kadınların ile cümle
kadınların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Soyluların meclis dokunulmazlığı, İngiliz soylularının eşleri ve dul kadınlarına kadar uzanır.Muutamat suvun kreivit naivat vaimoikseen saksalaisia kreivittäriä.
Ama DES kadınlarının büyük çoğunluğu tümüyle heteroseksüel yönelime sahip olduğu belirtilmiştir.Siellä tamilit tunsivat, että singaleesienemmistö syrjii heitä.
Tüm insanlığı savaşlarda kadınların korunması için etkili tedbirler almaya davet etmek.Ihmiskilpi on siviilien käyttämistä sotatoimissa sotilaiden suojana.
Böylece, XV. Louis'nin sarayındaki kadınların ressamı oldu.Lopulta hänestä tuli Ludvig XIV:n rakastajatar.
(1900’lerin başlarında kadınların teleskop kullanmalarına izin verilmemekteydi.)(Στις αρχές του 1900 δεν επιτρεπόταν στις γυναίκες η χρήση των τηλεσκοπίων).
Kısa bir süre sonra kadınların o üniversitede katılımına dair kısıtlamalar yürülükten kaldırıldı.Λίγο αργότερα οι περιορισμοί σχετικά με την συμμετοχή των γυναικών στο πανεπιστήμιο αυτό ακυρώθηκαν.
Suudi Arabistan dünyada kadınların araba kullanmasını yasaklayan tek ülkedir.Η χώρα είναι η τελευταία στον κόσμο όπου η οδήγηση είναι απαγορευμένη στις γυναίκες.
Çeşitli yalanlar söylediği kadınların tümüne de umut vermiştir.Άφησαν όμως τα γυναικόπαιδα να παν όπου ήθελαν.
1915 - ABD Temsilciler Meclisi, kadınların da oy kullanması yönündeki kanun teklifini reddetti.1915 - Η Βουλή των Αντιπροσώπων των Η.Π.Α. απορρίπτει πρόταση να δοθεί στις γυναίκες το δικαίωμα ψήφου.
Rajavi, kadınların da erkeklerle eşit haklara sahip olması gerektiğine tam olarak inanmaktadır.Σύμφωνα με τη νομοθεσία της Βόρειας Μακεδονίας, οι γυναίκες έχουν τα ίδια δικαιώματα με τους άντρες.
Uluslararası Kadın Derneği tarafından 20. yüzyılın en ünlü kadınlarından biri olarak gösterildi.Το 1997, η Διεθνής Ένωση Γυναικών, την είχε προτείνει ανάμεσα στις γνωστότερες γυναίκες του 20ου αιώνα.
Ayrıca kadınların oy hakkının genişletilmesi için de savaştılar.Αγωνίστηκε επίσης για την παροχή δικαιώματος ψήφου στις γυναίκες.
İslam'da kadınların liderlik etmesi ile ilgili yorum farklılıkları görülür.Το βιβλιό επικεντρώνεται στη θέση των γυναικών στο Ισλάμ.
Buna rağmen hiç pap smear yaptırmamış kadınların sayısı da hayli fazladır.Ωστόσο, οι υποθέσεις για την Αθάνατη Αγαπημένη είναι αρκετές.
Kadınların uzun yelekleri vardı.Τα θηλυκά έχουν μακρύ ωοθέτη.
Tedavi amaçlı tüketim dışında Antik Yunanistan'da kadınların şarap içmesi hoş karşılanmazdı.Εκτός από τις ιατρικές περιστάσεις, η ελληνική κοινωνία αποδοκίμαζε τις γυναίκες που έπιναν κρασί.
Kadınların ilk kez sahnede rol aldıkları görülür.Στην τραγωδία αυτή παίρνουν μέρος στην σκηνή για πρώτη φορά γυναικείοι χαρακτήρες.
Funmilayo Ransome Kuti kadınların oy hakkı için bir kampanya yürüttü.Η Φανμιλάγιο Ράνσομ-Κούτι αγωνίστηκε για το γυναικείο δικαίωμα ψήφου.
Ve tüm kadınların rüyalarını süslüyordur.Ένωσης, στις δε γυναίκες της Σοβ.
Kadınların Budist keşişlere dokunmaları yasaktır.Για την απαγόρευση των μοναχών να μπαίνουν σε γυναικεία μοναστήρια.
""Tuhaf" kadınların özgürleşme hikayesi"."Ο Ησιόδειος Κατάλογος των γυναικών" .
Kadınları ve kadınların yaptığı işleri gözetir.Δούλευαν άνδρες και γυναίκες.
Seçimlerden sonra kurultaydaki çoğu üye kadınların oy kullanmaları taraftarıydı.Η μεγάλη πλειονότητα πάντως ήταν υπέρ των προτάσεων για σύνταγμα.
Azerbaycan'da kadınların statüsü son bin yılda büyük değişiklikler geçirmiştir.Οι ρόλοι των γυναικών στην Ουγγαρία έχουν αλλάξει σημαντικά τα τελευταία 200 χρόνια.
Siyasette ve iş dünyasında da kadınların oranı gelişmiş ülkelerde bile epey düşük.Επίσης, στον αναπτυσσόμενο κόσμο η κατάσταση στα ορυχεία και στα μεταλλεία εξακολουθεί να είναι πολύ άσχημη.
Rosie the Riveter yaygın olarak feminizm ve kadınların ekonomik gücünün bir sembolü olarak kullanılır.Rosie the Riveter er ofte brugt som et symbol på feminisme og kvinders økonomiske uafhængighed.
Aynı zamanda şarkı, Gürcü kadınlarının "İyi kadın, iyi anne, iyi öğretmenler" olmasını amaçlamaktadır.Sangen handler om georgiske kvinder, der stræber efter at være "gode kvinder, gode mødre, gode lærere."
Kadınların %80 kadarı âdetten 1-2 hafta önce bazı semptomlar yaşadığını bildirmiştir.Op mod 80% af alle kvinder mærker symptomer i en til to uger før menstruation.
1908 - New York Belediyesinin aldığı bir kararla, kadınların toplum içinde sigara içmeleri yasaklandı.1908 - Den såkaldte ”Sullivan Ordinance” forbyder kvinder at ryge i New York City, USA.
1869 yılında John Stuart Mill The Subjection of Women (Kadınların Köleleştirilmesi) kitabını yayınlamıştır.John Stuart Mill, forfatter af "The Subjection of Women" (1869).
Ayrıca kadınların oy hakkının genişletilmesi için de savaştılar.Men hun huskes også for sin kamp for kvinders stemmeret.
Vejetaryen kadınların daha çok kız bebek doğurduğuna ilişkin bir araştırma vardır.Nogle undersøgelser viser at vegetariske kvinder har en større sandsynlighed for at føde pigebørn.
Kadınların geleneksel kıyafetleri de farklıdır.Kvinders og mænds klædedragter er meget forskellige.
Stewart kadınların haklarını savundu.Borat er stærkt imod kvinderettigheder.
Kadınların araba kullanmasına ise izin verilmemektedir.Lastbiler er ikke tilladt.
Bu sayede, ileri tetkik gereken kadınların seçilmesini sağlar.Derefter er det den valgte persons opgave at finde de øvrige.
Adet döngüsünün farklı evreleri, kadınların ruh halleriyle ilişkilidir.De forskellige faser i menstruationscyklussen korrelerer med kvinders humør.
Hizmetçilik veya hizmetçi, kadınların evinin günlük işlerine yardım etmek üzerine çalışan kadın personeldir.En husassistent eller tjenestepige er en pige, der bor og arbejder for andre familier med husarbejde.
Ülke genelinde kadınların ortalama ömrü 43 iken, erkeklerde 44'tür.Den gennemsnitlige livslængde er for kvinder 41 år og for mænd 40 år.
Garret Anderson da kadınların seçme ve seçilme hakları hareketinde(deviniminde) etkin bir rol aldı.Garrett Anderson deltog aktivt i kampen om kvindelig stemmeret.
Maria Theresia zamanında dünyanın en güçlü kadınlarından biriydi.Men Dorothea skulle blive en af sin tids mest indflydelsesrige kvinder.
1999 - Kadınların 58, erkeklerin 60 yaşında 7000 gün prim ödeme koşuluyla emekli olabilecekleri yasalaştı.Kvinder kan i Østrig gå fem år tidligere på pension end mænd.
3- Kadınların hiçbir konuda başarılı olamayacaklarını düşünüyor.Hvor det viser sig at kvinder ikke er egnet til at bestemme noget.
Suudi Arabistan dünyada kadınların araba kullanmasını yasaklayan tek ülkedir.Desuden har Saudi-Arabien ved lov bestemt, at kvinder ikke må føre bil.
Yalnız erkekler tapabilir, kadınların tapması yasaktır.Mandlige medlemmer kan være ordineret eller legmænd; kvinder kan ikke ordineretes i den katolske kirke.
Kadınların ırzına geçerler, vahşice işkence yaparlar.De har filmet sig selv, voldtage og torturerer deres ofre.
Kadınların tamamı köle de değil Gorda.Vi er ikke sexister, bitch!.
Şarkının sözleri kadınların güçlendirilmesi hakkındadır.Selve historien handler om kvindeundertrykkelse.
Britanyalı kadınların yüzde elli ikisi seks için çikolatayı tercih ediyor.Tooghalvtreds procent af britiske kvinder foretrækker chokolade frem for sex.
Son mektubunda ise Alman kadınlarının giyiniş şeklinden yakınmıştır.I det siste brevet klaget han over hvordan de tyske kvinnene gikk kledd.
1900 - Fransa'da çocuk ve kadınların çalışma saatleri, günde 11 saat ile sınırlandırıldı.1900 – I Frankrike blir lengden på arbeidsdagen for kvinner og barn begrenset til elleve timer ved lov.
Kitaplar artık profesyonel aşçılara değil, burjuva ev kadınlarına hitap ediyordu.Bøker som ble skrevet adresserte ikke lenger profesjonelle kokker, men til borgerskapets husmødre.
Hem ahlakı, hem kadınlığı itibarıyla kadınların müstesnasıdır." demişti.Denne evnen finnes både hos kvinner og menn, men bare kvinner har lov til å drive med den.
Eczaneciler Kurumu diğer kadınların lisans almasını engellemek için düzenlemeleri değiştirdi.The Society of apothecaries endret umiddelbart sitt regelverk for å hindre at andre kvinner å få lisens.
Buradaki hiç kimse hayatta bırakılmadı; ne kadınların ne çocukların hayatını bağışladılar.Ingen av dem fikk leve, hverken kvinner eller barn ble spart».
Zetkin kadınların oy hakkı ve fırsat eşitliği gibi konularda kadın politikasına da eğildi.Zetkin var interessert i kvinnepolitikk, bl.a. i kampen for like rettigheter og kvinnelig stemmerett.
Ayrıca kadınların oy hakkının genişletilmesi için de savaştılar.Hun engasjerte seg også sterkt i kampen om kvinners stemmerett.
"Böylece yaşlı kadınların da hayallerinin gerçek olabileceğini görmüş olduk.Tre sterke kvinner får oppfylt sine drømmer.
Ünlü Afşar kilimleri, bu çalışkan kadınların el emeğidir.Tradisjonelt er slike håndverkstjenester lavlønnet kvinnearbeid.
Bu örgütlenme kadınların ilk örgütlenmesiydi.Dette var det første EM som ble arrangert for kvinner.