Paris'e tepeden bakan bir tepe olan Montmartre; barları, kafeleri ve dans salonlarıyla ünlüydü.Montmartre, a butte overlooking Paris, was known for its bars, cafes, and dance-hall.
Chez Panisse kafeden bir üstü yumurtalı pizzaPizza topped with an egg from the Chez Panisse cafe
Kafein ile ilgili tolerans seviyeleri tipik olarak kişiden kişiye değişir.Tolerance levels regarding caffeine typically vary from person to person.
İstanbul, kafeteryada oturkadınlarWomen in an Istanbul cafeteria
Kong, bir kafese konularak New York'a getirilir.Kong is brought back to New York where he is put in a cage.
Coca-Cola kafein içerir mi?Enthält Coca-Cola Koffein?
Kız kuşları kafesten serbest bıraktı.Das Mädchen ließ die Vögel aus dem Käfig frei.
Ali her hafta nargile kafeye gider.Ali geht jede Woche in die Shisha Bar.
Kuş kafesinden kaçtı.Er entkam aus dem Vogelkäfig.
İnternet Kafe vardır.Es gibt ein Internetcafé.
Bazı Straight edgerlar kafein kullanımını da reddeder.Einzelne Kieferorthopäden lehnen die Verwendung des Headgears kategorisch ab.
Bir de onu kafeste tutar.Sie können ihn allerdings wieder in seinem Käfig einschließen.
Restoranlar ve kafeteryalar.Die Mensen und Cafeterien sind.
Yığın hataları belirli kristal yapılarda gözlenen bir 2-boyutlu Kafes hatalarıdır.Ein Stapelfehler ist ein 2-dimensionaler Gitterfehler in bestimmten Kristallstrukturen.
2006 yılında Seborin ürün grubuna kafein enerji şampuanı eklenmiştir. ^ SitesiIm Jahre 2006 ist das Koffein Energie Shampoo zur Produktserie Seborin hinzugekommen.
Tom'u da kafese kapatarak kilidi yamultur.Tom sinkt erschöpft auf die Pritsche.
Kafenin şekli taştan kedi gibidir, bu araba bile olabilir.Die Form des Gebäudes gleicht einer stilisierten Katze, so ist der Haupteingang zugleich auch das Katzenmaul.
Resmedildikleri kafe ise Paris'te yer alan Café de la Nouvelle-Athènes'dir.Das Café de la Nouvelle Athènes war ein Café in Paris.
Ancak, bu sorun MAC kafesleme (MAC spoofing) kullanılarak çözülebilir.Das könnte allerdings durch ein MAC-Spoofing verhindert werden.
Kafesin burada tutuklu bulunan şehzadelerde büyük yıkıcı etkisi oluyordu.Dieser baute das in dem Dorf gelegene Schloss grundlegend um.
Angle, Enzo'nun ringin üzerindeki köpekbalığı kafesinde kilitli olmasını önerdi.Enzo Amore wurde in den über dem Ring hängenden Shark Cage gesperrt.
Víctor Jara ona bu kafede yardım eder ve şarkı söyler.Víctor half ihr in diesem Café und begann mehr und mehr zu singen.
Günümüzde kitabevi bünyesinde birer sanat galerisi, restorant ve de kafe barındırmaktadır.Heute beherbergt es eine Kunstgalerie und ein Restaurant und Café.
Kafes (Osmanlı) EkberiyetDie Gleichberechtigungsbrille) vergibt.
Kakaoda bulunan kafein de sağlık problemlerine neden olabilir.Allerdings kann der große Fettanteil in der Schokolade zu gesundheitlichen Problemen führen.
(Frank: Benim büyük kuş kafesim.")Bauer (Vogelkäfig)).
Kafes döndürülünce kuşlar da buna uyarak tekrar dönüyorlardı.Als die Almohaden dann zurückkehrten, wurden sie in die Flucht geschlagen.
Kafeteryalar ise kentin herhangi bir yerinde bulunabilmektedir.Verschiedene Kneipen sind überall in der Stadt zu finden.
Aynı zamanda bir kafede garson olarak part-time çalıştı.Nebenbei arbeitete sie als Kellnerin in Cafés.
Bugün alt kat kafe olarak kullanılmaktadır, ust kat ise boştur.Sie dient heute als Biwak, wenn die Hütte geschlossen ist.
Kafeteryada saklanan iki kadını daha öldürdü.In der Hangbahn wurden zwei weitere Tote gefunden.
Bu çıkıntı kaburga kafesinin arka kısım başlangıcını oluşturur.Das Gebäude schließt an die Rückwand eines Nebengebäudes des Erbacher Schlosses an.
Anlatıcı kafeyi terk edip adamı izlemeye başlar.Der Bettler verlässt das Café und der Mann bleibt erstaunt zurück.
Kafesin işlerliği için iletkenlerin iyi topraklanmış olması gerekir.Beim Verzehr sollte der Perlpilz daher gut durchgegart sein.
Kaplan kafesin ortasına uzanmıştı.Le tigre était allongé au milieu de la cage.
İstasyonun önünde bir kafeterya var.Il y a un café en face de la gare.
Hansel'i bir kafese kapatır ve Gretel'i hizmetçi yapar.Elle enferme Hansel dans une cage, et fait de Gretel sa servante.
Barney 1998 yılında, üniversiteden mezun olduktan sonra kız arkadaşı Shannon ile bir kafede çalışmaktadır.En 1998, après ses études, il travaille dans un café avec sa copine Shannon.
Annesi bir kafede işletmecilik yaparken babası BBC Radio'da çalışmaktaydı.Sa mère a travaillé dans un café pendant que son père a obtenu un emploi à la Radio de la BBC.
(11:57) Jay Lethal kafesten çıktı ve maçı kazandı.(11:56) Lethal s'echappe de la cage pour remporter la victoire.
Restoranlar ve kafeteryalar.Hôtels, Cafés Restaurants
Bu odalar İnternet kafelerden farklıdır.Ce dispositif diffère des chambres de conciliation.
Bayanlar için kafesli bir yer ayrılmıştır.Une salle de couture est prévue pour les dames.
Bir kafesi vardır.Une cafétéria.
(Frank: Benim büyük kuş kafesim.")("Colline du Gâteau").
Ayrıca büyük bir de kafeteryası vardır.Il possède aussi une cafétéria.
Temelde Faraday Kafesi prensibi ile çalışır.Cela fonctionne sur le principe de la cage de Faraday.
Degas, kafe hayatlarını da resmetti.Degas expose ses photographies.
Savaş alanındaki kahve tüketimi askerlerin kafein depolamasına yardımcı olmak adına değerli sayılmaktaydı.La consommation de café sur le champ de bataille était bien vue à cause de son apport en caféine.
Halen faaliyette olan en yaşlısı 1686'da açılan Café Procope kafesidir.Le Café Procope est le deuxième café à ouvrir dans cette ville en 1686.
(İngilizce) ^ Kafesoğlu, İbrahim (1977).Cours après moi shérif (1977).
Çatıda kafes sistemi kullanılmıştır.Par ailleurs, une lampe de cabine est installée sur le toit.
Amerika ve Asya'daki birçok kafede ise bir tatlı olarak sunulur.Dans de nombreux pays d'Afrique et d'Asie, il est de coutume de manger tous ensemble dans un plat commun.
Kafein bu konuda kullanılan uyarıcılardan belki de en yaygınıdır.Ce tombé est le plus utilisé par les catcheurs.
Gündüzleri kafeterya hizmeti verilen iki katlı yapıda akşam saatlerinde film gösterimleri yapılır.Pour la distraction des hommes, deux séances de cinéma sont prévues par jour.
Bunun dışında kafenin içinde de başka bir müşteriyi görüyoruz.Il y avait entre autres, une épicerie-café face à la place.
Kafeteryadan sonra kütüphaneye giderler.Caissons de la bibliothèque.
İstasyonun önündeki kafeteryaya girdik.Entramos en una cafetería en frente de la estación.
Kafeinsiz kahvenin tadı yok.El café descafeinado no tiene sabor.
Tom akşam yemeğinden sonra bir fincan kafeinsiz kahve içti.Tom se tomó una taza de café descafeinado después de cenar.