kafatası ile cümle
kafatası kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
12
ORT. KELİME
Onun kel morumsu kafası şimdi baktım bir küf kafatası gibi dünya.Плешив лилави главата му сега изглеждаха за всички в света като mildewed череп.
Onun kel morumsu kafası şimdi baktım bir küf kafatası gibi dünya.את העולם כמו גולגולת טחוב.
Onun kel morumsu kafası şimdi baktım bir küf kafatası gibi dünya.العالم مثل جمجمة العفن.
Onun kel morumsu kafası şimdi baktım bir küf kafatası gibi dünya.見知らぬ人が私とドアの間に立っていなかった、私はそれからボルトで固定しているだろう
Peki prefrontal korteks ne yapıyor da insan kafatasının mimarisi değişiyor?Jaka korzyść z kory przedczołowej usprawiedliwia kapitalny remont czaszki, w ewolucyjnym mgnieniu oka?
Peki prefrontal korteks ne yapıyor da insan kafatasının mimarisi değişiyor?진화 역사에 비하여 볼 때, 일순간에 두개골의 구조를 뒤집어 놓은 전전두엽. 어떤 역할을 하길래 이런 일이 가능했을까요?
Peki prefrontal korteks ne yapıyor da insan kafatasının mimarisi değişiyor?А какво прави префронталният кортекс, за да оправдае целия допълнителен товар?
Peki prefrontal korteks ne yapıyor da insan kafatasının mimarisi değişiyor?ولكن ماذا تفعل هذه القشرة الخارجية للدماغ لكي تحتاج .. هذا التغير الكبير في حجم الجمجمة ضمن سلسلة التطور هذه ؟
Peki prefrontal korteks ne yapıyor da insan kafatasının mimarisi değişiyor?進化論における一瞬の時間で脳の全ての構造が変わった理由も分かるはずですね さて、どうやら前頭葉皮質には多くの役目がありそうです
Tahminen milyonlarca kilometre. Hepsi de kafatasınızın içinde.Tôi ước tính, khoảng 1 triệu dặm tất cả được nhét trong hộp sọ của bạn
Tahminen milyonlarca kilometre. Hepsi de kafatasınızın içinde.Υπολογίζω εκατομμύρια μιλίων, όλα πακεταρισμένα στο κρανίο σας.
Tahminen milyonlarca kilometre. Hepsi de kafatasınızın içinde.За моїми підрахунками - мільйони миль у вашому черепі.
Tam ben ayrılmadan önce, bir kafatasının yarısını uçurttu.Justo antes de volver, a uno le volaron los sesos.
Tam ben ayrılmadan önce, bir kafatasının yarısını uçurttu.Перед тем, как мне уезжать, одному парнишке снесло снарядом полчерепа.
Tüm dünyada, arkeolojik bölgelerde 5-10 bin yıl öncesinden kalma bunun gibi yüzlerce kafatası bulunmuştur.그리고 이와 비슷한 꽤나 많은 수백개의 두개골이 약 5천~1만년 전이라고 밝혀진 세계 여러 지역의 유적지에서
Tüm dünyada, arkeolojik bölgelerde 5-10 bin yıl öncesinden kalma bunun gibi yüzlerce kafatası bulunmuştur.ומאות רבות של גולגלות כאלה נמצאו באתרים ארכיאולוגיים בכל רחבי העולם,
Tüm dünyada, arkeolojik bölgelerde 5-10 bin yıl öncesinden kalma bunun gibi yüzlerce kafatası bulunmuştur.والعديد من مئات الجماجم كهذه االجمجمة وجدت في مواقع الحفريات المنتشرة حول العالم
Tüm dünyada, arkeolojik bölgelerde 5-10 bin yıl öncesinden kalma bunun gibi yüzlerce kafatası bulunmuştur.世界各地の考古学上の発掘場から 見つかっています 5000から1万年前のものからです
Ve birkaç saat içinde elde ettiğim şey aslında baya makul bir dodo kafatasıydı.Ao fim de umas horas, acabei por fazer um crânio de dodó bastante razoável, e ia ficar por aí.
Ve birkaç saat içinde elde ettiğim şey aslında baya makul bir dodo kafatasıydı.Après quelques heures, je suis finalement parvenu à un crâne de dodo plus ou moins correct.
Ve birkaç saat içinde elde ettiğim şey aslında baya makul bir dodo kafatasıydı.După câteva ore, am ajuns în cele din urmă la ceea ce era foarte aproape de un craniu de pasăre dodo.
Ve birkaç saat içinde elde ettiğim şey aslında baya makul bir dodo kafatasıydı.E dopo alcune ore, all fine arrivai a creare quello che era un teschio di dodo piuttosto buono.
Ve birkaç saat içinde elde ettiğim şey aslında baya makul bir dodo kafatasıydı.Efter några timmar hade jag slutligen lyckats med något som var ganska likt en hyfsad dodo-skalle.
Ve birkaç saat içinde elde ettiğim şey aslında baya makul bir dodo kafatasıydı.En binnen een paar uur was het me uiteindelijk gelukt een redelijk lijkende dodoschedel te krijgen.
Ve birkaç saat içinde elde ettiğim şey aslında baya makul bir dodo kafatasıydı.In po nekaj urah dela sem sčasoma prišel do precej sprejemljive dodove lobanje.
Ve birkaç saat içinde elde ettiğim şey aslında baya makul bir dodo kafatasıydı.몇 시간 후에, 마침내 꽤나 잘 만들어진 도도새의 골격을 알게되었어요. 근데 여기서 더이상 진행하진 않았죠.
Ve birkaç saat içinde elde ettiğim şey aslında baya makul bir dodo kafatasıydı.Muutaman tunnin aikana lopulta saavutin jotain mikä oli itse asiassa melko kohtuullinen dodon kallo.
Ve birkaç saat içinde elde ettiğim şey aslında baya makul bir dodo kafatasıydı.Og efter et par timer nåede jeg frem til det, som var et ganske hæderligt dronte-kranium.
Ve birkaç saat içinde elde ettiğim şey aslında baya makul bir dodo kafatasıydı.Pár óra alatt elértem valamihez ami egy egész elfogadható dodókoponyának tűnt.
Ve birkaç saat içinde elde ettiğim şey aslında baya makul bir dodo kafatasıydı.Sau vài giờ, tôi đạt được hộp sọ gần như là của Dodo.
Ve birkaç saat içinde elde ettiğim şey aslında baya makul bir dodo kafatasıydı.W parę godzin wyszła mi niczego sobie czaszka. Nie zamierzałem kontynuować.
Ve birkaç saat içinde elde ettiğim şey aslında baya makul bir dodo kafatasıydı.Y después de unas horas, eventualmente logré hacer un cráneo de dodo bastante razonable.
Ve birkaç saat içinde elde ettiğim şey aslında baya makul bir dodo kafatasıydı.Και μέσα σε μερικές ώρες, τελικά κατάφερα να έχω ένα αρκετά καλό κρανίο Ντόντο.
Ve birkaç saat içinde elde ettiğim şey aslında baya makul bir dodo kafatasıydı.И за несколько часов я наконец-то вылепил довольно приличный череп додо.
Ve birkaç saat içinde elde ettiğim şey aslında baya makul bir dodo kafatasıydı.И за няколко часа, в крайна сметка постигнах нещо, което всъщност беше доста като череп от додо.
Ve birkaç saat içinde elde ettiğim şey aslında baya makul bir dodo kafatasıydı.І через кілька годин я виліпив досить пристойний череп дронта. Я не збирався йти далі,
Ve birkaç saat içinde elde ettiğim şey aslında baya makul bir dodo kafatasıydı.לאחר כמה שעות, לבסוף השגתי מה שהיה גולגולת דודו לא רעה. ולא התכוונתי להמשיך,
Ve birkaç saat içinde elde ettiğim şey aslında baya makul bir dodo kafatasıydı.و في بضع ساعات كنت قد حققت ما يبدو على أنها جمجمة بحجم مقبول لطائر الدودو. و لم أنو الأستمرار,
Ve birkaç saat içinde elde ettiğim şey aslında baya makul bir dodo kafatasıydı.作り上げました でもその時は 続けるつもりはなかったんです 分かると思いますが ひどく散らかった 部屋を片付けるのと同じで
Ve bu Sculpey'e baktım ve düşündüm ki, belki, evet, belki kendi dodo kafatasımı yapabilirdim.E guardai la pasta per modellare e pensai: forse, sì, forse avrei potuto fare il mio teschio di dodo.
Ve bu Sculpey'e baktım ve düşündüm ki, belki, evet, belki kendi dodo kafatasımı yapabilirdim.Ik keek naar de klei en dacht: misschien, ja, misschien kan ik mijn eigen dodoschedel maken.
Ve bu Sculpey'e baktım ve düşündüm ki, belki, evet, belki kendi dodo kafatasımı yapabilirdim.In ko sem gledal to glino, sem si mislil, mogoče, ja, mogoče pa bi lahko naredil svojo lastno dodovo lobanjo.
Ve bu Sculpey'e baktım ve düşündüm ki, belki, evet, belki kendi dodo kafatasımı yapabilirdim.Ja katsoin tätä askarteluvahaa ja ajattelin, ehkä, jep, ehkä voisin tehdä oman dodon kallon.
Ve bu Sculpey'e baktım ve düşündüm ki, belki, evet, belki kendi dodo kafatasımı yapabilirdim.그리고 점토를 바라보면서 이렇게 생각했어요. 어쩌면 말이지... 그래! 어쩌면 내가 도도새의 골격을 만들 수도 있겠는걸?
Ve bu Sculpey'e baktım ve düşündüm ki, belki, evet, belki kendi dodo kafatasımı yapabilirdim.M-am uitat la plastilină şi m-am gândit, poate, da, poate mi-aş putea face propriul meu craniu de pasăre dodo.
Ve bu Sculpey'e baktım ve düşündüm ki, belki, evet, belki kendi dodo kafatasımı yapabilirdim.Och jag tittade ner på formleran, och tänkte, kanske, ja, kanske skulle jag kunna göra min egen dodo-skalle.
Ve bu Sculpey'e baktım ve düşündüm ki, belki, evet, belki kendi dodo kafatasımı yapabilirdim.Og jeg kiggede ned på lerret, og det slog mig, at måske, ja, måske kunne jeg skabe mit eget dronte-kranium.
Ve bu Sculpey'e baktım ve düşündüm ki, belki, evet, belki kendi dodo kafatasımı yapabilirdim.Olhei para a pasta de modelar e pensei: Talvez... Sim, talvez possa fazer um crânio de dodó.
Ve bu Sculpey'e baktım ve düşündüm ki, belki, evet, belki kendi dodo kafatasımı yapabilirdim.Y miré al Sculpey y pensé que quizás, si, quizás podría hacer mi propio cráneo de dodo.
Ve bu Sculpey'e baktım ve düşündüm ki, belki, evet, belki kendi dodo kafatasımı yapabilirdim.Και κοιτάζω τον πηλό και σκέφτομαι ίσως, ναι, ίσως θα μπορούσα να φτιάξω το δικό μου κρανίο από Ντόντο.
Ve bu Sculpey'e baktım ve düşündüm ki, belki, evet, belki kendi dodo kafatasımı yapabilirdim.Погледнах към този "Скълпи" и си помислих, че може би, да, може би бих могъл да си направя свой череп от додо.
Ve bu Sculpey'e baktım ve düşündüm ki, belki, evet, belki kendi dodo kafatasımı yapabilirdim.Я посмотрел на глину и подумал: "Возможно, да, возможно я смогу сделать череп додо."
Ve bu Sculpey'e baktım ve düşündüm ki, belki, evet, belki kendi dodo kafatasımı yapabilirdim.והסתכלתי על הסקאלפי וחשבתי, אולי, כן, אולי אוכל להכין לי גולגולת דודו משלי.
Ve bu Sculpey'e baktım ve düşündüm ki, belki, evet, belki kendi dodo kafatasımı yapabilirdim.و تمعنت في الصلصال, و فكرت لربما أمكنني صنع جمجمة الدودو الخاصة بي.
Ve bu Sculpey'e baktım ve düşündüm ki, belki, evet, belki kendi dodo kafatasımı yapabilirdim.もしかしたら 自分用のドードーの頭骨を作れるかもしれない 言っときますが 僕は彫刻家ではないです
Ve trepanasyon, basitçe kafatasında sadece bir delik açmak demektir.A trepanação é simplesmente cortar um buraco no crânio.
Ve trepanasyon, basitçe kafatasında sadece bir delik açmak demektir.E la trapanazione consiste semplicemente nel fare un buco nel cranio.
Ve trepanasyon, basitçe kafatasında sadece bir delik açmak demektir.천공술은 간단히 말하면 두개골에 구멍을 내는 것을 말하죠.
Ve trepanasyon, basitçe kafatasında sadece bir delik açmak demektir.La trépanation consiste simplement à percer un trou dans le crâne.
Ve trepanasyon, basitçe kafatasında sadece bir delik açmak demektir.Trepanace je jednoduše vytvoření díry do lebky.