kadınların ile cümle
kadınların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Çünkü İbrahim'in karısı Sara yüzünden RAB Avimelek'in evindeki kadınların hamile kalmasını engellemişti.Mert az Úr erõsen bezárta vala az Abimélek háza népének méhét, Sáráért az Ábrahám feleségéért.
Çünkü İbrahim'in karısı Sara yüzünden RAB Avimelek'in evindeki kadınların hamile kalmasını engellemişti.Nebo byl zavřel Hospodin každý život ženský v domě Abimelechově, pro Sáru manželku Abrahamovu.
Çünkü İbrahim'in karısı Sara yüzünden RAB Avimelek'in evindeki kadınların hamile kalmasını engellemişti.Porque Jehovah había cerrado por completo toda matriz en la casa de Abimelec a causa de Sara, mujer de Abraham
Çünkü İbrahim'in karısı Sara yüzünden RAB Avimelek'in evindeki kadınların hamile kalmasını engellemişti.Sillä Herra oli sulkenut jokaisen kohdun Abimelekin huoneessa Saaran, Aabrahamin vaimon, tähden.
Çünkü İbrahim'in karısı Sara yüzünden RAB Avimelek'in evindeki kadınların hamile kalmasını engellemişti.Vả , lúc trước , vì vụ Sa-ra , vợ Áp - ra-ham , nên Ðức_Giê - hô-va làm cho cả nhà A-bi-mê-léc đều son_sẻ .
Çünkü İbrahim'in karısı Sara yüzünden RAB Avimelek'in evindeki kadınların hamile kalmasını engellemişti.Vả, lúc trước, vì vụ Sa-ra, vợ Áp-ra-ham, nên Ðức Giê-hô-va làm cho cả nhà A-bi-mê-léc đều son sẻ.
Çünkü İbrahim'in karısı Sara yüzünden RAB Avimelek'in evindeki kadınların hamile kalmasını engellemişti.Zawarł bowiem był Pan cale każdy żywot domu Abimelechowego dla Sary, żony Abrahamowej.
Çünkü İbrahim'in karısı Sara yüzünden RAB Avimelek'in evindeki kadınların hamile kalmasını engellemişti.Защото, поради Авраамовата жена Сара, Господ беше заключил съвсем всички утроби на Авимелеховия дом.
Çünkü İbrahim'in karısı Sara yüzünden RAB Avimelek'in evindeki kadınların hamile kalmasını engellemişti.ибо заключил Господь всякое чрево в доме Авимелеха за Сарру, жену Авраамову.
Çünkü İbrahim'in karısı Sara yüzünden RAB Avimelek'in evindeki kadınların hamile kalmasını engellemişti.כי עצר עצר יהוה בעד כל רחם לבית אבימלך על דבר שרה אשת אברהם׃
Çünkü İbrahim'in karısı Sara yüzünden RAB Avimelek'in evindeki kadınların hamile kalmasını engellemişti.لان الرب كان قد اغلق كل رحم لبيت ابيمالك بسبب سارة امرأة ابراهيم
Çünkü İbrahim'in karısı Sara yüzünden RAB Avimelek'in evindeki kadınların hamile kalmasını engellemişti.因 耶 和 華 為 亞 伯 拉 罕 的 妻 子 撒 拉 的 緣 故 、 已 經 使 亞 比 米 勒 家 中 的 婦 人 、 不 能 生 育
Çünkü İbrahim'in karısı Sara yüzünden RAB Avimelek'in evindeki kadınların hamile kalmasını engellemişti.因 耶和華 為 亞伯拉罕 的 妻子 撒拉 的 緣故 、 已 經使亞 比 米勒 家中 的 婦人 、 不 能 生育
Çünkü toplumlar, ülkeler ve son olarak dünya, kadınların sağlığı kadar güçlüdür.Denn Gemeinden und Länder und letztendlich auch die Welt sind nur so stark wie das Wohl ihrer Frauen.
Çünkü toplumlar, ülkeler ve son olarak dünya, kadınların sağlığı kadar güçlüdür.Deoarece comunitatile si tarile si, apoi, lumea, sunt doar atat de puternice cat sanatatea femeilor lor.
Çünkü toplumlar, ülkeler ve son olarak dünya, kadınların sağlığı kadar güçlüdür.För samhällen och länder och i slutändan hela världen blir inte starkare än de gör sina kvinnor.
Çünkü toplumlar, ülkeler ve son olarak dünya, kadınların sağlığı kadar güçlüdür.Karena masyarakat, negara, dan pada akhirnya dunia hanya akan bisa sekuat kesehatan para wanitanya.
Çünkü toplumlar, ülkeler ve son olarak dünya, kadınların sağlığı kadar güçlüdür.공동체, 한 국가, 나아가 세계의 힘은 그 구성원이 되는 여성들의 건강에 비례합니다.
Çünkü toplumlar, ülkeler ve son olarak dünya, kadınların sağlığı kadar güçlüdür.Omdat gemeenschappen en landen en uiteindelijk de wereld zo sterk zijn als de kracht van hun vrouwen.
Çünkü toplumlar, ülkeler ve son olarak dünya, kadınların sağlığı kadar güçlüdür.Porque as comunidades e os países e, no limite, o mundo, são apenas tão fortes como a saúde das suas mulheres.
Çünkü toplumlar, ülkeler ve son olarak dünya, kadınların sağlığı kadar güçlüdür.Pretože spoločenstvá a krajiny a v podstate celý svet sú len tak silné, aké silné je zdravie ich žien.
Çünkü toplumlar, ülkeler ve son olarak dünya, kadınların sağlığı kadar güçlüdür.Protože komunity a země a nakonec i celý svět jsou jen tak silné jako je prosperita jejich žen.
Çünkü toplumlar, ülkeler ve son olarak dünya, kadınların sağlığı kadar güçlüdür.Sillä yhteisöt, maat ja lopulta koko maailma ovat vain niin vahvoja kuin niiden naisten terveys.
Çünkü toplumlar, ülkeler ve son olarak dünya, kadınların sağlığı kadar güçlüdür.Społeczeństwa, kraje i świat mają tylko tyle siły, ile zdrowia mają ich kobiety.
Çünkü toplumlar, ülkeler ve son olarak dünya, kadınların sağlığı kadar güçlüdür.Защото общностите, страните и в крайна сметка - светът, са толкова силни, колкото са здрави жените им.
Çünkü toplumlar, ülkeler ve son olarak dünya, kadınların sağlığı kadar güçlüdür.Потому что залогом здоровья общества, страны и мира в целом является здоровье женщины.
Çünkü toplumlar, ülkeler ve son olarak dünya, kadınların sağlığı kadar güçlüdür.Тому що громади, країни, і, зрештою, світ є настільки сильними, наскільки сильним є здоров'я їх жінок.
Çünkü toplumlar, ülkeler ve son olarak dünya, kadınların sağlığı kadar güçlüdür.כי קהילות ומדינות ובסופו של דבר העולם, חזקים באותה מידה שהנשים בהן בריאות.
Çünkü toplumlar, ülkeler ve son olarak dünya, kadınların sağlığı kadar güçlüdür.لأن المجتمعات والبلدان وفي آخر المطاف العالم، تكمن قوته في صحة النساء.
Çünkü toplumlar, ülkeler ve son olarak dünya, kadınların sağlığı kadar güçlüdür.女性の健康を越えて強くはなれないからです 大事なことなので心に留めておいて下さい
Daha mutlu, daha kendileri olabilen erkeklerin ve kadınların olduğu bir dünya.Eine Welt der glücklicheren Männer und glücklicheren Frauen, die sich selbst treuer sind.
Daha mutlu, daha kendileri olabilen erkeklerin ve kadınların olduğu bir dünya.더 행복한 남성과 여성이 있는 서로에게 더 진실한 세계입니다.
Daha mutlu, daha kendileri olabilen erkeklerin ve kadınların olduğu bir dünya.Un monde rempli d'hommes plus heureux et de femmes plus heureuses, qui soient encore plus fidèles à eux-mêmes.
Daha mutlu, daha kendileri olabilen erkeklerin ve kadınların olduğu bir dünya.Un mundo de hombres y mujeres más felices más honestos con ellos mismos.
Daha mutlu, daha kendileri olabilen erkeklerin ve kadınların olduğu bir dünya.عالم أكثر سعادة للرجال والنساء الذين يصدقون مع أنفسهم.
Daha mutlu, daha kendileri olabilen erkeklerin ve kadınların olduğu bir dünya.自分に正直で より幸せな男性と より幸せな女性のいる世界を こう始めます
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."Azt mondták: "Hát, a nők képessége a gyermekvállalásra."
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."Dijeron, "La habilidad de procrear."
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."Dissero: "Beh, è la loro capacità di generare dei bambini."
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."Ei au zis: "Păi, capacitatea de a naște copii."
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."Eles disseram: "É a capacidade de gerar bebés." Eu disse:
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."He sanoivat, "Se on naisten kyky saada lapsia."
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."Họ nói, "Chà, đó là khả năng mang thai."
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."Ils m'ont dit "C'est de pouvoir donner naissance aux enfants."
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."그들은 "생명을 잉태할 수 있는 능력이요"라고 했습니다.
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."Mereka berkata, "Kemampuan wanita untuk melahirkan."
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."Oni řekli: "No, je to jejich schopnost rodit děti." Já na to:
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."Powiedzieli: "Tym darem jest możliwość wydania na świat dzieci."
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."Sie sagten: "Es ist die Fähigkeit der Frauen, Kinder zu gebären."
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."Ze zeiden, "Wel, het is haar gave kinderen te dragen."
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."Μου κάνουν, "Η ικανότητα να γεννούν παιδιά."
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."Вони сказали: "Це здатність народжувати дітей".
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."Они сказали: "Это её способность производить детей на свет."
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."הם אמרו, "זו היכולת שלהן להרות וללדת."
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."وقالوا : "حسنا ، انه قدرتها على الإنجاب."
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi.""出産が原因で過労死しないと仮定して
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Aşa că nu doar femeile tinere beneficiază.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Dus dit helpt niet alleen jonge vrouwen.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Jadi bukan hanya wanita muda yang diuntungkan.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.MBI는 젊은 여성에게만 이득이 되는 것은 아닙니다.