Anna'nın kestane kahvesi saçı var fakat Magdalena'nın sarı saçı var.Anna has chestnut brown hair, but Magdalena has blonde hair.
Anna'nın saçı kahverengi fakat Magdalena'nınki sarı.Anna's hair is brown, but Magdalena's is blonde.
İstasyonun önünde bir kahve dükkanı var.There's a coffee shop in front of the station.
Tom'un kahvaltı hazırlayacağını düşündüm.I thought Tom would make breakfast.
Agnès kahverengi teknelere baktı.Agnès looked at the brown boats.
Bu, kahve içmekten daha eğlenceli.It's more fun than drinking coffee.
Ağrı kahrediyordu.The pain was agonizing.
Benim sadece kahve için zamanım var.I only have time for coffee.
Ben kahve içmeyi çay içmeye tercih ederim.I prefer drinking coffee to drinking tea.
Bir fincan kahvenin seni daha iyi hissettirebileceğini düşündüm.I thought a cup of coffee might make you feel better.
Kahvaltı hazırlayacağımı düşündüm.I thought I'd make breakfast.
Biraz sıcak kahve isteyebileceğini düşündüm.I thought you might like some hot coffee.
Biraz kahvaltı isteyebileceğini düşündüm.I thought you might want some breakfast.
"Daha fazla kahve?" "Hayır teşekkürler.""More coffee?" "No, thanks."
Tom her sabah kahvaltıdan önce blok etrafında hızlı bir koşu yapar.Tom takes a quick jog around the block every morning before breakfast.
Odanın ortasında modern görünümlü bir kahve sehpası vardı.There was a modern-looking coffee table in the center of the room.
Gerçek kahramanlar biziz.The real heroes are us.
Hollywood süper kahraman filmlerinin büyük bir hayranı değilim.I am not a big fan of the Hollywood superhero movies.
Bir fincan kahve almaya gidelim ve konuşalım.Let's go get a cup of coffee and talk.
Bir fincan kahve içelim.Let's get a cup of coffee.
Hadi biraz kahve kapalım.Let's grab some coffee.
Kahve için duralım.Let's stop for coffee.
Biraz kahve içelim.Let's get some coffee.
Kahvaltı edelim.Let's have breakfast.
Kahve alalım.Let's get coffee.
Biraz kahve istiyorum.I'd like some coffee.
Kahvaltı ister misin?Do you want breakfast?
Kim biraz daha kahve ister?Who wants more coffee?
Hiç kahve istemiyorum.I don't want any coffee.
Biraz kahvaltı ister misin?Do you want some breakfast?
Tüm istediğim, biraz kahvaltı.All I want is some breakfast.
Tom kahraman olmak istemiyor.Tom doesn't want to be a hero.
Tom'un bana kahvaltı hazırlamasını istiyorum.I want Tom to make me breakfast.
Kahvende şeker ister misin?Do you want sugar in your coffee?
Lütfen bir fincan kahve istiyorum.I'd like a cup of coffee, please.
Kahve istemediğine emin misin?Are you sure you don't want coffee?
Biraz kahve ya da bir şey istiyor musun?Do you want some coffee or something?
Kahvende biraz şeker ister misin?Do you want some sugar in your coffee?
Bir fincan kahve istiyorum ve onu şimdi istiyorum.I want a cup of coffee and I want it now.
Eğer istersen orada kahve var.There's coffee over there if you want it.
Ben kahvaltı etmeden önce beş mil koşmuştum.Before I had eaten breakfast, I had run five miles.
Yarın sabah kahvaltı için yumurta istiyorum.I want eggs for breakfast tomorrow morning.
Biraz yapıyorsan biraz kahve istiyorum.I'd like some coffee if you are making some.
Tom, Mary'nin ona bir fincan kahve getirmesini istedi.Tom wanted Mary to bring him a cup of coffee.
Bir fincan kahve almaya gitmek ve konuşmak ister misin?Do you want to go get a cup of coffee and talk?
Kahvaltıdan hemen sonra çimi biçmeni istiyorum.I want you to mow the lawn right after breakfast.
Bütün istediğim bir fincan kahve ve bir parça tost.All I want is a cup of coffee and a piece of toast.
Tom kahvaltı için gelmemi istedi, bu yüzden geldim.Tom wanted me to come over for breakfast, so I did.
Kendime bir kahve alacağım. Bir tane ister misin?I'm going to get myself some coffee. Do you want some?
Kahretsin! Bu tek çıkış yolumuzdu.Dammit! That was our only way out!
Ben gece geç saatte kahve içmek istemeyeceğini düşündüm.I figured you wouldn't want to drink coffee so late at night.
Bir fincan kahve almak için benimle gelmek istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want to come with me to get a cup of coffee?
Mary'nin güzel kahverengi gözleri var.Mary has beautiful brown eyes.
Tom aile için kahvaltı hazırlamakla meşgul.Tom is busy making breakfast for the family.
Kahraman olmak istemiyorum.I don't want to be a hero.
Benim kahverengi gözlerim ve siyah saçım var.I have brown eyes and black hair.
Tom her sabah sağlıklı bir kahvaltı yer.Tom eats a healthy breakfast every morning.
O bir kahraman olmayı hayal etti.He dreamed of being a hero.
Biraz kahveye ihtiyacım var.I need some coffee.
Kahrolası, her zaman iyi bir şansın var.Damn you, you always have good luck!