Emin değilim. Bu sebeple kafamda bir soru işareti var, bir Super Mario soru işareti.Non sono sicura, quindi ho lasciato un punto di domanda, un punto di domanda alla Super Mario.
Emin değilim. Bu sebeple kafamda bir soru işareti var, bir Super Mario soru işareti.Nu sunt sigură, aşa că am lăsat un semn de întrebare, unul marca Super Mario.
Emin değilim. Bu sebeple kafamda bir soru işareti var, bir Super Mario soru işareti.Tôi không chắc, vì thế tôi đã đặt dấu chấm hỏi cho điều này, dấu chấm hỏi giống như trong trò chơi Super Mario
Emin değilim. Bu sebeple kafamda bir soru işareti var, bir Super Mario soru işareti.Не съм сигурна, така че поставих огромен въпросителен знак.
En azından kendi kafamda düşündüğümde... ...bana öyle geliyor.Alespoň když nad tím v duchu přemýšlím, tak by neměly být.
En azından kendi kafamda düşündüğümde... ...bana öyle geliyor.Bueno, es algo que pienso, no debería serlo, creo.
En azından kendi kafamda düşündüğümde... ...bana öyle geliyor.Ít nhất, khi tôi nghĩ trong đầy, nó không nen vậy. Tôi nghĩ thế
En azından kendi kafamda düşündüğümde... ...bana öyle geliyor.Pelo menos, quando penso sobre isso na minha cabeça, não deveria estar, eu acho.
En azından kendi kafamda düşündüğümde... ...bana öyle geliyor.Przynajmniej gdy sam o tym myślę to nie powinno rozciągać się liniowo.
En azından kendi kafamda düşündüğümde... ...bana öyle geliyor.Zumindest wenn ich darüber nachdenke in meinem Kopf, sollte es das nicht.
En azından kendi kafamda düşündüğümde... ...bana öyle geliyor.Τουλάχιστον, στο κεφάλι μου δεν θα έπρεπε να είναι, νομίζω.
En azından kendi kafamda düşündüğümde... ...bana öyle geliyor.Принаймні, я думаю, що не будуть.
Etraflarına parantez koyalım ki kafamız karışmasın.Dáme okolo nich zátvorky, aby sme rozoznali, že to sú oddelené prvky.
Etraflarına parantez koyalım ki kafamız karışmasın.Dodajmy nawiasy wokół nich, żebyś wiedział, że to są oddzielne elementy.
Etraflarına parantez koyalım ki kafamız karışmasın.Klammer um sie herum zu setzen, so dass Sie wissen, dass diese Elemente zu trennen.
Etraflarına parantez koyalım ki kafamız karışmasın.Meletakkan tanda kurung di sekitar mereka sehingga Anda tahu bahwa ini adalah memisahkan elemen.
Etraflarına parantez koyalım ki kafamız karışmasın.Poner entre paréntesis alrededor de ellos para que sepa que son Separe los elementos.
Etraflarına parantez koyalım ki kafamız karışmasın.Sätta parentes runt dem så du vet att dessa är separata element.
Etraflarına parantez koyalım ki kafamız karışmasın. Ve, bunun nasıl devam ettiğini tahmin edebilirsiniz.Mettez des parenthèses autour pour savoir que ce sont des éléments distinct.
Etraflarına parantez koyalım ki kafamız karışmasın.نضع اقواساً حولهم، اذاً انتم تعلمون ان هذه
"Evet", dedim. Kafamı bile çevirmedim.DIje: "sí", sin siquiera mover la cabeza.
"Evet", dedim. Kafamı bile çevirmedim.Dissi solo "Sì" senza neanche girare la testa.
"Evet" diyoruz, kafamızı "hayır" der gibi sallıyoruz.Azt mondjuk, "igen", közben rázzuk a fejünket, hogy "nem".
"Evet" diyoruz, kafamızı "hayır" der gibi sallıyoruz.Chúng ta nói "có", chúng ta lắc đầu khi nói "không."
"Evet" diyoruz, kafamızı "hayır" der gibi sallıyoruz.Decimos "sí", pero movemos la cabeza diciendo "no".
"Evet" diyoruz, kafamızı "hayır" der gibi sallıyoruz.Diciamo "sì" ma la nostra testa dice "no".
"Evet" diyoruz, kafamızı "hayır" der gibi sallıyoruz.Dizemos "sim", abanamos a cabeça "não".
"Evet" diyoruz, kafamızı "hayır" der gibi sallıyoruz.Kita berkata, "iya," kita menggelengkan kepala, "tidak."
"Evet" diyoruz, kafamızı "hayır" der gibi sallıyoruz.사람들은 "네"라고 말하면서 머리는 "아니오"라고 흔듭니다
"Evet" diyoruz, kafamızı "hayır" der gibi sallıyoruz.Mówimy "tak", a kręcimy głową na "nie".
"Evet" diyoruz, kafamızı "hayır" der gibi sallıyoruz.Nous disons "oui", nous faisons "non" de la tête.
"Evet" diyoruz, kafamızı "hayır" der gibi sallıyoruz.Povieme "áno", krútením hlavy vyjadríme "nie".
"Evet" diyoruz, kafamızı "hayır" der gibi sallıyoruz.Říkáme "ano" a točíme hlavou "ne."
"Evet" diyoruz, kafamızı "hayır" der gibi sallıyoruz.Spunem: "da", dăm din cap: "nu".
"Evet" diyoruz, kafamızı "hayır" der gibi sallıyoruz.Vi säger "ja", men skakar huvudet "nej".
"Evet" diyoruz, kafamızı "hayır" der gibi sallıyoruz.Vi siger, "ja," vi ryster hovedet "nej."
"Evet" diyoruz, kafamızı "hayır" der gibi sallıyoruz.We zeggen: "Ja" en schudden ons hoofd.
"Evet" diyoruz, kafamızı "hayır" der gibi sallıyoruz.Wir sagen "Ja", während wir den Kopf schütteln.
"Evet" diyoruz, kafamızı "hayır" der gibi sallıyoruz.Λέμε "ναι" και κουνάμε το κεφάλι μας σαν να λέμε "όχι".
"Evet" diyoruz, kafamızı "hayır" der gibi sallıyoruz.Кажемо, "Так", а головою хитаємо "Ні".
"Evet" diyoruz, kafamızı "hayır" der gibi sallıyoruz.Казваме "Да", а клатим главата си за "Не."
"Evet" diyoruz, kafamızı "hayır" der gibi sallıyoruz.Мы говорим "да", но показываем головой "нет".
"Evet" diyoruz, kafamızı "hayır" der gibi sallıyoruz.אנחנו אומרים "כן", מנענעים ראשנו ל"לא".
"Evet" diyoruz, kafamızı "hayır" der gibi sallıyoruz.نقول "نعم"، نهز رؤوسنا "لا".
"Evet" diyoruz, kafamızı "hayır" der gibi sallıyoruz.非常に説得力のある話をしながら 肩をわずかにすくめたりします
"Evet, evet, her an hissediyorum. Üzgün ve kafam karışık olduğunda Tanrı'nın bana olan sevgisini hiisediyorum,"네, 네, 전 항상 느낍니다. 제가 상처받고 혼란스러울 때도 그의 사랑을 느낍니다,
"Evet, evet, her an hissediyorum. Üzgün ve kafam karışık olduğunda Tanrı'nın bana olan sevgisini hiisediyorum,Я відчуваю Божу любов, коли мене щось болить чи турбує, я відчуваю утіху і опіку.
"Evet, evet, her an hissediyorum. Üzgün ve kafam karışık olduğunda Tanrı'nın bana olan sevgisini hiisediyorum,"כן, כן, אני מרגישה את זה כל הזמן. אני מרגישה את אהבת האל כשרע לי ואני מבולבלת,
"Evet, evet, her an hissediyorum. Üzgün ve kafam karışık olduğunda Tanrı'nın bana olan sevgisini hiisediyorum,"نعم ، نعم ، أشعر أنه في كل وقت. أشعر محبة الله عندما أنا أتألم وارتبك،
"Evet, evet, her an hissediyorum. Üzgün ve kafam karışık olduğunda Tanrı'nın bana olan sevgisini hiisediyorum,癒しと労りを感じます なぜ惨事が起こるのか-
Fakat benim kafamda bu üç paradigmaya dikey durumda.Но на мой взгляд, это действительно что-то ортогональное к трём данным парадигмам.
Fakat benim kafamdaki soru şu, insanları kendi evlerine yardıma gelen itfaye aracına saldırmaya iten ne?De a fejemben az a kérdés visszhangzott, hogy miért akadályozzák az emberek a házukat mentő tűzoltóautókat?
Fakat benim kafamdaki soru şu, insanları kendi evlerine yardıma gelen itfaye aracına saldırmaya iten ne?그러나 제 마음 속에 계속 남아 있는 의문은, 무엇이 그들로 하여금 자신의 집으로 가는 소방차를 부수게 만들었는가 였습니다.
Fakat benim kafamdaki soru şu, insanları kendi evlerine yardıma gelen itfaye aracına saldırmaya iten ne?Pytanie, które tkwiło mi w głowie to: co sprawia, że ludzie niszczą wozy strażackie, które jadą do ich domów?
Fakat benim kafamdaki soru şu, insanları kendi evlerine yardıma gelen itfaye aracına saldırmaya iten ne?Но меня беспокоил вопрос, что же заставляло людей крушить пожарные машины, направлявшиеся к их же домам?
Fakat benim kafamdaki soru şu, insanları kendi evlerine yardıma gelen itfaye aracına saldırmaya iten ne?אך השאלה שריחפה במוחי היתה, מה גורם לאנשים להרוס את משאיות הכיבוי כשהן בדרכן לבתיהם?
Fakat benim kafamdaki soru şu, insanları kendi evlerine yardıma gelen itfaye aracına saldırmaya iten ne?ولكن السؤال الذى دار فى ذهنى كان ، ما الذى دفع بالناس لتدمير سيارات الإطفاء المتجهة الى منازلهم؟
Fakat benim kafamdaki soru şu, insanları kendi evlerine yardıma gelen itfaye aracına saldırmaya iten ne?自分の家に向かう消防車を なぜ群衆が襲ったのか? こんな憤怒はどこから生じたのだろうか?
Gidiyoruz, kafamýza göre olanlarý seçiyoruz.Σταμάτα αδερφέ.
Görüyorsunuz, problem her zaman kalkmış olması, tüm kan hızlıca fırlamış kafamdan... kafama.Bạn thấy, vấn đề là là mỗi khi tôi nhận được đánh thức, tất cả máu rushes từ đầu của tôi của tôi... đầu.