlikte verilen kentlerin toplam sayısı on üçü buldu.Cộng các thành của những thầy tế lễ, con cháu A-rôn, là mười ba cái thành với đất chung quanh.
Böylece Harunun soyundan gelen kâhinlere otlaklarıyla birlikte verilen kentlerin toplam sayısı on üçü buldu.Cộng các thành của những thầy tế_lễ , con_cháu A-rôn , là mười_ba cái thành với đất chung_quanh .
Böylece Harunun soyundan gelen kâhinlere otlaklarıyla birlikte verilen kentlerin toplam sayısı on üçü buldu.daß alle Städte der Kinder Aarons, der Priester, waren dreizehn mit ihren Vorstädten.
Böylece Harunun soyundan gelen kâhinlere otlaklarıyla birlikte verilen kentlerin toplam sayısı on üçü buldu.El total de las ciudades de los sacerdotes hijos de Aarón fue de trece, con sus campos de alrededor
Böylece Harunun soyundan gelen kâhinlere otlaklarıyla birlikte verilen kentlerin toplam sayısı on üçü buldu.제사장 아론 자손의 성읍이 모두 십 삼 성읍과 그 들이었더라
Böylece Harunun soyundan gelen kâhinlere otlaklarıyla birlikte verilen kentlerin toplam sayısı on üçü buldu.Owa wszystkich miast synów Aaronowych, kapłanów, trzynaście miast i przedmieścia ich.
Böylece Harunun soyundan gelen kâhinlere otlaklarıyla birlikte verilen kentlerin toplam sayısı on üçü buldu.Præsternes, Arons Sønners, Byer udgjorde i alt tretten Byer med omliggende Græsmarker.
Böylece Harunun soyundan gelen kâhinlere otlaklarıyla birlikte verilen kentlerin toplam sayısı on üçü buldu.Således fikk Arons sønner, prestene, i alt tretten byer med tilhørende jorder.
Böylece Harunun soyundan gelen kâhinlere otlaklarıyla birlikte verilen kentlerin toplam sayısı on üçü buldu.Toate cetăţile preoţilor, fiii lui Aaron, au fost treisprezece cetăţi şi împrejurimile lor.
Böylece Harunun soyundan gelen kâhinlere otlaklarıyla birlikte verilen kentlerin toplam sayısı on üçü buldu.Todas as cidades dos sacerdotes, filhos de Arão, foram treze cidades e seus arrabaldes.
Böylece Harunun soyundan gelen kâhinlere otlaklarıyla birlikte verilen kentlerin toplam sayısı on üçü buldu.Total des villes des sacrificateurs, fils d`Aaron: treize villes, et leurs banlieues.
Böylece Harunun soyundan gelen kâhinlere otlaklarıyla birlikte verilen kentlerin toplam sayısı on üçü buldu.Totale delle città dei sacerdoti figli d'Aronne: tredici città e i loro pascoli
Böylece Harunun soyundan gelen kâhinlere otlaklarıyla birlikte verilen kentlerin toplam sayısı on üçü buldu.Všech měst synů Aronových kněží třinácte měst s předměstími jejich.
Böylece Harunun soyundan gelen kâhinlere otlaklarıyla birlikte verilen kentlerin toplam sayısı on üçü buldu.Vseh mest Aronovih sinov, duhovnikov, je bilo trinajst in pašniki okoli njih.
Böylece Harunun soyundan gelen kâhinlere otlaklarıyla birlikte verilen kentlerin toplam sayısı on üçü buldu.Všetkých miest synov Áronových, kňazov, bolo trinásť miest s ich obvodami.
Böylece Harunun soyundan gelen kâhinlere otlaklarıyla birlikte verilen kentlerin toplam sayısı on üçü buldu.Zo werden in totaal dertien steden aan de priesters, de nakomelingen van Aäron, overgedragen.
Böylece Harunun soyundan gelen kâhinlere otlaklarıyla birlikte verilen kentlerin toplam sayısı on üçü buldu.Πασαι αι πολεις των υιων του Ααρων των ιερεων, πολεις δεκατρεις και τα περιχωρα αυτων.
Böylece Harunun soyundan gelen kâhinlere otlaklarıyla birlikte verilen kentlerin toplam sayısı on üçü buldu.Всех городов сынам Аароновым, священникам, досталось тринадцать городов спредместьями их.
Böylece Harunun soyundan gelen kâhinlere otlaklarıyla birlikte verilen kentlerin toplam sayısı on üçü buldu.Всичките градове на Аароновите потомци, свещениците, бяха тринадесет града с пасбищата им.
Böylece Harunun soyundan gelen kâhinlere otlaklarıyla birlikte verilen kentlerin toplam sayısı on üçü buldu.כל ערי בני אהרן הכהנים שלש עשרה ערים ומגרשיהן׃
Böylece Harunun soyundan gelen kâhinlere otlaklarıyla birlikte verilen kentlerin toplam sayısı on üçü buldu.جميع مدن بني هرون الكهنة ثلاث عشرة مدينة مع مسارحها
Böylece Harunun soyundan gelen kâhinlere otlaklarıyla birlikte verilen kentlerin toplam sayısı on üçü buldu.亞 倫 子 孫 作 祭 司 的 、 共 有 十 三 座 城 、 還 有 屬 城 的 郊 野
Böylece Harunun soyundan gelen kâhinlere otlaklarıyla birlikte verilen kentlerin toplam sayısı on üçü buldu.亞倫子 孫作 祭司 的 、 共 有 十三 座 城 、 還有屬城 的 郊野
Böylece kâhinler halktan para toplamamayı ve tapınağın onarım işlerine karışmamayı kabul ettiler.A kňazi pristali na to, aby nebrali peňazí od ľudu ani aby neopravovali trhlín domu.
Böylece kâhinler halktan para toplamamayı ve tapınağın onarım işlerine karışmamayı kabul ettiler.a papok beleegyeztek, hogy [többé] semmi pénzt nem vesznek el a néptõl, és nem javítják ki a ház romlásait.
Böylece kâhinler halktan para toplamamayı ve tapınağın onarım işlerine karışmamayı kabul ettiler.In duhovniki so privolili, da niso več jemali denarja od ljudstva, a hiše tudi niso popravljali.
Böylece kâhinler halktan para toplamamayı ve tapınağın onarım işlerine karışmamayı kabul ettiler.Jemuž povolivše kněží, nebrali peněz od lidu, ani neopravovali domu.
Böylece kâhinler halktan para toplamamayı ve tapınağın onarım işlerine karışmamayı kabul ettiler.제사장들이 다시는 백성에게 은을 받지도 아니하고 전 퇴락한 것을 수리하지도 아니하기로 응락하니라
Böylece kâhinler halktan para toplamamayı ve tapınağın onarım işlerine karışmamayı kabul ettiler.Los sacerdotes consintieron en no tomar dinero del pueblo, ni reparar las grietas del templo
Böylece kâhinler halktan para toplamamayı ve tapınağın onarım işlerine karışmamayı kabul ettiler.Những thầy tế lễ ưng không thâu bạc nơi dân sự nữa, và không lãnh sửa sang các nơi hư nứt của đền.
Böylece kâhinler halktan para toplamamayı ve tapınağın onarım işlerine karışmamayı kabul ettiler.Những thầy tế_lễ ưng không thâu bạc nơi dân_sự nữa , và không lãnh sửa_sang các nơi hư nứt của đền .
Böylece kâhinler halktan para toplamamayı ve tapınağın onarım işlerine karışmamayı kabul ettiler.Und die Priester willigten darein, daß sie nicht vom Volk Geld nähmen und das Baufällige am Hause besserten.
Böylece kâhinler halktan para toplamamayı ve tapınağın onarım işlerine karışmamayı kabul ettiler.И согласились священники не брать серебра у народа на исправление повреждений в храме.
Böylece kâhinler halktan para toplamamayı ve tapınağın onarım işlerine karışmamayı kabul ettiler.ויאתו הכהנים לבלתי קחת כסף מאת העם ולבלתי חזק את בדק הבית׃
Böylece kâhinler halktan para toplamamayı ve tapınağın onarım işlerine karışmamayı kabul ettiler.فوافق الكهنة على ان لا يأخذوا فضة من الشعب ولا يرمّموا ما تهدّم من البيت.
Böylece kâhinler halktan para toplamamayı ve tapınağın onarım işlerine karışmamayı kabul ettiler.眾 祭 司 答 應 不 再 收 百 姓 的 銀 子 、 也 不 修 理 殿 的 破 壞 之 處
Böylece kâhinler halktan para toplamamayı ve tapınağın onarım işlerine karışmamayı kabul ettiler.眾 祭司 答 應 不 再 收 百姓 的 銀子 、 也不 修理 殿 的 破壞之處
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod