Ve bunlar benim plastik çatallarla heirloom sosu yapan heirloom öğrencilerim ve biz onu kafeteryaya koyduk.저의 소중한 학생들이 소스를 만들어 학교 구내 식당에 내놓았습니다,
Ve bunlar benim plastik çatallarla heirloom sosu yapan heirloom öğrencilerim ve biz onu kafeteryaya koyduk.Mijn eigenste studenten maken onze eigenste saus. We brengen ze naar de cafetaria.
Ve bunlar benim plastik çatallarla heirloom sosu yapan heirloom öğrencilerim ve biz onu kafeteryaya koyduk.To so moji dragoceni učenci, ki pripravljajo dragoceno omako s plastičnimi vilicami.
Ve bunlar benim plastik çatallarla heirloom sosu yapan heirloom öğrencilerim ve biz onu kafeteryaya koyduk.Это моё наследие, студенты, готовящие соус с пластиковыми вилками.
Ve bunlar benim plastik çatallarla heirloom sosu yapan heirloom öğrencilerim ve biz onu kafeteryaya koyduk.אלה הם תלמידי המורשת שלי שמבשלים רוטב-מורשת, עם מזלגות פלסטיק, ואנו מביאים את זה לקפטריה,
Ve bunlar benim plastik çatallarla heirloom sosu yapan heirloom öğrencilerim ve biz onu kafeteryaya koyduk.وهؤلاء طلاب الإيرلوم يصنعون صلصة الإيرلوم، مع الشوك البلاستيكية، ونأخذها إلى الكافيتريا،
Ve bunlar benim plastik çatallarla heirloom sosu yapan heirloom öğrencilerim ve biz onu kafeteryaya koyduk.プラスチックのフォークでね そんで食堂に運んで 育てた野菜を先生達に食べさせるんだ
Ve bu yüzden altın bir kafes yapacağım. Altı eski defter sayfaları ile dolduracağım.Dan mungkin akan kubuat sebuah sangkar emas. akan kulapisi dasarnya dengan halaman-halaman buku catatan lawas.
Ve bu yüzden altın bir kafes yapacağım. Altı eski defter sayfaları ile dolduracağım.Misschien maak ik een gouden kooitje, met op de bodem blaadjes met oude krabbels.
Ve bu yüzden altın bir kafes yapacağım.A možná vyrobím pozlacenou klec.
Ve bu yüzden altın bir kafes yapacağım.Có lẽ tôi sẽ làm một cái lồng mạ vàng.
Ve bu yüzden altın bir kafes yapacağım.Et peut être qu'aussi je construirais une cage dorée.
Ve bu yüzden altın bir kafes yapacağım.In tako bom mogoče naredil zlato kletko.
Ve bu yüzden altın bir kafes yapacağım.그리고는 아마도 황금 새장을 지을거에요.
Ve bu yüzden altın bir kafes yapacağım.Może skonstruuję złoconą klatkę.
Ve bu yüzden altın bir kafes yapacağım.Şi aşa poate voi construi o colivie aurită.
Ve bu yüzden altın bir kafes yapacağım.Und so werde ich vielleicht einen vergoldeten Käfig bauen.
Ve bu yüzden altın bir kafes yapacağım.Y quizás construya una jaula dorada.
Ve bu yüzden altın bir kafes yapacağım.И значи, може би ще направя позлатена клетка.
Ve bu yüzden altın bir kafes yapacağım.Ну и, возможно, я сделаю золотую клетку.
Ve bu yüzden altın bir kafes yapacağım.ואולי אני אבנה כלוב מוזהב.
Ve bu yüzden altın bir kafes yapacağım.وربما أبني قفص ذهبي.
Ve bu yüzden altın bir kafes yapacağım.底には古いノートを敷いて
Wal-Mart, elektrik süpürgesi ve kafeteryada bir sürü yemek buldum. Bolluk ülkesine gelmiştim.Supermarkety, odkurzacze, mnóstwo jedzenia w barach, to była kraina obfitości.
Wal-Mart, elektrik süpürgesi ve kafeteryada bir sürü yemek buldum.C'erano i Wal-Mart, gli aspirapolvere, e tantissimo cibo nelle caffetterie.
Wal-Mart, elektrik süpürgesi ve kafeteryada bir sürü yemek buldum.Encontrei o Wal-Marts, aspiradores e montes de comida na cantina.
Wal-Mart, elektrik süpürgesi ve kafeteryada bir sürü yemek buldum.Encontré Wal-Marts, aspiradoras, y mucha comida en la cafetería.
Wal-Mart, elektrik süpürgesi ve kafeteryada bir sürü yemek buldum.Ich entdeckte Wal-Marts, Staubsauger, und viel Essen in der Cafeteria.
Wal-Mart, elektrik süpürgesi ve kafeteryada bir sürü yemek buldum.Ik vond Wal-Marts, stofzuigers, en veel eten in de cafetaria.
Wal-Mart, elektrik süpürgesi ve kafeteryada bir sürü yemek buldum.Jag såg Wal-Marts, dammsugare, och mycket mat i kafeteriorna.
Wal-Mart, elektrik süpürgesi ve kafeteryada bir sürü yemek buldum.J'ai trouvé des Wal-Mart, des aspirateurs, et beaucoup de nourriture à la cafétéria.
Wal-Mart, elektrik süpürgesi ve kafeteryada bir sürü yemek buldum.월마트, 진공 청소기, 학생 식당에 쌓인 음식도 발견했어요.
Wal-Mart, elektrik süpürgesi ve kafeteryada bir sürü yemek buldum.Našla som Wal-Mart (značka hypermarketov, pozn. prekl.), vysávače a kopec jedla v jedálni.
Wal-Mart, elektrik süpürgesi ve kafeteryada bir sürü yemek buldum.Objevila jsem Wal-Mart, vysavače, a spoustu jídla v restauracích.
Wal-Mart, elektrik süpürgesi ve kafeteryada bir sürü yemek buldum.Saya melihat Wal-Marts, penyedot debu, dan banyak sekali makanan di kafetaria.
Wal-Mart, elektrik süpürgesi ve kafeteryada bir sürü yemek buldum.Tôi thấy Siêu thị Wal-Marts, máy hút bụi, và rất nhiều thức ăn ở các quán tự phục vụ.
Wal-Mart, elektrik süpürgesi ve kafeteryada bir sürü yemek buldum.Βρήκα Wal-Marts, ηλεκτρικές σκούπες, και πολύ φαΐ στις καφετέριες.
Wal-Mart, elektrik süpürgesi ve kafeteryada bir sürü yemek buldum.Открих също Wal-Marts, прахосмукачките, многото храна в закусвалнята.
Wal-Mart, elektrik süpürgesi ve kafeteryada bir sürü yemek buldum.Я знайшла супермаркет Вол-Март, порохотяги і багато їжі в кафетеріях.
Wal-Mart, elektrik süpürgesi ve kafeteryada bir sürü yemek buldum.Я увидела супермаркеты Wal-Mart, пылесосы и много еды в кафе!
Wal-Mart, elektrik süpürgesi ve kafeteryada bir sürü yemek buldum.גיליתי שלג! גיליתי את "וול מארט", שואבי אבק,
Wal-Mart, elektrik süpürgesi ve kafeteryada bir sürü yemek buldum.لقد وجدت وول-مارت، المكانس الكهربائية، والكثير من المواد الغذائية في المقصف.
Wal-Mart, elektrik süpürgesi ve kafeteryada bir sürü yemek buldum.カフェテリアに並ぶ 食べものの多さに驚きました 私は今や恵まれた国にいるのです
Warren Buffett'in iş ortağı Charlie Munger buna "düşünceleri asacağınz bir kafes" diyor.E ceea ce Charlie Munger, partenerul lui Warren Buffet, numeşte "un grilaj de care să ne agăţăm ideile".
Yalnızca otomatlı kafeterya ve kasa sistemleri için yemek otomatlarını test etmek adına tasarlandı.볼트 10은 오로지 볼트 시스템을 위한 Eat'O'Matic 사의 식당과 음식물 자판기를 테스트하기 위해 지어졌습니다.
Yalnızca otomatlı kafeterya ve kasa sistemleri için yemek otomatlarını test etmek adına tasarlandı.Er war ausgelegt die Fress'O'Matik Essensausgabe für die Bunker Systeme zu testen.
Yalnızca otomatlı kafeterya ve kasa sistemleri için yemek otomatlarını test etmek adına tasarlandı.Σχεδιάστηκε αποκλειστικά για να δοκιμαστούν τα συστήματα παροχής φαγητού των καταφυγίων.
Yanımda köpekbalığı kafesi getirmiştim, ve köpekbalığı biyologu arkadaşım Wes Pratt kafesin içinde.저는 이런 상어우리를 가지고 갔습니다. 상어 생물학자이고 제 친구인 Wes Pratt이 그 우리에 들어가 있죠.
Yanımda köpekbalığı kafesi getirmiştim, ve köpekbalığı biyologu arkadaşım Wes Pratt kafesin içinde.הבאתי עמי כלוב לכאן, וחבר שלי, ביולוג הכרישים ווס פראט נמצא בתוך הכלוב.
Yanımda köpekbalığı kafesi getirmiştim, ve köpekbalığı biyologu arkadaşım Wes Pratt kafesin içinde.لقد اشتريت قفصاً للقروش وقد وضعت صديقي المتخصص باسماك القرش " ويس برات " داخل القفص
Yanımda köpekbalığı kafesi getirmiştim, ve köpekbalığı biyologu arkadaşım Wes Pratt kafesin içinde.友人のサメ生物学者ウェス・プラットが中に入りました。 この写真を撮った写真家はケージに入っていませんね。
Yol kenarında bir kafede oturuyordum.Egy útmenti kávézóban ültem.
Yol kenarında bir kafede oturuyordum.Eram într-o cafenea de la marginea unui drum.
Yol kenarında bir kafede oturuyordum.Ero in una locanda, sulla strada.
Yol kenarında bir kafede oturuyordum.Estaba en una cafetería de carretera.
Yol kenarında bir kafede oturuyordum.Ich saß in einem Straßencafé.
Yol kenarında bir kafede oturuyordum.Ik zat in een café langs de weg.
Yol kenarında bir kafede oturuyordum.Jag satt på ett kafé bredvid vägen.
Yol kenarında bir kafede oturuyordum.J'étais assis dans un café au bord de la route.
Yol kenarında bir kafede oturuyordum.제가 길가의 카페에 앉아 있었는데요,