Ana içeriğe geç
Sözlük

kafe ile cümle

kafe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
İşin aslı sen hala benimle o kafestesin." diye devam etti.그때는 당신도 함께 잇었으니까, 당신도 공범이야"라고 말한다.
Daha iyi kafeler.특기는 카피.
Muhabbet kuşu bir kafes içindedir.고양이가 상자 속에 갇혀 있다.
Pepsi'nin diğer kolalı içeceklerinin yaklaşık iki katı kadar kafeini var.과라나의 씨앗은 커피 콩보다 2배 많은 농도의 카페인을 함유하고 있다.
Köyün kafesi "Coffee Pot"u işletmektedir.카페 ‘Cafe Vivo’를 경영한다.
Hansel'i bir kafese kapatır ve Gretel'i hizmetçi yapar.마녀는 헨젤을 우리에 가두었고 그레텔을 하녀로 삼는다.
Burada ayrıca kafe ve barlar bulunur.게다가 주위에 도장과 상점들이 들어서 있다.
Bunun dışında kafenin içinde de başka bir müşteriyi görüyoruz.이 차고지 이외에도 금정구에 영업소가 있다.
Kafeteryalar ise kentin herhangi bir yerinde bulunabilmektedir.수목숭배는 오늘날에도 어디서든지 발견된다.
Mağazalarda satılan çoğu kafes, yeterli büyüklükte değildir.하지만 개고기를 판매하는 식당은 그리 많지 않다.
Kafeteryalar ise kentin herhangi bir yerinde bulunabilmektedir.את הטירה הגדולה ביותר ניתן לראות מכל מקום בעיר.
On üç yaşında, San Francisco'da bir kafede şarkı söylemeye başladı.היא התחילה לשיר בבית קפה יווני בסן פרנסיסקו, כשהייתה בת שלוש עשרה.
Ayrıca orta avluda bir kafe bulunur.בנוסף יפעל במרכז בית קפה קטן.
Jericho, kafesten aşağı Owens'a bir muşta fırlattı.קיימן הפיל מיד את אוונס לרצפה.
Bugün alt kat kafe olarak kullanılmaktadır, ust kat ise boştur.היום אין צורך, חדר-האוכל חצי ריק.
2. sezonda ATM Kafe'de aşçılık yapar.בעונה השנייה עובד בקזינו.
Çatıda kafes sistemi kullanılmıştır.בתקרה הותקנה נברשת.
Austin'i kafesin yanına attığında, kafes kırıldı ve Austin yere dışarı çıktı, yani maçı kazandı.אולם לאחר שזרק את אוסטין אל אחד מקירות הכלוב, וייט שבר אותו וכך אוסטין יצא מהכלוב וניצח.
Aynı zamanda bir kafede garson olarak part-time çalıştı.במקביל עבדה כמלצרית.
Bazı Şeyler, Kalbim Kafeste ve Unuttun sen beni şarkılarının müziğini yapmıştır.היו הרבה אנשים שניגשו אלי ואמרו לי שהם מרגישים שזה השיר שלהם.
26 Şubat - İstanbul Belediyesi, evlerdeki kafeslerin kaldırılması kararını aldı.26 באוגוסט – מתקבלת החלטה של הסובייט העליון על כך שניתן לבנות בתים פרטיים באופן עצמאי.
Ürün, önceliğin tat yerine kafein desteğinde olduğu bu dönemde soğuk olarak da tüketilmiştir.דוגמה ברורה נוספת היא הזמן הקופא במקום במסיבת התה של הכובען המטורף.
Angle, Enzo'nun ringin üzerindeki köpekbalığı kafesinde kilitli olmasını önerdi.Енгъл предлага да заключи Ензо в клетка над ринга.
Daha iki yaşındayken Kafes'e kapatıldı.Тя е запечатана в Югито Ний, едва когато тя е била на 2 години.
Konserlere cellat maskesiyle çıkar ve bazen de bir kafesin içinde çalardı.По време на концерти носел маска подобно на борец и понякога свирел в клетка.
Üstü açık kafesler profesyonel güreşte kullanılan en eski çevreleme şekillerinden biridir.Клетките са едни от най-старите заграждения, използвани в професионалната борба.
Bir kafesi vardır.Има една кръчма.
(Frank: Benim büyük kuş kafesim.")(Петелът запя кукуригу.)
Kafein yoktur.Не съдържа кофеин.
Kafeinin yaygın kullanım alanlarından biri de spor performansını arttırmaktır.Друго от най-разпространените свойства на кафето е, че повишава настроението на консуматорите му.
Bunun için bir kafede kendi aralarında kutlama yaparlar.Вечерта, двамата отсядат в едно кафене.
Birinci ve ikinci katlarda lüks mağazalar ve kafeler bulunmaktadır.На първия и втория етаж има огнища.
"Buz Devri Avcıları: Kafeslerde Gizli Sanatçılar".Шипка Паметник „Героите при Плевен“.
Karardan sonra bölgeye 124 ağ kafes kurulmuştur.В ΧΩ век в Щърбова са отбелязани поименно 124 глави на домакинства.
Alışveriş merkezleri ve kafeteryalar da yoktur.Няма и никакви магазини, дори хранителни.
Bayanlar için kafesli bir yer ayrılmıştır.Има балкон, предназначен за жените.
Resmedildikleri kafe ise Paris'te yer alan Café de la Nouvelle-Athènes'dir.Café ispred kojeg se nalaze je kasnije prepoznat kao Café de la Nouvelle-Athènes u Parizu.
Bir kafesi vardır.Ima i ložu.
Bir litre Coca-Cola Zero, 96 mg kafein içerir.Kofeina u jednoj litri Coca-Cole ima 100 mg, to je količina koja se može naći u jednoj šalici bijele kave.
Ayrıca mahallenin,internet kafesi vardır.Zemlja ondje ima i turistički ured.
Pepsi'nin diğer kolalı içeceklerinin yaklaşık iki katı kadar kafeini var.Poglavici Kaierounnei Du Parquet je osobno uručio i dvije boce konjaka.
Klip Swift'in bir kafeye girişiyle başlar.VOC počinje sa sadnjom plantaža kave na Javi.
Burada ayrıca kafe ve barlar bulunur.Nachádzajú sa tu kaviarne a bary.
Bunun dışında kafenin içinde de başka bir müşteriyi görüyoruz.Na tejto adrese sa nachádza ja nová pobočka pre klientov.
Kafein kullanmamaya çalışın.Nepoužívaj trativod na odpadovú vodu.
Onların bir kafesi var.Nachádzajú sa tu chaty.
Kafeler ve barlarda uzun saatler harcıyordu.Trávil som veľa času v baroch.
Jack, onun bunu istemediğini söyler ve kafese geri götürülür.Jane jej oznamuje, že už ju nechcú, že je prepustená, nech vráti kľúč a odíde.
Kışın buz kaplayan göllerde ve fırtına çıkan denizlerde batırılabilen kafesler kullanılır.V zime si na brehoch jazera môžeme všimnúť ľadové jaskyne a snehové nánosy.
Geminin kafes direkleri ise 1909'da eklendi.Neskôr (1909) boli k nemu pristavané aj bočné lode.
Çarpıcı bir örneği Kafe duvarı yanılsamasıdır.Za zgornje nadstropje je značilna izjemno fina opeka zahodnega zidu.
Plaza Mayor’u saran revakların altında birçok geleneksel ve eski mağaza ve kafe yer almaktadır.Plaza Mayor ima pod svojimi arkadami tudi obroč starih in tradicionalnih trgovin in lokalov.
Bir kafesi vardır.Tam je bila kavarna.
Kafein kullanmamaya çalışın.Ne uporabljajte polnega vodnega curka.
Tüm katılımcılar herhangi bir zamanda kafesin içinde veya dışında bulunabilir.Igralec lahko med igro stoji izven kvadrata ali kjer koli v njem.
Günümüzde bu yapı, kafesin 1719'da taştan yapılmış kopyasıdır.Današnja skulptura je replika iz peščenjaka iz leta 1719.
Kafes kiriş köprüler sürekli de yapılabilir.Usta loparjev so vselej odprta.
Şu an içindeki açık mekanda kafe, restoranlar ve hediyelik eşya satan mağazalar bulunmaktadır.V restavriranih skladiščih so zdaj trgovine, restavracije in zabavišča.
Sultan’ın kafesin dışındaki muza uzanarak ulaşması mümkün değildir.Izjemna je postavitev Dolinarjevega Mojzesa nad stranski vhod NUK.
On üç yaşında, San Francisco'da bir kafede şarkı söylemeye başladı.Pradėjo dainuoti būdama trylikos metų graikų kavinėje San Franciske.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod