kadınların ile cümle
kadınların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Não são só as mulheres mais jovens que estão a beneficiar disto.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Như vậy, không chỉ phụ nữ trẻ được hưởng lợi từ điều này.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Quindi i vantaggi non ci sono solo per le donne giovani.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Tehát nem csak a fiatal nők számára előnyös.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Więc nie tylko młode kobiety na tym skorzystają.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil. Yoğun meme dokusuna sahip yaşlı kadınlarda da işe yarıyor.Čiže nezískavajú len mladé ženy, ale aj staršie ženy s hustým tkanivom.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil. Yoğun meme dokusuna sahip yaşlı kadınlarda da işe yarıyor.Das Verfahren nutzt also nicht nur jungen Frauen, sondern auch älteren Frauen mit dichtem Gewebe.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil. Yoğun meme dokusuna sahip yaşlı kadınlarda da işe yarıyor.Takže nejen mladé ženy mají užitek, ale i starší ženy s hustou tkání.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil. Yoğun meme dokusuna sahip yaşlı kadınlarda da işe yarıyor.Отож, наша технологія допомагає не лише молодим жінкам, але й старшим жінкам зі щільним молочними залозами.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil. Yoğun meme dokusuna sahip yaşlı kadınlarda da işe yarıyor.Таким образом, преимущество получают не только молодые женщины, но и пожилые женщины с плотной тканью.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Άρα δεν είναι μόνο οι νέες γυναίκες που ωφελούνται.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Така че не само младите жени се възползват от това.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.כך שלא רק נשים צעירות מרוויחות
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.إذا ليست الاناث صغيرة العمر اللاتي تستفيد من هذا الاختراع
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.高濃度の乳腺をもった年配女性も恩恵を受けられます
Diğer bir deyişle, kadınların çocuk sahibi olmayı istemeye zorluyorlar.En otras palabras, están haciendo creer a las mujeres que ellas quieren tener niños.
Diğer bir deyişle, kadınların çocuk sahibi olmayı istemeye zorluyorlar.Toisin sanoin naisia yritetään saada uskomaan lasten saamiseen.
Diğer bir deyişle, kadınların çocuk sahibi olmayı istemeye zorluyorlar.Бърсането на бебешки дупета не е велико занимание.
Diğer genç kadınların aklından geçen düşünce buydu: başaramdım, başaramadım, başaramadım.Ce sont les choses qui passaient par la tête de cette autre jeune femme - J'ai échoué, je échoué, je échoué.
Diğer genç kadınların aklından geçen düşünce buydu: başaramdım, başaramadım, başaramadım.Có những suy nghĩ đang lướt qua trong đầu những ngời phụ nữ này Tôi thất bại, thất bại, thất bại
Diğer genç kadınların aklından geçen düşünce buydu: başaramdım, başaramadım, başaramadım.Dat ging door het hoofd van die andere jonge vrouw. Ik faalde, ik faalde, ik faalde...
Diğer genç kadınların aklından geçen düşünce buydu: başaramdım, başaramadım, başaramadım.Dette var de ting, som kørte igennem denne anden unge kvindes hoved -- jeg fejlede, jeg fejlede, jeg fejlede.
Diğer genç kadınların aklından geçen düşünce buydu: başaramdım, başaramadım, başaramadım.Era isto que passava pela cabeça de outra jovem mulher: falhei, falhei, falhei.
Diğer genç kadınların aklından geçen düşünce buydu: başaramdım, başaramadım, başaramadım.Este era el pensamiento de estas jóvenes mujeres... Fracasé, fracasé, fracasé.
Diğer genç kadınların aklından geçen düşünce buydu: başaramdım, başaramadım, başaramadım.Ezekről a dolgokról gondolkodott ez a másik fiatal nő - Nem sikerült, nem sikerült, nem sikerült.
Diğer genç kadınların aklından geçen düşünce buydu: başaramdım, başaramadım, başaramadım.Ini adalah hal yang terus melewati pikiran gadis muda lainnya -- Saya gagal, saya gagal, saya gagal.
Diğer genç kadınların aklından geçen düşünce buydu: başaramdım, başaramadım, başaramadım.그 소녀의 머리속에서 계속 맴도는 것은 -- "나는 실패했다, 실패했다. 실패했다"라는 생각이었죠.
Diğer genç kadınların aklından geçen düşünce buydu: başaramdım, başaramadım, başaramadım.La asta se gândea această tânără femeie:
Diğer genç kadınların aklından geçen düşünce buydu: başaramdım, başaramadım, başaramadım.So etwas ging dieser anderen jungen Frau durch den Kopf - ich habe versagt, versagt, versagt.
Diğer genç kadınların aklından geçen düşünce buydu: başaramdım, başaramadım, başaramadım.Te myśli pojawiały się w głowie innej młodej kobiety: "Zawiodłam, zawiodłam, zawiodłam."
Diğer genç kadınların aklından geçen düşünce buydu: başaramdım, başaramadım, başaramadım.Απέτυχα. Αυτές ήταν οι σκέψεις που περνούσαν από το μυαλό μιας άλλης νεαρής γυναίκας:
Diğer genç kadınların aklından geçen düşünce buydu: başaramdım, başaramadım, başaramadım.Именно это засело в голове той молодой женщины — я не смогла, я не сделала, я не исполнила.
Diğer genç kadınların aklından geçen düşünce buydu: başaramdım, başaramadım, başaramadım.Ось такі думки крутилися у голові ще однієї молодої жінки - Я не впоралася, я не змогла, я не впоралася.
Diğer genç kadınların aklından geçen düşünce buydu: başaramdım, başaramadım, başaramadım.Това бяха нещата, които минаваха през главата на тази млада жена -- не можах, не можах, не можах.
Diğer genç kadınların aklından geçen düşünce buydu: başaramdım, başaramadım, başaramadım.אלו המחשבות שקיננו בראשה של הנערה האחרת הזו -- נכשלתי, נכשלתי, נכשלתי.
Diğer genç kadınların aklından geçen düşünce buydu: başaramdım, başaramadım, başaramadım.--كانت هذه هي الأمور التي تدور برأس هاته الفتاة الأخرى .لقد فشلت، لقد فشلت، لقد فشلت
Diğer genç kadınların aklından geçen düşünce buydu: başaramdım, başaramadım, başaramadım.私は 失敗して 失敗して 失敗しました だからこれはやり抜こうと思ったのです
Diğer kadınların sana bakışını görmüyor muyum sanıyorsun?Pensas que não noto a maneira como essas mulheres olham para ti?
Diğer kadınların sana bakışını görmüyor muyum sanıyorsun?Не думай что я не вижу , как эти женщины смотрят на тебя!
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Altri venditori ambulanti vivono come le donne dell'harem.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Andere handelsreizigers leven als harem vrouwen.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Andere Reisende leben wie Frauen Harem.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Andra resande försäljare leva som harem kvinnor.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Andre omrejsende sælgere lever som harem kvinder.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Autres vendeurs itinérants vivent comme des femmes du harem.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Các nhân viên bán hàng đi du lịch sống như hậu cung phụ nữ.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Drugi potujejo prodajalcev živeti kot harem žensk.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Egyéb utazási ügynökök élni hárem a nők.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Inne komiwojażerowie żyć jak harem kobiet.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.여자를 하렘 같은 다른 여행 외판원이 살고 있습니다.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Muut kulkukauppiaat elää kuten haaremi naisia.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Ostatné obchodný cestujúci žiť ako hárem žien.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Ostatní obchodní cestující žít jako harém žen.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Otros viajantes viven como mujeres del harén.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Outros vendedores ambulantes viver como mulheres de harém.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Pedagang keliling lain hidup seperti harem.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Vânzatori Alte călătorie vii ca harem de femei.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Άλλοι πωλητές ταξιδεύουν ζουν σαν χαρέμι γυναίκες.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Άλλοι πωλητές ταξιδεύουν ζουν σαν χαρέμι γυναίκες.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Другие коммивояжеры живут, как гарем женщин.