kadınların ile cümle
kadınların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Pinel, Paris Akıl Hastanesi'ndeki deli kadınların zincirlerinin çıkarılmasını emrediyor.Pinel ordering the removal of chains from patients at the Paris Asylum for insane women.
Kadınların Cinsel İşlevi ve İşlev Bozukluğu .Women’s Sexual Function and Dysfunction.
Kadınların cinsel istismarının, cinselliklerinin ve cinsel benlik şemalarının tarihi.Women’s history of sexual abuse, their sexuality, and sexual self-schemas.
Melek, Mısır'daki kadınların evlilik hakları hakkında da kapsamlı yazılar yazdı.Malak wrote extensively about the marital rights of women in Egypt.
Vanuatu tarihi Port Vila Kadınların oy kullanma hakkının zaman çizelgesiHistory of Vanuatu Port Vila Timeline of women's suffrage
Hakiki kadınların kıvrımları vardır.Echte Frauen haben Kurven.
Mary dünyadaki en zengin kadınlarından biridir.Maria ist eine der reichsten Frauen der Welt.
Kadınların saçlarını kesmesine müsaade yoktur.Frauen dürfen sich ihre Haare nicht schneiden.
Aynı şekilde kadınların eşlerinin isimlerini almaları da mümkün kılındı.Ihre hervorstechenden weiblichen Attribute beleben sein männliches Verlangen wieder.
Madde VII’de de kadınların ayrıcalığının olmadığı belirtilmiştir.In Artikel VII ist festgehalten, dass es keine Sonderrechte für Frauen gibt.
Ardından kadınlar, kadınların bu kötü muameleden nasıl kurtulacağını tartıştılar.Sie wendete darin alle Vorwürfe gegen die Frauen nunmehr gegen die Männer, ohne mit Spott zu sparen.
Birçok ülkede kadınların seçme hakkı için, ilk gösterileri düzenlemişlerdir.Sie organisierten in vielen Ländern die ersten Demonstrationen für das Frauenwahlrecht.
Ayrıca kadınların, sosyal rollerini bağımsız olarak belirleyemeyecekleri de düşünülmekteydi.Man dachte aber auch, dass Frauen wegen ihrer sozialen Rolle nicht unabhängig urteilen könnten.
Ayrıca kadınların seçme hakkı ilk adımda tam olarak emansipasyon olarak görülmekteydi.Zudem sahen sie im Frauenwahlrecht den ersten Schritt zur vollständigen Emanzipation.
Bunlardan ilki kadınların toplumsal var oluşa olan katkılarını ele almıştır.Bereits zuvor hatte er über seine verstorbene Frau einen größeren Anteil der Güter in seinen Besitz gebracht.
Friedan, kadınların anne ve ev hanımı rolüne alçaltılmalarını eleştirdi.Friedan kritisierte die Reduktion von Frauen auf ihre Rolle als Mutter und Hausfrau.
Bundan önce kadınların bu tür tesislere girme hakkı yoktu.Frauen hatten zu diesem Geheimbund keinen Zutritt.
Bu olayla Kybele Amazon kadınlarının temsili olmuştur.Dort kommt ihnen die Amazone Wonder Woman zu Hilfe.
Kadınların rahat bırakmadığı adam.Von Männern, die keine Frauen haben.
Buna karşılık birçok sebep, kadınların toplumdaki geleneksel yerlerine geri dönmelerine sebep oldu.Nun wirkten zahlreiche Faktoren zusammen, die den Frauen wieder ihren traditionellen Platz zuwiesen.
Geceleri Grotto’da güzel kadınların kollarında ve şarapla geçirmektedir.Die Nächte verbringt er in Grotti beim Wein oder in den Armen schöner Frauen.
Bu türlü soylu kadınların tehlikeli kişiler olduklarını bildirir.Solche Wiedergängerinnen galten als gefährlich.
Artık o, Kurtuluş Savaşı'nın cefakar kadınlarından Halime Kaptan'dır.Sie beanspruchte infolgedessen, die Halterin des Höhenrekords für Frauen zu sein.
Seçim yasası değiştirilerek kadınların da oy kullanması sağlanır.Mit Hilfe einer Verfassungsänderung konnten nun auch Frauen in die Legislative gewählt werden.
Kadınların araba kullanmasına ise izin verilmemektedir.Offiziell gibt es kein Verbot für Frauen, Auto zu fahren.
Foreman, bu olaya dahil olmuş kadınların isimlerinin gizli tutulması gerekliliğinden bahsetmiştir.Foreman führte die Privatsphäre der betroffenen Frauen an.
Ancak burada evli kadınların öğretmenlik yapmasına müsaade edilmediğini öğrendi.Hier musste sie feststellen, dass Frauen eine Immatrikulation nicht gestattet war.
Zamanının en gözde kadınlarından birisidir.Sie war eine der bedeutendsten Frauen ihrer Zeit.
Kadınların Suudi Arabistan dışındaki tüm Arap ülkelerinde araba kullanma hakkı vardır.Tatsächlich haben Frauen jedoch in allen Ländern des Nahen Ostens außer in Saudi-Arabien das Wahlrecht.
Erkekler ve kadınların yarışma takvimi oldukça benzerlik göstermekteydi.Die Wettbewerbe für Frauen und Männer waren weitestgehend angeglichen.
Henüz 14 yaşındayken kadınların seçme ve seçilme hakkı üzerine yapılan toplantıya katılmıştır.Bereits im Alter von 14 Jahren nahm sie an ihrer ersten Versammlung über das Frauenwahlrecht teil.
Suudi Arabistan'da umuma açık alanlarda kadınların bedenlerinin tamamını kapatmaları zorunludur.In Saudi-Arabien ist das Verschleiern von Frauen in der Öffentlichkeit Pflicht.
Çeşitli yalanlar söylediği kadınların tümüne de umut vermiştir.Auch seine Freundschaften zu Mädchen sind von Lügen geprägt.
Friedan, kadınların kurtuluş çabalarında erkeklerin etkin olmaları gerektiğini inandı.Friedan war der Ansicht, Männer sollen aktiv in die Emanzipationsbestrebungen von Frauen einbezogen werden.
Kadınların özellikle hadis ilmine yöneldiği görüldü.Besonders von Frauen wurde erwartet, dass sie ihre Trauer öffentlich zeigten.
Kadınların dans ederken kullandıkları çizmeleri de boncuk işlemelidir.Der Tanz wird mit Stiefeln getanzt, die Frauen tragen Röcke.
Tecavüze uğrayan kadınların sayısının 200’ü aştığı tahmin edilmektedir.Die Zahl der vergewaltigten Frauen wird auf bis zu 200.000 geschätzt.
Kız çocuklarının babalarına, kadınların ise eşlerine hizmet etmesi gerekirdi.Auch betreute sie die Kinder von Müttern, die arbeiten mussten.
Kadınların tamamı köle de değil Gorda.Du bist nicht allein, Sklave!
Kadınların yüzsüz maskeleri (ellangualek arnartaq yurarcuun) de vardır.Die weiblichen Zapfen stehen an den Enden kurzer Triebe.
Kadınların fendi sonunda galip gelmiş olur.Diese sollen dann die Ehefrauen der Wärter erhalten.
1869 yılında John Stuart Mill The Subjection of Women (Kadınların Köleleştirilmesi) kitabını yayınlamıştır.John Stuart Mill schickte ihr 1868 seinen Brief an die russischen Frauen: The Subjection of Women.
En sonunda 1908’de Prusya’da kadınların üniversiteye kayıt yaptırmalarına izin verilmiştir.1908 wurde den Frauen das Studium in Preußen allgemein erlaubt.
Bu dergideki yazılarında kapitülasyonların kaldırılması, kadınların özgürleştirilmesi fikirlerini savundu.Jedenfalls scheint der Umzug gemäss Stiftungsbuch die Frauen entzweit zu haben.
1915 yılında Danimarka anayasasının değişmesi ile de kadınların seçme hakkı Danimarka’da kabul edilmiştir.Außerdem wird an die Einführung des Frauenwahlrechts in Dänemark im Jahre 1915 erinnert.
Birçok durumda özellikle kadınların yaşamına eğilmişti.Dargestellt wurden in besonders großer Zahl Szenen aus dem Leben der Frauen.
Zulma ona bunun kadınların bir ortak sorunu olduğunu söyler.Girlfriend beschreibt das Gefühl eine weibliche Partnerin zu haben.
Katledilenlerin içinde kadınların da olduğu görülmüştür.Seine Helfer waren ebenfalls Hinterbliebene der ermordeten Frauen.
Kadınların IPAH’lı olma olasılığı erkeklerin neredeyse 3 katıdır.Das Missbrauchsrisiko für Mädchen ist dreimal höher als für Jungen.
Cinsiyet eşitliğinin teşvik edilmesi ve kadınların güçlendirilmesi.Verbessern des Geschlechterverhältnisses und Fördern von Gleichberechtigung.
Üfürükçülük yapar, Evde kalmış yaşlı kadınların kısmetini açar.Maßnahmen zur Prävention von Stürzen bei älteren Menschen, die zuhause leben.
Aynı zamanda her ikisi de kadınların sadakatsızlığı yüzünden bunun ortay çıktığına inanmışlardır.Wegen dieser Zerstreuungen halten ihn beide Frauen für untreu.
Savaş koşulları İsviçre'ye gidebilecek kadınların sayısını sınırladı.Es handelt sich dabei um die Möglichkeit einer Kontingentierung der Einwanderungen in die Schweiz.
O ikisi kendi kadınlarını ise evde sakladılar.In ihrer Wohnung kommt es zwischen den Beiden nun doch noch zum Äußersten.
İslam dininde kadınların tesettürlü ve gösterişsiz giyinmesi gerekir.Alle Bürokräfte dürfen und sollen sich zwanglos kleiden.
Özellikle kadınların bu sahadaki faaliyetleri çok büyük rağbet görmektedir.Vor allem die Frauen hatten ein großes Vergnügen an der Sache.
Artık o küçük düşürülmüş kadınların intikam iblisidir.Sie wollte Rache für die erlittenen Demütigungen üben.
Erkek iç giyiminde, kadınlarınkinden farklı olarak göğnek boyları kısadır.Im oberen Teil enthalten sie jeweils männliche, im unteren Teil weibliche Blüten.
1957 - Evli Kadınların Uyrukluğu sözleşmesi imzaya açıldı.1954 Das Beschäftigungsverbot für verheiratete Frauen im öffentlichen Dienst wird annulliert.
1904 yılında Berlin’de kadınların oy hakkı için bir dünya federasyonu kurulmuştur.1904 gründete sich in Berlin der Weltbund für Frauenstimmrecht (engl.