kadınların ile cümle
kadınların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Kadınların en az %2'sinde ve erkeklerin %4'ünde görülmektedir.D'autres orientations sexuelles ont été signalés par 3 % des hommes et 4 % des femmes.
Ed, kadınların yanına gelerek işlerinin başına dönmeleri gerektiğini söyler.Elle rentre aux urgences car elle dit avoir besoin de travailler.
Kadınların onu ekranda görene kadar bekleyin ...Ce visage, sur l'écran...
Ev kadınlarının yapacak yüzlerce şeyi var.Las amas de casa tienen cientos de cosas que hacer.
Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, onlara hür kadınların cezasının yarısı uygulanır.Si estas mujeres se casan y cometen una deshonestidad, sufrirán la mitad del castigo que las mujeres libres.
Buradaki hiç kimse hayatta bırakılmadı; ne kadınların ne çocukların hayatını bağışladılar.Ninguno fue dejado con vida; no hubo piedad ni de mujeres ni de niños.
1900 - Fransa'da çocuk ve kadınların çalışma saatleri, günde 11 saat ile sınırlandırıldı.1900: en Francia, una ley limita a 11 horas la jornada laboral de hombres y mujeres.
Ayrıca diğer kabilelerin kadınlarını da köle yapmışlardır.También esclavizaban a mujeres de otras tribus.
Smithsonian Enstitüsü Caldicott'u 20. yüzyılın en etkili kadınlarından biri olarak isimlendirmiştir.El Smithsonian Institution la nombró a Caldicott como la una de las mujeres más influentes del s. XX.
"Ey peygamber, hanımlarına, kızlarına ve inananların kadınlarına örtülerini üzerlerine salmalarını söyle.Di a tus esposas, a tus hijas y a las mujeres de los creyentes que se cubran con el manto.
Aralarında liseyi konu alan birkaç manga bulunmasına rağmen çoğunluğu yetişkin kadınların hayatlarını anlatır.Aunque algunas cubren temas de mujeres de instituto, la mayoría cubren las vidas de mujeres adultas.
Kadınların %80 kadarı âdetten 1-2 hafta önce bazı semptomlar yaşadığını bildirmiştir.Alrededor del 80% de las mujeres reportan síntomas desde una o dos semanas antes de la menstruación.
Bunlardan ilki kadınların toplumsal var oluşa olan katkılarını ele almıştır.Las alas anteriores son translúcidas, destacando en ellas su venación.
Kadının üstte olduğu seks pozisyonu erkekler üzerinde kadınların hâkimiyetini gösterir.La postura de la mujer encima sugiere una dominancia de la mujer sobre el hombre.
En sonunda 1908’de Prusya’da kadınların üniversiteye kayıt yaptırmalarına izin verilmiştir.1908: en Prusia se autoriza el ingreso de las mujeres en las universidades.
Biz onların erkeklerini öldürdk ve kadınlarını dul bıraktık.Les preservamos del castigo, a él y a su familia, salvo a su mujer.
Kadınlara oy hakkı, kadınların seçimlerde oy kullanma hakkıdır.Sufragio femenino, derecho a voto en las mujeres.
Kadınların onu ekranda görene kadar bekleyin ...Les vamos a poner en su pantalla todas las...
Böylece, XV. Louis'nin sarayındaki kadınların ressamı oldu.Se hizo el pintor oficial de las damas de la corte de Luis XV.
Kız çocuklarının babalarına, kadınların ise eşlerine hizmet etmesi gerekirdi.Los hombres, en cambio, han dejado el cuidado de los hijos a sus mujeres.
"Kadınların da partisi oldu".«La Unión es una fiesta».
Bu türlü soylu kadınların tehlikeli kişiler olduklarını bildirir.Foro As Mulleres que opinan son perigosas.
Kadınların ırzına geçerler, vahşice işkence yaparlar.Los hermanos implacablemente la violan y torturan.
Kadınların mirastan pay alma hakkı yoktur.La mujer no tiene derecho a herencia.
Mefistofeles'le ve Faust bahçede bulunan kadınların yanlarına gelirler ve onlarla flört etmeye başlarlar.Méphistophélès y Fausto se unen a las mujeres en el jardín y las cortejan.
"Kadınlarında partisi oldu".Básicamente estaban de fiesta».
Eşitsizlikleri kadınların sahip oldukları geniş haklarla getirebileceğini iddia etmiştir.Luego denuncia la demasiada libertad que gozan las mujeres.
Kadınların yaşam koşullarını düzeltmek için çaba harcadı.También, quería cambios para mejorar las condiciones de vida de la mujer.
""Tuhaf" kadınların özgürleşme hikayesi".«Entrevista: "Historia de las mujeres".
Kadınların Tarihi: Ana Tanrıçalardan Hıristiyan Azizelere.Las diosas de la mujer madura: Arquetipos femeninos a partir de los cincuenta.
Cinsiyet eşitliğinin teşvik edilmesi ve kadınların güçlendirilmesi.Mejorar las relaciones de género y promover la igualdad de género.
Üfürükçülük yapar, Evde kalmış yaşlı kadınların kısmetini açar.Adosada a ella, se disponía la casa de las mujeres emparedadas.
Santuzza hemen baygınlık geçirir; Lucia etrafını saran köylü kadınların kolları arasına yığılıp kalır.Santuzza se desmaya y Mamma Lucía se desvanece en los brazos de las mujeres del pueblo.
Kadınların saçlarını kesmesine müsaade yoktur.A las mujeres les cortaba los senos.
Ticaret o vakitlerde kadınların büyük çoğunluğunun mesleğiydi.El comercio era una de las principales actividades de las mujeres en Nigeria en esa época.
Bense kadınların resmini çekmekten korkarım.Leyendo como una mujer la imagen de la mujer.
Fakat dans yapılacağı zaman kız ve kadınların da qargiye girip dansa katılmalarına ses çıkarılmaz.Cuando ella y sus amigas llegan al club son las únicas bailando.
Not : Kadınların kâmet getirmesine gerek yoktur.Las flores femeninas carecen de perianto.
Çin'de bu uygulama ayrıca daha çok kadınların arasında ve en çok Yangtze Havzası'nda yaygındır.Esto mismo ocurre en xhosa, donde son todavía más frecuentes que en zulú.
Arap kadınların %17’si işe sahiptir.«Menos del 17 % de los miembros de las Fuerzas Armadas son mujeres».
Ana tema kadınların acıları ve yalnızlıktır.Sra. del Mayor Dolor en su Soledad.
1869 yılında John Stuart Mill The Subjection of Women (Kadınların Köleleştirilmesi) kitabını yayınlamıştır.Réplica a la obra The Subjection of Women (1869), de John Stuart Mill. (en inglés).
Bazı kadınların tecavüze uğramamak için intihar ettiği belirtilmektedir.Las mujeres y niñas chinas se suicidaban para evitar ser violadas.
Seçimlerden sonra kurultaydaki çoğu üye kadınların oy kullanmaları taraftarıydı.Después de las elecciones de 1918, la mayoría de los miembros de Congreso apoyaba el sufragio femenino.
Bu süreçte birçok ülkedeki kadınların taleplerinin büyük bir bölümü hali hazırda yerine getiriliyordu.La mayoría de las aplicaciones de terceros se ejecutaban de esta forma.
Rosie the Riveter yaygın olarak feminizm ve kadınların ekonomik gücünün bir sembolü olarak kullanılır.Oggi, Rosie the Riveter è comunemente usata come simbolo del femminismo e del potere economico delle donne.
Kadınların %80 kadarı âdetten 1-2 hafta önce bazı semptomlar yaşadığını bildirmiştir.Circa l'80% delle donne dichiara di aver un qualche sintomo, da una a due settimane prima delle mestruazioni.
Buradaki hiç kimse hayatta bırakılmadı; ne kadınların ne çocukların hayatını bağışladılar.Nessuno di loro fu lasciato in vita, né le donne né i bambini furono risparmiati."
Savaş koşulları İsviçre'ye gidebilecek kadınların sayısını sınırladı.La politica ufficiale era di limitare l'ondata di rifugiati in arrivo in Svizzera.
GM, IM ve FM unvanları erkekler ve kadınların her ikisi için geçerlidir.I titoli di GM, MI e MF sono aperti ad entrambi i sessi.
Tedavi amaçlı tüketim dışında Antik Yunanistan'da kadınların şarap içmesi hoş karşılanmazdı.Al di fuori di questi usi terapeutici, la società greca non approvava che le donne bevessero vino.
Azerbaycan'da kadınların statüsü son bin yılda büyük değişiklikler geçirmiştir.Le donne in Azerbaigian hanno avuto un ruolo fondamentale nel corso dei secoli.
Zetkin kadınların oy hakkı ve fırsat eşitliği gibi konularda kadın politikasına da eğildi.Zetkin si impegnò molto nelle politiche femminili, per esempio nelle pari opportunità e nel voto femminile.
Kadınların yaşam koşullarını düzeltmek için çaba harcadı.Lavorò per il miglioramento della condizione femminile.
Çeşitli yalanlar söylediği kadınların tümüne de umut vermiştir.Diverse donne, sin dall'inizio, si dissociarono dalle richieste delle altre donne.
Kadınların başlarını örtmesi için herhangi bir kanun yoktur.Nessuna donna porta gioielli.
1915 yılında Danimarka anayasasının değişmesi ile de kadınların seçme hakkı Danimarka’da kabul edilmiştir.1915 In Danimarca viene concesso alle donne il diritto di voto.
Zamanının en gözde kadınlarından birisidir.Fu una delle donne più eminenti del suo tempo.
Erkeklerin kullandığı cirit 800 g, kadınlarınki ise 600 gr ağırlığındadır.Il peso del giavellotto per le donne è di 600 grammi e per gli uomini 800 grammi.
Kadınların şahitliği ve miras hakkı erkeklerinkiyle eşit hale getirildi.Maschi e femmine sono affetti in egual misura.