Diet Pepsi'nin kafeinsiz bir versiyonu da üretilmektedir.Selain itu, versi ARINA ambulance feeder juga tersedia.
Kafesoğlu, İbrahim.Jerman Kistner, Anna.
İkisine de aynı anda bir kafeteryada, birbirlerinden habersiz buluşma randevusu verir.Akhirnya, keduanya memeluk hangat satu sama lain di luar kedai kopi.
Kahve, çay gibi doğal kafeinli içecekler enerji içeceği olarak kabul edilmezler.Pembatasan teh, kopi dan tembakau, karena tidak langsung berkaitan dengan kebutuhan perang.
Kakao katıları içermediğinden, beyaz çikolata sadece uyarıcı teobromin ve kafein miktarını içerir.Mentega kakao, seperti padatan kakao, tidak lebih dari jumlah jejak kafeina dan theobromine.
Üzerinde pek çok kafe, lokanta ve lüks apartmanlar bulunur.Di mal ini terdapat banyak restoran, lounge, dan cafe.
Bu resim Place du Forum'da yer alan farklı ve daha büyük bir kafeyi tasvir eder.Bức tranh mô tả một quán cà phê khác, một cơ sở lớn hơn trên Place du Forum.
Kahve, çay gibi doğal kafeinli içecekler enerji içeceği olarak kabul edilmezler.Cà phê, trà và các loại đồ uống có chứa caffeine tự nhiên khác thường không được xem là nước uống tăng lực.
Bayanlar için kafesli bir yer ayrılmıştır.Có loại bao cao su cho nữ.
Kafein kullanmamaya çalışın.Khi dùng cà phê không nên khuấy.
Çatıda kafes sistemi kullanılmıştır.Thông thường kè được thiết kế ở trên mái đê.
Bunun için bir kafede kendi aralarında kutlama yaparlar.Điều này cho phép tiếp cận mạng ở một quán cà phê một cách thuận tiện.
Restoranlar ve kafeteryalar.50 nhà hàng và quán cà phê.
Hanım, Clara'yı konuşmak için bir kafeye davet eder.Trong khi đang ngồi trong một quán cà phê và nói chuyện với Clear.
19 Mart 2011 tarihinde Knut, dört yaşındayken kafesinde öldü.Ngày 19 tháng ba 2011, Knut bất ngờ qua đời ở tuổi lên bốn.
Köyün kafesi "Coffee Pot"u işletmektedir.喫茶店「Coffee Pot」を営む。
Onun görevlileri sık sık uyumu izlemek için ISP'ler ve internet kafeleri ziyaret etmektedir.SNBの職員は市民が従順な態度をとっているか監視するためしばしばISPやインターネットカフェを視察する。
Onların bir kafesi var.食堂を有している。
Ayrıca büyük bir de kafeteryası vardır.大のコーヒー党でもある。
Kafein içermez.コーヒーが飲めない。
Daha iyi kafeler.よりよいコード。
Bu kurallara uyulmaması kafe dükkanının kapatılacağı anlamına gelmektedir.その限りにおいては、コーヒーショップは処罰されない。
Maç sonrasında Undertaker, Boss Man'i kafese astı.試合後ボスマンを首吊りにした。
Kafein bu konuda kullanılan uyarıcılardan belki de en yaygınıdır.この料理は世界でもっとも頻繁にメディアに取り上げられた料理だとされることもある。
Yani göğüs kafesinden kalça çıkıntısına.胸郭の横断面。
Bir kafesi vardır.カフェもある。
Robbie ve Guy dışarıda bir kafede oturup bir su kaynağını izliyorlarmış.ロペとアキラは、出入口近くの車止めに座って飲食している。
Maymunun muza ulaşması için kafesin içindeki iki çubuğu birbirine eklemesi gerekmektedir.ナンバー2も発明を完成させるためにはそのハエが必要なのだとやって来る。
Halen faaliyette olan en yaşlısı 1686'da açılan Café Procope kafesidir.カフェ・ブラッスリー・レストラン ル・プロコープ(Le Procope) 1686年開業のパリで最も古いカフェ。
Bir arkadaşının yardımıyla Büyükçekmecede bir kafede kalmaya başladı.親戚の紹介により喫茶店で働くことになった。
Kafein yoktur.カフスなし。
Bayanlar için kafesli bir yer ayrılmıştır.女性専用席が設けられた。
Barney ne olduğunu sormak için kafeye geri döner.その後、バリーの傷を治すため、再度その泉に赴いている。
Alışveriş merkezleri ve kafeteryalar da yoktur.売店、食堂はない。
Bunun dışında kafenin içinde de başka bir müşteriyi görüyoruz.さらにバックには店長の姿もある。
Mağazalarda satılan çoğu kafes, yeterli büyüklükte değildir.店で売られている商品は軒並み高額。
Orton ve Mahal, ilk başta kafesin ilk üç kapısından çıkmaya çalışsalar da birbirlerini engellediler.初めは険悪な雰囲気だった遥とコットンだったが、三人組から逃げ回る間に打ち解ける。
Bu çatı ahşaptır ve kafes şeklinde örülüdür.屋根は大屋根で辻堂としては豪華すぎる構造とされる。
Bir kafede servis edilmiş bir pizza tostピザトースト 一般的ピザトースト 種類 パン 発祥地 日本 地域 東京都 誕生時期 昭和39年(1964年) 類似料理 ピザ テンプレートを表示
Kafes döndürülünce kuşlar da buna uyarak tekrar dönüyorlardı.恰巧遇牧民作亂,遂歸爾朱榮。
Restoranlar ve kafeteryalar.餐馆和咖啡馆。
MAC adresi kafesleme yasadışı olmasa da, bazı durumlarda tartışmalara neden olmuştur.虽然MAC地址欺骗并非违法,但在某些情况下,它的做法引起了争议。
Bununla birlikte, MAC adresi kafesleme işlemi yerel yayın etki alanı ile sınırlıdır.MAC地址欺骗技术的影响仅限于本地广播域 。
Ayrıca büyük bir de kafeteryası vardır.另外也有不少咖啡店。
Kafe Köşesi isimli tabloda ise bir adam sigara içerken arkasındaki garson kadın içkileri servis etmektedir.在《咖啡厅演唱会的角落》,一名男子在抽烟,而他身后一女招待提供饮料。
Kafeteryada saklanan iki kadını daha öldürdü.在餐厅的储藏室裡,勒平枪杀了躲在那裡的两名女性。
Beş adet kafe bulunmaktadır ve orman içindedir.是時五人在彼林中。
İçinde lokanta ve kafeterya bulunur.里面还有一个咖啡馆-餐厅。
Ancak, MAC kafeslemeyi kullanarak bilgisayar korsanlarını izlemek çok zordur.总之,追踪使用MAC欺骗技术的黑客真的很难。
Kahve, çay gibi doğal kafeinli içecekler enerji içeceği olarak kabul edilmezler.咖啡、茶以及其他含天然类咖啡因的飲料一般不被认为是能量饮料。
Kafestekiler 30-40 yıl yaşayabilir.番石榴可以存活30至40年。
12 onsluk (340,2 gram) Kafeinsiz Coca Cola'da 140 kalori vardır.一罐無咖啡因可口可樂中的12個成份含有140卡路里。
Köyün kafesi "Coffee Pot"u işletmektedir.雪莉夫人在這裡經營著「人魚咖啡廳」。
Kafeteryadan sonra kütüphaneye giderler.總是在放學後到圖書館看書。
Cadı sihirli değneğini kullanarak Hansel'i bir kafese girmeye yöneltir.女巫对他们用魔法,抓住了汉泽尔。
Supai'nin küçük, klimalı bir köşkü (Havasupai Lodge), bir market ve bir kafe vardır.蘇佩境內擁有一棟空調小屋(Havasupai Lodge,哈瓦蘇佩小屋)、一間便利商店以及一間咖啡廳。
Kafeinli içecekler, sigara ve alkol kullanımından uzak durmalısınız.使用藥物、煙草或酒精類飲料。
Kafes döndürülünce kuşlar da buna uyarak tekrar dönüyorlardı.그가 거기서 악마에게 소리쳣을 때, 그들은 그를 갈기갈기 찢으려 야수들로 돌아왔다.
Kafein içermez.커피를 못 마신다.
Tom'u da kafese kapatarak kilidi yamultur.또한 사라는 데니스에 의해 철창에 갇힌 신세가 된다.