Belki de kendi kardeşin başları çok kafaları bir seyyar satıcı.A peddler of heads too--perhaps the heads of his own brothers.
Cinsiyet kavramı konusunda bazı kafalar karışık.There's some confusion about the term gender.
Kafalarının üstünde bir kerede 80 tur dönebiliyorlardı.They could spin on their heads for 80 times in a row.
İşte kafalarındaki internet işte bu.So this is the Internet they have in mind.
Müzisyenlerin kafalarında.It's in the players' heads.
Bu kafaları bazen yansıtmanız gerekir.And the plastic heads, sometimes you want to project them.
Sorumluluk ve arzu gerçekten göt kafaları.Responsibility and desire just butt heads.
Düşmanlarıma yüzkarası oldum; Beni görünce kafalarını sallıyorlar!I have also become a reproach to them. When they see me, they shake their head.
Sonra yine eski kafalarına döndürüldüler: "Sen de bilirsin ki bunlar konuşmazlar," dediler.Then crestfallen (they confessed): "Truly, as you know, they cannot speak."
Onlar bunun hakkında, kafaları karıştıran bir kuşku içindedirler.They are still suspicious of it and in doubt.
Emrolunduğun şeyi, kafalarını çatlatırcasına tebliğ et; şirke bulaşmışlara aldırma.So declare to them what We have enjoined, and turn away from idolaters.
Sonra, yine kendi kafalarına döndürüldüler: "Vallahi, sen de bilirsin ki, bunlar konuşamazlar."Then crestfallen (they confessed): "Truly, as you know, they cannot speak."
Fakat kafirler, yalan yere Allah'a iftira etmektedirler ve onların çoğunun da kafaları çalışmaz.The unbelievers fabricate lies of God, for many of them are devoid of sense.
İşte Semûd ve Âd milletleri de o kafalara çarpan kıyamet dehşetini yalan saymışlardı.The Thamud and 'Ad denied the consequential calamity.
Daha öncekiler de onlar gibi konuşmuşlardı. Kafaları birbirine benziyor.The same question had been asked by men before them, who were like them in their hearts.
Sonra tekrar eski kafalarına döndüler: "Bunların konuşamadığını sen gayet iyi bilirsin!"Then crestfallen (they confessed): "Truly, as you know, they cannot speak."
Aslında, zalimler bilgisizce kendi kafalarına uydular.And yet the wicked follow their own lusts without understanding.
Gerçek şu ki biz, bizi çağırdığın şey hakkında kafaları karıştıran bir kuşku içindeyiz."And indeed we have fallen into a deeply intriguing doubt concerning what you call us to.”
Boyunlarına, çenelerine kadar varan prangalar taktık da kafaları yukarıya dikilmiştir.Surely We have put on their necks fetters up to the chin, so their heads are raised;
O halkalar çenelere kadar dayanmaktadır. Bu yüzden kafaları yukarı kalkıktır.We have put on their necks iron collars reaching to chins, so that their heads are forced up.
Kafaları birbirine benziyor. Biz mucizeleri, inanacak olanlara sergileriz.Their hearts are alike, We have indeed made plain the signs for people who believe with certainty.
Kafaları birbirine benziyor.Their hearts are alike.
Çenelere kadar dayanan o halkalar yüzünden kafaları kalkıktır.Thus, they cannot bend their heads (to find their way).
Bukağılar çenelere dayanmıştır da bu yüzden onların kafaları yukarı kalkıktır.Thus, they cannot bend their heads (to find their way).
Kafalar: @ label deviceHeads:
Kosova'da Pazar günü yapılacak seçimlerle ilgili olan kafalarda bir çok soru işareti var.Sunday's elections in Kosovo face several challenges.
Roman lisesi fikri Romanya'da kafaları karıştırdıHigh school for Roma sparks confusion in Romania
SETimes'a konuşan analist, "Bu da belirsizlik yarattı ve kafaları karıştırdı." dedi."It caused unclarity and confusion," Beqaj told SETimes.
Kosova'da seçim reformuyla ilgili kafalar karışıkConfusion in Kosovo on election reform
Kafaları karışıyor ve kime gideceklerini bilemiyorlar.They are confused and do not know who to address.
İngilizlerin havaya ateş açması ve dipçik darbeleriyle kafaları zorla kazanlara sokulmuştur.Their heads were forced into the cauldrons by the British firing in the air and the butt strikes.
Kafalar 7,51 Eğlence 11.Kafalar 7,51 Entertainment 11.
Afrika'da Mangbetular, uzun kafaları nedeniyle Avrupalı kaşiflerin ilgisini çekiyordu.In Africa, the Mangbetu stood out to European explorers because of their elongated heads.
Adaevs daha hafif kafaları olan, daha uzun boyunlu ve rafine edilmiştir .The Adaevs are more refined with lighter heads, longer necks, and well-defined withers.
Kafaları daha küçüktü ve genellikle osteoderm eksiklikleri vardı.They had smaller heads and usually a complete lack of osteoderms.
Charles döneminde bu isimler mezarlarından çıkarılıdı, bunlardan üçü asıldı ve kafaları kesildi.Vlad the Impaler (1431–1476) was beheaded following his assassination.
Zehir bezlerinin şakaklarındaki konumu nedeniyle kafaları üçgen şeklindedir.Their heads are triangular due to the position of their venom glands at the temples.
Ancak, daha soğuk kafalar galip geldi ve durum daha fazla tırmanmadı.However, cooler heads prevailed and the situation did not escalate further.
Ostrakodermlerin kafaları kemikli bir kalkanla kaplıdır.Ostracoderms have heads covered with a bony shield.
Fedoruk, bu kişilerin hepsinin kafalarının arkasından vurulduğunu söyledi.[2]Fedoruk said that these individuals had all been shot in the back of the head.[2]
Sonra arkalarına süzülür, kafaları öne düşmeye başlayana kadar nazikçe üflerdi.Then he creeps behind them, and blows softly upon their necks, till their heads begin to droop.
Tel kafaları pençelere yerleştirilir ve birbirine bastırılır.Wire heads are put in claws and pressed together.
Hanedanlık armalarındaki kafalar Moro'nun kafası (arma) Avrupa'daki Osmanlı savaşlarıHeads in heraldry Moor's head (heraldry) Ottoman wars in Europe
Bilgi ile ikna edemediklerinin, saçmalayarak kafalarını karıştır.Wenn du sie nicht mit Wissen überzeugen kannst, verwirre sie mit Schwachsinn.
Felix ve Regula'nın kafaları kaybolmuş olsaydı, bu bir kargaşaya neden olurdu.Wären die Häupter von Felix und Regula verschwunden gewesen, so hätte dies für Aufsehen gesorgt.
Ha bir de şunu kalın kafalarınıza sokun: Kadın = insan.Oh, und kriegt das mal in eure Dickschädel: Frau = Person.
Bütün bunlar Andermatt'ta bulunan kafaların daha önce Zürih'te bulunanlarla aynı olmadığını göstermektedir.All dies deutet darauf hin, dass die Häupter aus Andermatt nicht identisch mit den früheren aus Zürich sind.
Ölülerini götürmüşler, öldürdüklerinin kafalarını almışlardır.Sie begleitete die Toten ins Jenseits und trauerte um sie.
Slumber Party Slaughter'un mottosu: Kafalar çevirilecek.Der Slogan von Slumber Party Slaughter ist: ‘Heads are gonna roll’.
Kafaları siyah, gözlerinin çevresinde beyaz bir halkaya sahiptirler.Die Männer bedecken mit einem schwarzen Schleier (asenǧed) bis auf die Augenpartie das ganze Gesicht.
Kafaları yarıldı, gözleri patladı.Der Schaft überragt – nach hinten gelegt – die Augen deutlich.
Kısa kafaları ve öne doğru bakışları ile maymunları andırırlar.Mit ihrem kurzen Kopf und den nach vorne gerichteten Augen wirken sie affenähnlich.
Özellikle Koca Kafalar oldukça beğenilmiştir.Besonders die Steherrennen erfreuten sich großer Popularität.
Kafaları ve boyunları akbabalar gibi tüysüzdür.La tête et le cou sont déplumés comme ceux des vautours.
Çatalhöyük’te bulunan boğa kafaları.Argent à têtes de taureaux affrontés.
Bu kafalarda karşıklık yaratmaktadır.Ce sont des constructions de l'esprit.
Yasalarda yazanlar, insanların kafalarına göre hareket etmelerine engel olamıyor.Lo que está escrito en las leyes no puede impedir que el pueblo actúe según su voluntad.
Kafalarının büyük kısmı da ağızlarıdır.La mayoría de ellos con su lengua propia.
Onlar öldürülenlerin kafalarından kale yaptılar.Cortó la cabeza a los asesinos de sus hijos.
Ha bir de şunu kalın kafalarınıza sokun: Kadın = insan.¡Ah!, y que te entre en la cabeza: mujer = persona, hombre = persona, lo mismo = lo mismo.