kadınları ile cümle
kadınları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Bu oda uyku bozukluğu çeken kadınların salonu.هذه الغرفة مليئة بالنساء المحرومات من النوم
Bu oda uyku bozukluğu çeken kadınların salonu.睡眠不足になりがちな女性です 私は睡眠の大切さを
Burada erkeğini paylaşmaktan bahsediyorsun. Mormon kadınları gibisin.O que queres dizer é que compartilhas um homem, és igual a uma mulher mórmon.
Burada erkeğini paylaşmaktan bahsediyorsun. Mormon kadınları gibisin.ما تقولينه أنك تشاركين رجلاً أنت مثل زوجة من طائفة المورمين
Burada kadınları suçlamıyorum.Én nem hibáztatom a nőket ebben a helyzetben.
Burada kadınları suçlamıyorum.Je ne blâme pas les femmes.
Burada kadınları suçlamıyorum.Nie winię tutaj kobiet.
Burada kadınları suçlamıyorum.No estoy culpando a la mujer aquí.
Burada kadınları suçlamıyorum.Non sto dando la colpa alle donne.
Burada kadınları suçlamıyorum.Nu dau vina pe femei acum.
Burada kadınları suçlamıyorum.Tôi không đổ lỗi cho những người phụ nữ.
Burada kadınları suçlamıyorum.Δεν ρίχνω το φταίξιμο στις γυναίκες.
Burada kadınları suçlamıyorum.Я ни в коем случае не обвиняю женщин.
Burası öyle bir yer ki, kızların hatta yaşlı kadınların erkeklerle bir arada oturması mümkün değil.Acesta era un loc unde femeile niciodată - nici chiar cele mai în vârstă nu stătuseră în cerc cu bărbaţii.
Burası öyle bir yer ki, kızların hatta yaşlı kadınların erkeklerle bir arada oturması mümkün değil.Az egy olyan hely, ahol nő soha sem - még az idősebbek közül se - ülhetett le a férfiak közé.
Burası öyle bir yer ki, kızların hatta yaşlı kadınların erkeklerle bir arada oturması mümkün değil.Der eine Ort, wo die Frauen niemals - selbst die älteren nicht - im Kreise mit den Männern sitzen durften.
Burası öyle bir yer ki, kızların hatta yaşlı kadınların erkeklerle bir arada oturması mümkün değil.Dette er et sted, hvor kvinder aldrig -- selv de ældre sad knap nok i cirkel med mændene.
Burası öyle bir yer ki, kızların hatta yaşlı kadınların erkeklerle bir arada oturması mümkün değil.Dit is een plek waar de vrouwen nooit -- zelfs de oudere vrouwen zaten amper in de kring met de mannen.
Burası öyle bir yer ki, kızların hatta yaşlı kadınların erkeklerle bir arada oturması mümkün değil.Este es un lugar en el que las mujeres -incluso las mayores- apenas se sientan al lado de los hombres.
Burası öyle bir yer ki, kızların hatta yaşlı kadınların erkeklerle bir arada oturması mümkün değil.É um local onde as mulheres, mesmo as mais velhas, nunca se sentavam no mesmo círculo que os homens.
Burası öyle bir yer ki, kızların hatta yaşlı kadınların erkeklerle bir arada oturması mümkün değil.그 지역은 젊은 여자들은 물론 나이든 여자들도 절대로 남자들과 한자리에 앉지 못하는 곳이였죠.
Burası öyle bir yer ki, kızların hatta yaşlı kadınların erkeklerle bir arada oturması mümkün değil.Questo è un luogo dove le donne -- anche le più anziane a malapena si siedono accanto agli uomini.
Burası öyle bir yer ki, kızların hatta yaşlı kadınların erkeklerle bir arada oturması mümkün değil.To jedyne miejsce gdzie kobiety nigdy, nawet te starsze, nie zasiadły w kręgu z mężczyznami.
Burası öyle bir yer ki, kızların hatta yaşlı kadınların erkeklerle bir arada oturması mümkün değil.В этой сфере женщины никогда — даже самые старшие — не могли и сидеть рядом с мужчинами.
Burası öyle bir yer ki, kızların hatta yaşlı kadınların erkeklerle bir arada oturması mümkün değil.Там жінок ніколи не було - навіть найстарші рідко могли сидіти поруч із чоловіками.
Burası öyle bir yer ki, kızların hatta yaşlı kadınların erkeklerle bir arada oturması mümkün değil.Това е място, където жените никога -- дори и по-възрастните не седят в кръга на мъжете.
Burası öyle bir yer ki, kızların hatta yaşlı kadınların erkeklerle bir arada oturması mümkün değil.היה מדובר במקום שבו מעולם נשים לא -- אפילו המבוגרות שבהן אפילו לא ישבו באותו מעגל עם הגברים.
Burası öyle bir yer ki, kızların hatta yaşlı kadınların erkeklerle bir arada oturması mümkün değil.وذلك مكان حيث لم تكن النسوة ابدأ -- حتى كبار السن بالكاد تجلس في نفس الحلقة مع الرجال.
Burası öyle bir yer ki, kızların hatta yaşlı kadınların erkeklerle bir arada oturması mümkün değil.年配の女性でさえも 男性と肩を並べたことがほとんどなかった分野です 少女たちは連携し グループを作って
'Bütün kadınları sağ mı bıraktınız?' diye çıkıştı."Avete lasciato in vita tutte le femmine?
'Bütün kadınları sağ mı bıraktınız?' diye çıkıştı."Avez-vous laissé la vie à toutes les femmes ?
'Bütün kadınları sağ mı bıraktınız?' diye çıkıştı.Či ste zachovali nažive všetky ženy?
'Bütün kadınları sağ mı bıraktınız?' diye çıkıştı."Életben hagytatok minden asszonyt?
'Bütün kadınları sağ mı bıraktınız?' diye çıkıştı.En Mozes zeide tot hen: 'Hebt gij alle vrouwen laten leven?
'Bütün kadınları sağ mı bıraktınız?' diye çıkıştı.¿Habéis reservado a todas las mujeres?
'Bütün kadınları sağ mı bıraktınız?' diye çıkıştı.Jakże mogliście zostawić przy życiu wszystkie kobiety?
'Bütün kadınları sağ mı bıraktınız?' diye çıkıştı.'너희가 여자들을 다 살려두었느냐. 그러므로 아이들 중에서 남자는 다 죽이고
'Bütün kadınları sağ mı bıraktınız?' diye çıkıştı."Ponechali jste všechny ženy naživu?
'Bütün kadınları sağ mı bıraktınız?' diye çıkıştı."Porque deixastes com vida todas as mulheres?
'Bütün kadınları sağ mı bıraktınız?' diye çıkıştı.Și Moise grăit-a către ei: "Ați lăsat în viață femeile?
'Bütün kadınları sağ mı bıraktınız?' diye çıkıştı.'Warum habt ihr alle Weiber leben lassen?
'Bütün kadınları sağ mı bıraktınız?' diye çıkıştı."Оставихте ли всички жени живи?
'Bütün kadınları sağ mı bıraktınız?' diye çıkıştı."Чому ви залишили живими всіх жінок?
'Bütün kadınları sağ mı bıraktınız?' diye çıkıştı."החייתם כל נקבה? ועתה, הירגו כל זכר בטף,
'Bütün kadınları sağ mı bıraktınız?' diye çıkıştı."هل أبقيتم كل أنثي حية ؟ الآن , إذبحوا كل ذكر
'Bütün kadınları sağ mı bıraktınız?' diye çıkıştı.男と寝て男を知っている女も皆殺せ
Bütün kadınları toplayın.- Nie wszytkie są takie. Wyślij je wszytkie do domu.
Bütün kadınları toplayın.- Niso vse takšne. Pošlji jih domov, do ene.
Bütün kadınları toplayın.Shromážděte ženy z fronty setninu po setnině.
Bütün kadınları toplayın.Συγκεντρώστε τις γυναίκες εκατό εκατό.
Bütün kadınları toplayın.Съберете жените една подир друга.
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.cướp đem đi hết tài vật , các con_trẻ và đờn bà , cùng mọi vật chi ở trong nhà vậy .
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.cướp đem đi hết tài vật, các con trẻ và đờn bà, cùng mọi vật chi ở trong nhà vậy.
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.그 모든 재물을 빼앗으며 그 자녀와 아내들을 사로잡고 집 속의 물건을 다 노략한지라
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.le-au luat ca pradă de război toate bogăţiile, copiii şi nevestele, şi tot ce se găsea în case.
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.Og alt deres gods og alle deres barn og deres kvinner førte de bort som bytte, og alt annet som var i husene.
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.Ook de vrouwen en kinderen werden gevangen genomen. Alle kostbaarheden in de huizen werden buitgemaakt.
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.tudi vse njih blago in vse njih otročiče in njih žene odvedo ujete in uplenijo sploh vse, kar je bilo v hišah.
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.und alle ihre Habe; alle Kinder und Weiber nahmen sie gefangen, und plünderten alles, was in den Häusern war.
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.и все богатство их, и всех детей их, и жен их взяли в плен, и разграбили все, что было в домах.