ª (# 170;) Kadınsı sıra sayısıª (#170;) Ordinal-Zeichen weiblich
ª (# 170;) Kadınsı sıra sayısıª (# 170;) Ordningstal i femininum
ª (# 170;) Kadınsı sıra sayısıª (# 170;) Symbol żeńskiego wskaźnika
ª (# 170;) Kadınsı sıra sayısıª (#170;) Vrouwelijk achtervoegsel
ª (# 170;) Kadınsı sıra sayısıª (# 170;) ženski vrstilni števnik
ª (# 170;) Kadınsı sıra sayısıª (# 170;) τακτικό Θηλυκού
ª (# 170;) Kadınsı sıra sayısıª (# 170;) Бройна наставка
ª (# 170;) Kadınsı sıra sayısıª (# 170;) Женское числительное
ª (# 170;) Kadınsı sıra sayısıª (# 170;) жіноче порядкове
ª (# 170;) Kadınsı sıra sayısıª (#170;) 女性序数標識
ª (# 170;) Kadınsı sıra sayısıª (# 170;) 여성 기호
Bana " Feminizmdeki kadınsılık nedir anlat " dedi.Dia berkata, "Apa yang feminim mengenai feminisme"
Bana " Feminizmdeki kadınsılık nedir anlat " dedi."Dime qué tiene de femenino el feminismo".
Bana " Feminizmdeki kadınsılık nedir anlat " dedi.El a spus "Spune-mi ce e feminin în feminism."
Bana " Feminizmdeki kadınsılık nedir anlat " dedi.Ele disse, "Diz-me o que há de feminino em ser feminista."
Bana " Feminizmdeki kadınsılık nedir anlat " dedi.Er sagte, "Sagen Sie mir, was am Feminismus weiblich ist."
Bana " Feminizmdeki kadınsılık nedir anlat " dedi.Han sa: "Tala om för mig vad som är kvinnligt i feminismen."
Bana " Feminizmdeki kadınsılık nedir anlat " dedi.Hij zei: "Vertel me eens wat er vrouwelijk is aan feminisme."
Bana " Feminizmdeki kadınsılık nedir anlat " dedi.Il a dit, "Dis-moi ce qu'il y a de féminin dans le féminisme."
Bana " Feminizmdeki kadınsılık nedir anlat " dedi.그가 말하길 "페미니즘에 관해 여성스럽단 것은 어떤 건가요?"
Bana " Feminizmdeki kadınsılık nedir anlat " dedi.Mi disse: "Dimmi cosa c'è di femminile nel femminismo."
Bana " Feminizmdeki kadınsılık nedir anlat " dedi.Ông ta hỏi "Hãy nói cho tôi nghe phong trào nam nữ bình quyền thì có gì nữ tính."
Bana " Feminizmdeki kadınsılık nedir anlat " dedi.Povedal, "Povedz mi, čo je ženského na feminizme."
Bana " Feminizmdeki kadınsılık nedir anlat " dedi.Powiedział: "Wyjaśnij mi, co jest kobiecego w ruchu kobiecym."
Bana " Feminizmdeki kadınsılık nedir anlat " dedi.Він сказав: "Скажи мені, що жіночого є у фемінізмі".
Bana " Feminizmdeki kadınsılık nedir anlat " dedi."Какво му е женственето на феминизма?"
Bana " Feminizmdeki kadınsılık nedir anlat " dedi."Скажи, что женского есть в феминизме?"
Bana " Feminizmdeki kadınsılık nedir anlat " dedi.הוא אמר, "אמרי לי מה נשי בפמיניזם".
Bana " Feminizmdeki kadınsılık nedir anlat " dedi.قال : " قولى لي ما هى علاقة الأنوثة بالحركات النسائية ".
Bana " Feminizmdeki kadınsılık nedir anlat " dedi.馬鹿げた質問だと思いました
Bunda günahı çağrıştıran bir şeyler,... ..bir kadınsılık, bir zayıflık vardı.Μιλάς σοβαρά;
Eski kafalı demeyin ama, bunu daha kadınsı bir renkle yapacağım.E non per stereotipo, ma forse lo farò di un colore più femminile.
Eski kafalı demeyin ama, bunu daha kadınsı bir renkle yapacağım.그리고 틀에 박힌 것을 말하려는 것은 아니지만, 이번에는 좀 여성스러운 색으로 그리겠습니다
Eski kafalı demeyin ama, bunu daha kadınsı bir renkle yapacağım.Nechci podléhat stereotypům, ale možná je udělám v trochu více dívčí barvě.
Eski kafalı demeyin ama, bunu daha kadınsı bir renkle yapacağım.Nie chcę kierować się stereotypami, ale wybiorę jakiś bardziej kobiecy kolor.
Eski kafalı demeyin ama, bunu daha kadınsı bir renkle yapacağım.No quiero ser stereotüüpiline, pero lo haré Ellos naiselikuma color.
Eski kafalı demeyin ama, bunu daha kadınsı bir renkle yapacağım.Ohne stereotypisch sein zu wollen, zeichen ich diese in einer etwas weiblicheren Farbe.
Eski kafalı demeyin ama, bunu daha kadınsı bir renkle yapacağım.Y ועל כרומוזום X ונדבר קצת על כרומוזום ויש לי גם 23 כרומוזומים מאמא
Eski kafalı demeyin ama, bunu daha kadınsı bir renkle yapacağım.Не хочу бути стереотипним, але я їх зображу рожевим кольором.
Eski kafalı demeyin ama, bunu daha kadınsı bir renkle yapacağım.وعلى عدم تكون نمطية، ولكن ربما سوف تفعل ذلك لون أكثر أنثوية.
Eski kafalı demeyin ama, bunu daha kadınsı bir renkle yapacağım.もっと女性的な色で描こう。 さて、私は父からの23個の染色体を持っている。
Fazla kadınsı görünürsem ciddiye alınmayacağımdan korkuyordum.Et j'étais inquiète de paraître trop féminine et donc de ne pas être prise au sérieux.
Fazla kadınsı görünürsem ciddiye alınmayacağımdan korkuyordum.Jag var orolig över att om jag såg för feminin ut skulle jag inte tas på allvar.
Fazla kadınsı görünürsem ciddiye alınmayacağımdan korkuyordum.그리고 저는 너무 여성스러워 보여서 진지해 보이지 못 할까봐 걱정했습니다.
Fazla kadınsı görünürsem ciddiye alınmayacağımdan korkuyordum.Mă temeam că dacă arătam prea feminină, n-aș fi fost luată în serios.
Fazla kadınsı görünürsem ciddiye alınmayacağımdan korkuyordum.Wenn ich zu feminin aussah, würde ich nicht ernstgenommen werden.
Fazla kadınsı görünürsem ciddiye alınmayacağımdan korkuyordum.Y me preocupaba que si me veía demasiado femenina no me iban a tomar en serio.
Fazla kadınsı görünürsem ciddiye alınmayacağımdan korkuyordum.Казалось, что, если буду женственной, меня не будут слушать.
Fazla kadınsı görünürsem ciddiye alınmayacağımdan korkuyordum.فكنت قلقة أنه إذا بدوت أنثوية جداً لن ياخذوني على محمل الجد.
Fazla kadınsı görünürsem ciddiye alınmayacağımdan korkuyordum.真剣に受け止めてもらえないのではないかと 本当はキラキラのリップグロスに 女の子らしいスカートを履きたかった
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Deine Schönheit hat mich weibisch Und in mein Temperament soften'd Tapferkeit ist Stahl.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Din skønhed har gjort mig kvindagtige Og i mit temperament soften'd tapperhed i stål.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Din skönhet har gjort mig feminin Och humöret soften'd tapperhet är stål.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Frumuseţii tale ma făcut ca efeminaţi şi în temperamentul meu soften'd oţel valor lui.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Keindahan-Mu telah membuat saya banci Dan dalam kesabaran soften'd baja keberanian itu.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.La tua bellezza mi ha reso effeminato E nel mio temperamento soften'd acciaio del valore.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Sinun kauneus on tehnyt minulle naismaista Ja malttiani soften'd valor n terästä.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.그대의 아름다움은 나를 여자 같은 만들어 내 성질이 용맹의 철강 soften'd 하셨어요.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Ta beauté m'a fait efféminé et dans mon tempérament d'acier soften'd Valor.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Te szépség kinek velem nőies És a türelmemet soften'd bátorsága az acél.