Bu bir kutu değil; bunlar benim kafamdaki hayal gücümden kağıda oradan ekrana ve hayata yansıttıklarım.이건 상자가 아닙니다: 머릿 속에 있는 제 상상력을 종이에, 스크린에, 삶에 표현한 것이죠.
Bu bir kutu değil; bunlar benim kafamdaki hayal gücümden kağıda oradan ekrana ve hayata yansıttıklarım.Sunt proiecţiile imaginaţiei mele din cap, pe hârtie, pe ecran, în viaţă.
Bu bir kutu değil; bunlar benim kafamdaki hayal gücümden kağıda oradan ekrana ve hayata yansıttıklarım.To nie jest pudełko. To obrazy z mojej wyobraźni przeniesione z głowy na papier, na ekran, w życie.
Bu bir kutu değil; bunlar benim kafamdaki hayal gücümden kağıda oradan ekrana ve hayata yansıttıklarım.Това не е кутия; това са интерпретации на моето въображение от главата, през хартията и екрана, до живота.
Bu bir kutu değil; bunlar benim kafamdaki hayal gücümden kağıda oradan ekrana ve hayata yansıttıklarım.Это-не ящик; это-воспроизведение моего воображения из головы-на бумагу, на экран, в жизнь.
Bu bir kutu değil; bunlar benim kafamdaki hayal gücümden kağıda oradan ekrana ve hayata yansıttıklarım.זו היא לא קופסא. אלו הציורים של הדמיון שלי, מהראש לנייר למסך לחיים.
Bu bir kutu değil; bunlar benim kafamdaki hayal gücümden kağıda oradan ekrana ve hayata yansıttıklarım.هذا ليس مجرد صندوق ؛ إنه تداعيات خيالي الجامح من العقل للورق للشاشة للحياة
Bu bir kutu değil; bunlar benim kafamdaki hayal gücümden kağıda oradan ekrana ve hayata yansıttıklarım.それが現実化されるまでの私の空想を表現したものです 「Upwake」では建物がスーツを着用し Zeroは巨大キーボード上で
Bu düşünceyi kafamdan atamıyorum,전 이 생각을 머리 속에서 떨쳐낼 수 없었고,
Bu düşünceyi kafamdan atamıyorum,Maar ik krijg deze gedachte niet uit mijn hoofd.
Bu düşünceyi kafamdan atamıyorum, O görüntüyü gözümün önünden çıkaramıyorum, ben de yapmam gerekeni yaptım.Ale nie mogę się pozbyć ani tej myśli, ani widoku sprzed oczu, więc robię, co należy.
Bu düşünceyi kafamdan atamıyorum,אני... אני לא מצליח להוציא את המחשבה הזאת מהראש,
Bu düşünceyi kafamdan atamıyorum,وأنا لا أستطيع إخراج هذا الفكر من رأسي،
Bu düşünceyi kafamdan atamıyorum,目の前にあるものから目が離せない
Bu gerçekten kafamı kurcalıyor-Det går mig virkelig meget på -
Bu gerçekten kafamı kurcalıyor-Es nervt mich wirklich, -
Bu gerçekten kafamı kurcalıyor-Es nervt mich wirklich-
Bu gerçekten kafamı kurcalıyor-Het stoort me echt-
Bu gerçekten kafamı kurcalıyor-Me molesta mucho-
Bu gerçekten kafamı kurcalıyor-Opravdu mi není příjemné-
Bu gerçekten kafamı kurcalıyor-Se todella nyppii minua-
Bu gerçekten kafamı kurcalıyor-Wkurza mnie to-
Bu gerçekten kafamı kurcalıyor- -yani herkesin bize aşırı sağcılarmış gibi bakması.Ami igazán zavar, hogy mindenki szélsőjobboldalinak tart minket.
Bu gerçekten kafamı kurcalıyor- -yani herkesin bize aşırı sağcılarmış gibi bakması.Ami igazán zavar, hogy mindenki szélsõjobboldalinak tart minket.
Bu gerçekten kafamı kurcalıyor- -yani herkesin bize aşırı sağcılarmış gibi bakması.Cela me choque énormément tout le monde nous prend pour des militants d'extrême-droite.
Bu gerçekten kafamı kurcalıyor- -yani herkesin bize aşırı sağcılarmış gibi bakması.Chiar mă deranjează faptul că toţi ne privesc acum că extremişti de dreapta.
Bu gerçekten kafamı kurcalıyor- -yani herkesin bize aşırı sağcılarmış gibi bakması.Het stoort me echt... dat iedereen naar ons kijkt als rechtse extremisten.
Bu gerçekten kafamı kurcalıyor- -yani herkesin bize aşırı sağcılarmış gibi bakması.Itu sangat menggangguku.. ...dimana tiap orang melihat kami sebagai ekstrimis sayap-kanan.
Bu gerçekten kafamı kurcalıyor- -yani herkesin bize aşırı sağcılarmış gibi bakması.Jag har otroligt svårt för att alla ska se på oss som högerextremister.
Bu gerçekten kafamı kurcalıyor- -yani herkesin bize aşırı sağcılarmış gibi bakması.Jag har otroligt svårt för att alla ska se på oss som högerextremister.
Bu gerçekten kafamı kurcalıyor- -yani herkesin bize aşırı sağcılarmış gibi bakması.모두가 우리를 과격우익집단으로 본다면 상당히 괴로울거야
Bu gerçekten kafamı kurcalıyor- -yani herkesin bize aşırı sağcılarmış gibi bakması.Mi infastidisce veramente che tutti ci considerino degli estremisti di destra.
Bu gerçekten kafamı kurcalıyor- -yani herkesin bize aşırı sağcılarmış gibi bakması.Nó thực sự là lỗi của tôi.. mọi người nhìn chúng tôi giống như những phần tử cực đoan
Bu gerçekten kafamı kurcalıyor- -yani herkesin bize aşırı sağcılarmış gibi bakması.Tôi rất bực khi mà mọi người nhìn chúng tôi như những tên cực hữu
Bu gerçekten kafamı kurcalıyor- -yani herkesin bize aşırı sağcılarmış gibi bakması.Με ενοχλεί πραγματικά... που όλοι μας θεωρούν ακροδεξιούς.
Bu gerçekten kafamı kurcalıyor- -yani herkesin bize aşırı sağcılarmış gibi bakması.- Това ме изяжда отвътре... ...всички да мислят, че сме някакви десни екстремисти.
Bu gerçekten kafamı kurcalıyor- -yani herkesin bize aşırı sağcılarmış gibi bakması.傷つくし 腹が立つ 兄はアナキストで有罪になった
Bu gerçekten kafamı kurcalıyor-Это действительно ошибок мне-
Bu gerçekten kafamı kurcalıyor--ממש מרגיז אותי
Bu gerçekten kafamı kurcalıyor-...إنه يزعجني حقا
Bugün akademik argümanlarla ilgileniyorum ve işte kafamı karıştıran şeyler.Actualmente estoy interesado en los debates académicos y ahí hay cuestiones que me intrigan.
Bugün akademik argümanlarla ilgileniyorum ve işte kafamı karıştıran şeyler.Dnes mě spíš zajímají akademické pře, a následující věci mi nejdou do hlavy.
Bugün akademik argümanlarla ilgileniyorum ve işte kafamı karıştıran şeyler.Heute geht es mir um wissenschaftliche Streitgespräche und dies sind die Dinge, die mich ins Grübeln bringen.
Bugün akademik argümanlarla ilgileniyorum ve işte kafamı karıştıran şeyler.Ik ben geïnteresseerd in de academische discussies van vandaag. Daar kom ik die raadsels tegen.
Bugün akademik argümanlarla ilgileniyorum ve işte kafamı karıştıran şeyler.Interesują mnie aktualne spory akademickie. Zaskakuje mnie kilka rzeczy.
Bugün akademik argümanlarla ilgileniyorum ve işte kafamı karıştıran şeyler.Itt most az akadémikus vitákkal foglalkozom, és a következő dolgokon töröm a fejem:
Bugün akademik argümanlarla ilgileniyorum ve işte kafamı karıştıran şeyler.Je suis intéressé par des débats académiques aujourd'hui, et voici les choses qui me laissent perplexe.
Bugün akademik argümanlarla ilgileniyorum ve işte kafamı karıştıran şeyler.저는 지금 학문적 논쟁에 관심이 있는 거니까요. 그리고 여기 혼란스러운 것들이 있습니다.
Bugün akademik argümanlarla ilgileniyorum ve işte kafamı karıştıran şeyler.Mă interesează argumentele academice astăzi, şi iată lucrurile care mă intrigă.
Bugün akademik argümanlarla ilgileniyorum ve işte kafamı karıştıran şeyler.Saya tertarik pada argumen akademik hari ini, dan inilah hal-hal yang membingungkan saya.
Bugün akademik argümanlarla ilgileniyorum ve işte kafamı karıştıran şeyler.Tôi quan tâm đến những lý luận học thuật ngày hôm nay, và đây là những điều đánh đố tôi.
Bugün akademik argümanlarla ilgileniyorum ve işte kafamı karıştıran şeyler.Ασχολούμαι με τις ακαδημαϊκές συζητήσεις σήμερα, και θα σας πω τι με μπερδεύει.
Bugün akademik argümanlarla ilgileniyorum ve işte kafamı karıştıran şeyler.Днес ме интересуват академичните дискусии и ето какво ме озадачава.
Bugün akademik argümanlarla ilgileniyorum ve işte kafamı karıştıran şeyler.Мене цікавить академічна полеміка.
Bugün akademik argümanlarla ilgileniyorum ve işte kafamı karıştıran şeyler.Мне интересны академические споры, и вот что ставит меня в тупик.
Bugün akademik argümanlarla ilgileniyorum ve işte kafamı karıştıran şeyler.היום אני מתעניין בוויכוחים אקדמיים, והנה הדברים שמתמיהים אותי.
Bugün akademik argümanlarla ilgileniyorum ve işte kafamı karıştıran şeyler.أنا مهتم بالجدل الأكاديمي اليوم، و هذه هي الأمور التي تحيرني.
Bugün akademik argümanlarla ilgileniyorum ve işte kafamı karıştıran şeyler.私が抱える疑問を紹介しましょう まず 議論が上手な人が 勝つことで得るものは?
Bu hep kafamı karıştırırdı, çünkü kavramlar, aynı içerik içinde çok sık kullanılıyor.항들이 같은 맥락에 매우 자주 사용되서 저를 항상 혼란스럽게 하곤 했습니다.
Bu hep kafamı karıştırırdı, çünkü kavramlar, aynı içerik içinde çok sık kullanılıyor.Tohle mě vždy zmátlo, protože tato označení se používájí velmi často ve stejném kontextu.