Herkes kahkaha atmaya başladı.Everyone started laughing.
Onlar kahverengi.They're brown.
McDonald's'ta kahvaltı etmeye ne dersin?What would you say to breakfast at McDonald's?
McDonald's'taki kahvaltı hakkında ne düşünüyorsun?What do you think about breakfast at McDonald's?
Sabah kahvaltısı yemek istiyorum.I would like to have breakfast.
Biz içeride kahvaltı yiyoruz.We are eating breakfast inside.
Kahvaltıdan önce asla bir şey yememI never eat before breakfast.
Hayat bir kahpe.Life is a bitch.
Kahvaltıdan önce gül, akşam yemeğinden önce ağlayacaksın.Laugh before breakfast, you'll cry before supper.
O, kahve için beni davet etti.She invited me over for coffee.
"O, kahve için beni davet etti." "Gittin mi?" "Kahveyi sevmem.""She invited me over for coffee." "Did you go?" "I don't like coffee."
Otel pahalıydı ama günlük fiyata kahvaltı dahildi.The hotel was expensive, but the daily rate included breakfast.
Günlük fiyata kahvaltının dahil olduğunu unuttum.I forgot that the daily rate included breakfast.
O maskeli bir kahraman; ona güvenebiliriz.He is a masked hero; we can trust him.
Sana bir fincan kahve alabilir miyim?Can I get you a cup of coffee?
Biraz kahvaltılık gevrek ve portakal suyu alacağım.I'll have some cereal and orange juice.
Tom'a bağırıp ona kahvaltı saati olduğunu söyler misiniz?Could you shout to Tom and tell him it's breakfast time?
Yapraklar sonbaharda kahverengi olur.Leaves go brown in autumn.
Kahve içmek istiyor musun?Do you want to drink coffee?
Kahvenin fiyatı düştü.The price of coffee went down.
Kahveyi siyah çaydan daha çok severim.I like coffee better than black tea.
Kahvaltı ne zaman servis ediliyor?When is breakfast served?
O bana kahkahayla güldü.She laughed at me.
Tom mutfakta tek başına kahvaltı yapıyordu.Tom is eating breakfast alone in the kitchen.
Neden içeri gelmiyorsun ve bir fincan kahve içmiyorsun?Why don't you come in and have a cup of coffee?
Neden yararlı bir şey yapmıyorsun ve bana bir kahve getirmiyorsun?Why don't you do something useful and get me some coffee?
Neden kahvene biraz tarçın koymayı denemiyorsun?Why don't you try putting a little cinnamon in your coffee?
Kahvemi hafif severim.I like my coffee weak.
Kahve almaya git.Go get coffee.
Kahvaltıda ne var?What's for breakfast?
Sana biraz kahve yapayım mı?Shall I make you some coffee?
Tom kahraman.Tom is heroic.
Tom kahveyi seviyor.Tom loves coffee.
Biz sabah kahvaltısı hazırlıyoruz.We're making breakfast.
Biz kahvaltı yapıyoruz.We're having breakfast.
Kahvaltı yedik.We had breakfast.
Kahramanlara ihtiyacımız var.We need heroes.
Kahramanlar olacağız.We'll be heroes.
Onlar kahve içtiler.They drank coffee.
Onlar kahramanlardı.They were heroes.
Tom kahvaltı yaptı.Tom made breakfast.
Tom kahvaltı etti.Tom made breakfast.
Kahvaltı servis edilir.Breakfast is served.
Kahvaltı hazırladım.I made breakfast.
Kahve yaptım.I made coffee.
Kahraman değilim.I'm no hero.
Kahve mi?Is that coffee?
Sadece kahve.It's just coffee.
O kahverengi şapka eski.That brown hat is old.
Bu iyi kahve.That's good coffee.
Hiç kahve yok.There's no coffee.
Bu kahveyi çok ince öğüt.Grind this coffee very fine.
Sabah kahvaltım nerede?Where's my breakfast?
Sen kahvaltıyı kaçıracaksın.You'll miss breakfast.
O, kahvenin acılığına dayanamadı.He couldn't stand the bitterness of the coffee.
O kahverengi saçlı.He has brown hair.
Onun kahverengi saçı var.He has brown hair.
Günümüzde kahve azdır.Nowadays coffee is scarce.
Akşam yemeğinden sonra ne istersin? Kahve, çay ya da nane suyu?What would you like after dinner? Coffee, tea, or mint water?
Sadece onu yap, Allah kahretsin.Just do it, god damn it.