Kahvaltıda üç yumurta yedim.I ate three eggs for breakfast.
Sami, Kahire'ye taşınmaya hazırlanıyordu.Sami was getting ready to move to Cairo.
Sami'nin Kahire'de tanıdıkları var.Sami knows people in Cairo.
Sami Kahire'de kelimeişehadet getirdi.Sami took the shahada in Cairo.
Sami Kahire'de İslam'a geçti.Sami took the shahada in Cairo.
Tom'un babası bir savaş kahramanıydı.Tom's father was a war hero.
Tom biraz kahve demledi.Tom brewed some coffee.
Tom kahve yapmış.Tom brewed some coffee.
Kahve iç.Drink coffee.
Tom kahvaltıdan önce duş alır.Tom takes a shower before breakfast.
Hazır kahve neredeyse hiç içmem.I hardly ever drink instant coffee.
Hazır kahve genelde hiç içmem.I almost never drink instant coffee.
Hazır kahve çok nadir içerim.I very seldom drink instant coffee.
Nadiren hazır kahve içerim.I rarely drink instant coffee.
Avustralya'da insanlar kahvaltıda ne yer?What do people eat for breakfast in Australia?
Avustralya'da insanlar kahvaltı için ne yer?What do people eat for breakfast in Australia?
Kahvaltı henüz hazır değil.Breakfast isn't ready yet.
Kahvaltı daha hazır değil.Breakfast isn't ready yet.
Kahveyi tükettik.We've run out of coffee.
Bu kahve çok sertmiş.This coffee is too strong.
Bu kahve aşırı sert.This coffee is too strong.
Üç fincan kahve içti.She drunk three cups of coffee.
O, üç fincan kahve içti.She drunk three cups of coffee.
Tom işe gitmeden önceki her sabah birkaç fincan kahve içer.Tom drinks several cups of coffee every morning before he goes to work.
Mennad Kahire'de çalışırdı.Mennad used to work in Cairo.
Çoğu köpek, kahverengi gözlere sahiptir.Most dogs have brown eyes.
Çoğu köpeğin kahverengi gözleri vardır.Most dogs have brown eyes.
Bir fincan kahve iyi olurdu.A cup of coffee would be nice.
Kim kahve istiyor?Who wants coffee?
Kahve isteyen?Who wants coffee?
Kahveme genelde şeker koymam.I don't usually put sugar in my coffee.
Karnım zil çalıyor çünkü kahvaltı yapmadım.I am starving because I didn't have breakfast.
Açlıktan ölüyorum çünkü kahvaltı yapmadım.I am starving because I didn't have breakfast.
Kahvenizi ne zaman içmek istersiniz?When do you want to drink your coffee?
Kahverengi köpek tavşanı yedi.The brown dog ate the rabbit.
Kahve içiyor.She's drinking coffee.
Kahpe gibi giyinmişti.She was dressed like a bitch.
Çayı kahveden daha çok sever.He likes tea better than coffee.
Yarın kahvaltıyı erken yapacak.He will have breakfast early tomorrow.
Her gün kahvecide kahvaltı yapıyor.He has breakfast at the local coffee shop every day.
Şirketi Etiyopya'dan kahve ithal ediyor.His company imports coffee from Ethiopia.
Kahvaltıda ne yediğini hatırlamıyordu.He was unable to remember what he had eaten for breakfast.
Sabah kahvaltısından önce genelde duş alır.He usually takes a shower before breakfast.
Kahvaltıdan önce genelde duşa girer.She usually takes a shower before breakfast.
Kahvaltıda genelde sadece yumurta yer.He usually only eats eggs for breakfast.
Her sabah kahvaltıdan önce duş alır.He takes a shower every morning before breakfast.
Kahvesine çok şeker ve krema koyuyor.He puts a lot of sugar and cream in his coffee.
Günüme her zaman bir fincan kahveyle başlarım.I always start my day with a cup of coffee.
Kahve geldi, köpüklü oldu.The coffee is here, it ended up frothy.
Kahve geldi, köpüklü köpüklü.The coffee is here, it ended up frothy.
Mis gibi kahvaltı hazırladım.I've made a splendid breakfast.
Kahveyi nasıl içiyorlar?How do they want their coffee?
Nasıl olsun kahveleriniz?How do you want your coffee?
Çay kahve bir şey içer misiniz?Do you want coffee or tea or something?
Kahvaltı yaparken radyo dinler.He listens to the radio while eating breakfast.
Kahveyi çaydan daha çok sever.He likes coffee better than tea.
Yanlışlıkla kahve bardağının içine tuz koydu.He inadvertently put salt into his cup of coffee.
Kahve fincanına kazara tuz attı.He inadvertently put salt into his cup of coffee.
Kahvaltıyı kim hazırlayacak?Who's going to make breakfast?
Kahvene ne katıyorsun?What do you take in your coffee?