kadınların ile cümle
kadınların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Ardından kadınlar, kadınların bu kötü muameleden nasıl kurtulacağını tartıştılar.W tle za nimi widać kobiety pochodzące z ludu, praczki pochłonięte pracą.
Çeşitli yalanlar söylediği kadınların tümüne de umut vermiştir.Wsławił się licznymi skandalami związanymi z kobietami.
1900 - Fransa'da çocuk ve kadınların çalışma saatleri, günde 11 saat ile sınırlandırıldı.31 marca – we Francji czas dnia roboczego, dla kobiet i dzieci, został ustawowo skrócony do 11 godzin.
Yaşı ne olursa olsun tüm kadınların erkek bir velisi olmalıdır.Każdy, bez względu na wiek, może zostać wolontariuszem.
Cinsiyet eşitliğinin teşvik edilmesi ve kadınların güçlendirilmesi.Równość godności, podniesienie roli kobiety.
Bense kadınların resmini çekmekten korkarım.Na obrazach swoich uwieczniał również wizerunki kobiet.
Artık o küçük düşürülmüş kadınların intikam iblisidir.Upokorzona dziewczyna postanawia się zemścić.
Çocukların ve kadınların koruyucusudur.Jest uważana za obrończynię kobiet oraz dzieci.
Bu nedenle Japonya'da 1629 yılıa gelindiğinde kadınların sahneye çıkması yasaklanmıştır.Początki onnagata sięgają 1629 roku, gdy w Japonii został wprowadzony zakaz występowania kobiet w teatrze.
Özel günlerde profesyonel kimono giyme uzmanları kadınların kimono giymelerine yardım eder.Korzysta się więc z usług zawodowców, którzy pomagają kobiecie ubrać się w kimono na specjalną okazję.
Rus kadınların hayatlarına yoğunlaşan çizimler yaptı.Zajmowała się historią rosyjskich kobiet.
Katharine Martha ise Connecticut Woman Suffrage Association'a (Kadınların Seçme Hakkı Derneği) başkanlık etti.Mill był przewodniczącym „Women’s suffrage society” („Towarzystwa na rzecz prawa głosu dla kobiet”).
Kadınların ve erkeklerin toplum içindeki ekonomik ve sosyal konumları birbirinden farklıdır.Relacje pomiędzy kobietami a mężczyznami w naszym społeczeństwie nie są zdrowe.
İnsan hakları, kadınların eğitimi, istihdamı ve haklarıyla ilgili inisiyatiflerde görev aldı.Popierali emancypację kobiet, ich prawo do kształcenia i decydowania o sobie.
Kadınların ırzına geçerler, vahşice işkence yaparlar.Wy szkodzicie naszym braciom i mordujecie z dzikim okrucieństwem.
Köylü kadınların biri "Turiddu öldürüldü." diye bağırır.Po chwili słyszany jest krzyk "Zabili Turiddu!".
Özellikle Kadınların geleneksel giyimi ihramdır.Szyciem ubrań tradycyjnie zajmują się kobiety.
Buradaki hiç kimse hayatta bırakılmadı; ne kadınların ne çocukların hayatını bağışladılar.Wydawało się, że nic nie uratuje ani miasta, ani kraju.
Rajavi, kadınların da erkeklerle eşit haklara sahip olması gerektiğine tam olarak inanmaktadır.Historyk przekazuje, że kobiety Issedonów miały równe prawa z mężczyznami.
1915 yılında Danimarka anayasasının değişmesi ile de kadınların seçme hakkı Danimarka’da kabul edilmiştir.1915 – Do duńskiej kstytucji wprowadzono poprawkę gwarantującą kobietom prawo do głosowania.
Erkeklerin bilgisayara dayalı olan teknolojik dünyasını kadınların dekore edilmiş evlerine taşıdı.Do przeniesienia ruchu człowieka na ruchy komputerowej postaci użył techniki zwanej rotoskopią.
Katledilenlerin içinde kadınların da olduğu görülmüştür.W gronie zamordowanych znalazły się trzy kobiety.
Kız çocuklarının babalarına, kadınların ise eşlerine hizmet etmesi gerekirdi.Będziecie jedli ciało synów i córek waszych.
Kadın hakları için Kadınların Sosyal ve Politik Birliği kapsamında faaliyetlerde bulundu.Opowiadało się przeciw udziałowi kobiet w życiu politycznym i społecznym.
Bu olayla Kybele Amazon kadınlarının temsili olmuştur.Właśnie dlatego amazonki używały siodeł damskich.
Kadının üstte olduğu seks pozisyonu erkekler üzerinde kadınların hâkimiyetini gösterir.W strukturze płci stwierdzono dominację osobników żeńskich nad męskimi.
Ayrıca kadınların oy hakkının genişletilmesi için de savaştılar.Działała także na rzeczy aktywizacji wyborczej kobiet.
Aynı zamanda her ikisi de kadınların sadakatsızlığı yüzünden bunun ortay çıktığına inanmışlardır.Uważa, iż jest to jedyny sposób na wyjście obu kobiet z nędzy.
Türk geleneğinde kadınların düğünlerde erkeklerin önünde oynaması hoş görülmezdi.Podobnie jak w starożytnej Grecji kobiety zamężne nie uczestniczyły w spotkaniach towarzyskich mężczyzn.
"Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı.Ich boginią jest Inrei – Bogini Cienia i Nocy.
Seçimlerden sonra kurultaydaki çoğu üye kadınların oy kullanmaları taraftarıydı.Z tego powodu większość uzgodnień co do głosowań parlamentarnych ustala się na forum tego organu.
Nakış tasarımları, köy kadınlarının sosyal statüsünü belirlemektedir.Wino może być narzędziem manifestowania własnego statusu społecznego.
(1900’lerin başlarında kadınların teleskop kullanmalarına izin verilmemekteydi.)(I början av 1900-talet tilläts inte kvinnor hantera teleskop.)
Son mektubunda ise Alman kadınlarının giyiniş şeklinden yakınmıştır.I sitt sista brev beklagade han sig över de tyska kvinnornas dåliga klädsmak.
"Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı."Nattetid under fastan är det tillåtet för er att komma nära era hustrur.
Artık o, Kurtuluş Savaşı'nın cefakar kadınlarından Halime Kaptan'dır.Guds älskarinnor: om hängivna kvinnor i en livrädd värld.
Zamanının en gözde kadınlarından birisidir.Hon ansågs vara en av sin tids vackraste kvinnor.
Cinsiyet eşitliğinin teşvik edilmesi ve kadınların güçlendirilmesi.Att förbättra relationen mellan könen och främja jämställdhet.
Çeşitli yalanlar söylediği kadınların tümüne de umut vermiştir.Som ung man korresponderade han med olika kvinnor.
Üç ciltlik kitap, ABD tarihinin ilk dönemlerindeki vatansever kadınların hayatlarını yansıtır.Det bestod av tre volymer om patriotiska kvinnor i USA:s tidiga historia.
Ve tüm kadınların rüyalarını süslüyordur.Han säger att allas mardrömmar kommer att besannas.
Yenilgiyi, âsîlerin kadınlarının ve çocuklarının da paylarını aldikları, korkunç kıyım izledi.De offrade då sina söner och döttrar och sin boskap, och bedrev blot med mat och dryck.
Ticaret o vakitlerde kadınların büyük çoğunluğunun mesleğiydi.Fabriken var under sin tid en stor kvinnoarbetsplats.
Medyayı oynat Korfbol, erkeklerle kadınların birlikte oynadıkları tek takım sporudur.Korfball är en mixad sport. Män och kvinnor spelar sida vid sida.
Kadınların araba kullanmasına ise izin verilmemektedir.Att inte köra bil kan också rekommenderas.
Bense kadınların resmini çekmekten korkarım.Skärm med kvinnofigurer.
Amerikan Bağımsızlık Savaşı'na katılmış kadınların yaşamlarını kayıt altına alan ilk yazardır.Hon var den första författaren som skrev om kvinnor under Amerikanska frihetskriget.
Çünkü o yıllarda kadınların sanatçı olması çok yadırganan bir durumdu.Hon var en av få kvinnliga konstnärer under den här tiden.
Friedan, kadınların anne ve ev hanımı rolüne alçaltılmalarını eleştirdi.Friedan menade att media bidrog till glorifieringen av kvinnans roll som en hemmafru.
Kadınların uzun yelekleri vardı.Kvinnorna vävde tyger.
Ayrıca kadınların oy hakkının genişletilmesi için de savaştılar.De Lolme förespråkade också en utökning av rösträtten.
Maria Theresia zamanında dünyanın en güçlü kadınlarından biriydi.Maria Anna ansågs vara en av sin tids största skönheter.
Ülke genelinde kadınların ortalama ömrü 43 iken, erkeklerde 44'tür.Medellivslängden beräknas till cirka 44 år för kvinnor och 42 för män.
Kadınların üstlükleri daha uzundur.Kvinnors avslappningsfas är längre.
Tecavüze uğrayan kadınların sayısının 200’ü aştığı tahmin edilmektedir.Antalet våldtagna kvinnor har beräknats till cirka två miljoner.
Bu nedenle Japonya'da 1629 yılıa gelindiğinde kadınların sahneye çıkması yasaklanmıştır.År 1629 blev kvinnor därför förbjudna att uppträda i kabukiföreställningar.
Ona göre kadınların toplumsal ve bireysel konulardaki yeteneklerinin desteklenmesi gerekmektedir.Arbetet med kvinnorna utgår från kvinnans individuella förmågor och behov.
Kadınların bu kuruluşlardaki temsili, kanunlar ile güvence altına alınmaktadır.Att skicka kvinnor till dessa centra är inget annat än korruption.
Geleneksel yöntemler erkek ya da kadınların ihtiyaçlarını karşılamıyor.Традиційні методи не задовольняють потреби чоловіків або жінок.
1900 - Fransa'da çocuk ve kadınların çalışma saatleri, günde 11 saat ile sınırlandırıldı.1900 — у Франції прийнятий закон, що обмежує робочий день жінок і дітей 11 годинами.