Kablolar berbattır, gerçekten.Les câbles, ça craint. Vraiment.
Kablolar berbattır, gerçekten.Los cables apestan, de verdad que sí.
Kablolar berbattır, gerçekten.Przewody są do bani, naprawdę.
Kablolar berbattır, gerçekten.전선은 정말 불쾌(suck)합니다.
Kablolar berbattır, gerçekten.Τα καλώδια είναι χάλια, πραγματικά!
Kablolar berbattır, gerçekten.Жиците са скапани - наистина е така.
Kablolar berbattır, gerçekten.Провода нас замотали, это точно.
Kablolar berbattır, gerçekten.כבלים שואבים כח (באנגלית - גם דפוקים), והם באמת כאלה.
Kablolar berbattır, gerçekten.الأسلاك مقرفة، أنها فعلاً كذلك
Kablolar berbattır, gerçekten.考えてみて下さい こんな状態になったり
Kablolardan eser yok.Es gibt keine Kabel.
Kablolardan eser yok.Il n'y a aucun fil.
Kablolardan eser yok.전선이 없습니다.
Kablolardan eser yok.Nergens snoeren.
Kablolardan eser yok.Nu există niciun cablu de alimentare.
Kablolardan eser yok.Ни одного провода.
Kablolardan eser yok.Няма никакви кабели.
Kablolardan eser yok.אין שם כבלים.
Kablolardan eser yok.ليس هناك أسلاك
Kablolardan eser yok.このようなカタログを見たら
- Kablolar.Firul...
Kabloları bu evrede yerleştiriyorlar ve bilgisayara bağlıyorlar.그리고 이 상태에서 전선을 집어넣고 컴퓨터 기술을 심었습니다.
Kabloları bu evrede yerleştiriyorlar ve bilgisayara bağlıyorlar.שאז מחווטים אותו ומשלבים את הטכנולוגיה הממוחשבת,
Kabloları bu evrede yerleştiriyorlar ve bilgisayara bağlıyorlar.ذلك حين يضعون الأسلاك فيها ثم يضعون تكنولوجيا الكمبيوتر.
Kabloları bu evrede yerleştiriyorlar ve bilgisayara bağlıyorlar.コンピュータテクノロジーを組み込みます ですので蛹から蛾として出てきたときには
- Kablolar.Kennt Young-goon die Geschichte ihrer Großmutter?
Kablolar zaten bedeninde olduğu için doğrudan düzeneğe bağlanabiliyorlar.Các dây dẫn đã có sẵn trong người nó, và người ta chỉ cần "kết nối" nó vào công nghệ của họ,
Kablolar zaten bedeninde olduğu için doğrudan düzeneğe bağlanabiliyorlar.De draden zijn reeds in het lichaam, en ze kunnen ze gewoon aansluiten op hun technologie.
Kablolar zaten bedeninde olduğu için doğrudan düzeneğe bağlanabiliyorlar.전선이 이미 몸 안에 있는 것입니다. 그래서 나방을 자신들의 기술에 연결시킬 수 있게 됩니다.
Kablolar zaten bedeninde olduğu için doğrudan düzeneğe bağlanabiliyorlar.Przewody są już w jej ciele, można podłączyć ją do ich sprzętu.
Kablolar zaten bedeninde olduğu için doğrudan düzeneğe bağlanabiliyorlar.החיווט כבר נמצא בגופו, ונותר להם רק לקשר אותו לטכנולוגיה שלהם,
Kablolar zaten bedeninde olduğu için doğrudan düzeneğe bağlanabiliyorlar.الأسلاك موجودة مسبقا في جسدها، ويمكنهم فقط ربطها بالتكنولوجيا لديهم،
Kablolar zaten bedeninde olduğu için doğrudan düzeneğe bağlanabiliyorlar.あとはコンピュータにつなげれば 偵察に送り出せる
- Kablolar.- Καλώδια...
Kablonun ulaşmadığı yerler aradılar ve bu da Kuzey ve Güney oluyordu, öncelikle Afrika'daki bu kablolar.Au căutat zone neconectate, adică la nord și sud, în primul rând cabluri pentru Africa.
Kablonun ulaşmadığı yerler aradılar ve bu da Kuzey ve Güney oluyordu, öncelikle Afrika'daki bu kablolar.Buscaron lugares sin cableado, y eso quería decir norte y sur, primordialmente los cables hacia África.
Kablonun ulaşmadığı yerler aradılar ve bu da Kuzey ve Güney oluyordu, öncelikle Afrika'daki bu kablolar.Co oznaczało głównie te miejsca w Afryce.
Kablonun ulaşmadığı yerler aradılar ve bu da Kuzey ve Güney oluyordu, öncelikle Afrika'daki bu kablolar.Hanno cercato zone non cablate, e questo significa a Nord o a Sud, principalmente la cablatura dell'Africa.
Kablonun ulaşmadığı yerler aradılar ve bu da Kuzey ve Güney oluyordu, öncelikle Afrika'daki bu kablolar.Hľadali nepripojené miesta, to znamená sever a juh, hlavne teda Afriku.
Kablonun ulaşmadığı yerler aradılar ve bu da Kuzey ve Güney oluyordu, öncelikle Afrika'daki bu kablolar.Họ tìm những nơi chưa được nối dây, nghĩa là phía Bắc và Nam, chủ yếu là dây cáp cho châu Phi.
Kablonun ulaşmadığı yerler aradılar ve bu da Kuzey ve Güney oluyordu, öncelikle Afrika'daki bu kablolar.Kábel nélküli helyeket kerestek, ez lehet északon vagy délen, főleg az afrikai kábelek.
Kablonun ulaşmadığı yerler aradılar ve bu da Kuzey ve Güney oluyordu, öncelikle Afrika'daki bu kablolar.Έψαξαν για μέρη χωρίς σύνδεση και αυτό σημαίνει Βόρεια και Νότια, κυρίως τα καλώδια προς την Αφρική.
Kablonun ulaşmadığı yerler aradılar ve bu da Kuzey ve Güney oluyordu, öncelikle Afrika'daki bu kablolar.Вони шукали непідключені місця, а саме на Півночі і на Півдні, щоб дійти до Африки.
Kimse beynin kablolarına göz atamamıştı.Không ai được từng nhìn thoáng qua sợi dây thần kinh của bộ não
Kimse beynin kablolarına göz atamamıştı.아무도 뇌속의 신경들에 대해 알 수 없었습니다.
Kimse beynin kablolarına göz atamamıştı.Nessuno poteva dare un'occhiata all'impianto dentro al cervello.
Kimse beynin kablolarına göz atamamıştı.Niemand had nog een glimp opgevangen van de bedrading van het brein.
Kimse beynin kablolarına göz atamamıştı.Niemand hatte einen Einblick in die "Verkabelung" des Gehirns gehabt.
Kimse beynin kablolarına göz atamamıştı.Nikdo neměl ani tušení o propojeních v mozku.
Kimse beynin kablolarına göz atamamıştı.Nikto ani len netušil, aké sú jeho vnútorné spoje.
Kimse beynin kablolarına göz atamamıştı.Nimeni n-a putut arunca o privire la circuitele creierului.
Kimse beynin kablolarına göz atamamıştı.Personne n'avait eu un aperçu du système cérébral.
Kimse beynin kablolarına göz atamamıştı.Senki nem látott bele az agy áramköreibe.
Kimse beynin kablolarına göz atamamıştı.Κανείς δεν είχε εικόνα της καλωδίωσης του εγκεφάλου.
Kimse beynin kablolarına göz atamamıştı.Никой не можеше да види окабеляването на мозъка.
Kimse beynin kablolarına göz atamamıştı.Никому не удавалось увидеть "проводку" внутри мозга.
Kimse beynin kablolarına göz atamamıştı.אף אחד לא היה יכול לראות את ה"חיווט" במוח.
Kimse beynin kablolarına göz atamamıştı.لم يملك أحد أيّ فكرةٍ عن أسلاك الدماغ.
Kimse beynin kablolarına göz atamamıştı.脳を頭蓋骨から取り出し
Kusursuz ofis - yine, gördüğüm kadarıyla kablolardan eser yok.Biroul perfect.