Ana içeriğe geç
Sözlük

kabin ile cümle

kabin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Onu duş kabinine itiyor ve çığlık atıyor.Kiment a fürdőszobába és vért köpött.
15 Aralık'ta kabinesini kurdu.November 15-én iktatták be hivatalába.
106 kabin ile hizmet vermektedir.Lakóházainak száma 266.
Köprülü bu kabinede dışişleri bakanı oldu.Az épületben jelenleg a brit külügyminisztérium található.
Kabinede general rütbesinde dört asker de bulunuyordu.Határában 7 uradalmi major is volt.
Bu daha sonra kabine tarafından ve daha sonra kraliçe tarafından teyit edildi.Később a ház jegyzője lett, majd a főrendiház delegációjába is póttagul választották.
DSE kartı kontrol kabininde yer alırken RDW kartı robot soketinde yer almaktadır.DSE-kortti on laitekaapissa, RDW-kortti on robotin pistokkeessa.
Başarılı bir avukat olarak, 1933 yılında Şansölye Engelbert Dollfuss'un kabinesine katılmaya davet edildi.Menestyvänä lakimiehenä hänet kutsuttiin mukaan kansleri Engelbert Dollfussin hallitukseen 1933.
Schäuble 2005-2009 Merkel'in ilk kabinesinde yeniden Federal İçişleri Bakanı olarak görev yaptı.Schäuble on uudelleen sisäasiainministerinä Merkelin ensimmäisessä hallituksessa vuosina 2005–2009.
Sıvı basıncı kabın biçimine ve genişliğine bağlı değildir.Paine ei ole riippuvainen altaan muodosta.
Aracın kabini de değiştirilmişti.Myös auton elektroniikkaa oli luonnollisesti muutettu.
Eylül ayında, Konrad Adenauer'in ilk kabinesinde Ekonomi Bakanı olarak atandı.Erhard valittiin Konrad Adenauerin ensimmäiseen kabinettiin talousministeriksi vuonna 1949.
II. Dünya Savaşı sırasında Dachau toplama kampının bir alt kabini burada bulundu.Toisessa maailmansodassa Kemptenissä toimi Dachaun keskitysleirin alaleiri.
Kabinde ise 3 kişiye yer vardı.Kokouksia varten kahvilassa oli kolme kabinettia.
İki mürettebat dışında kabinde 12 yolcu taşıma kapasitesine sahiptir.Veneeseen mahtuu kaksihenkisen miehistön lisäksi 12 matkustajaa.
Bakanlar kabinesi 1 Haziran'da yemin etti.Piispaksi vihkiminen suoritettiin 1. heinäkuuta.
Fotoğraf kabinlerinin çoğu fotoğraf kimliği için kullanılır.Suurin osa Riipisen teoksista on valokuvia.
Kontrol kabinine yerleştirilen dayanıklı bir bilgisayar MFC kartı sayesinde robot sistemi ile iletişim kurar.Laitekaappiin sijoitettu suojattu teollisuustietokone kommunikoi robotin kanssa MFC-kortin välityksellä.
Şimşek'in yeni kabinede ismi geçmeyeceği uzun süre tartışılmıştır.Sessions jätti ilmoittamatta tapaamisesta ministerinimityksensä kuulemistilaisuudessa.
Muhafazakâr Parti 1970 seçimlerini kazanınca, Thatcher, Heath kabinesinde Eğitim ve Bilim Bakanı oldu.Μετά τη νίκη των Συντηρητικών υπό τον Έντουαρτ Χιθ το 1970, η Θάτσερ έγινε Υπουργός Παιδείας και Επιστήμης.
Bakanlar kabinesi 1 Haziran'da yemin etti.Το υπουργικό του συμβούλιο ορκίστηκε την 1η Ιουνίου.
Bu daha sonra kabine tarafından ve daha sonra kraliçe tarafından teyit edildi.Αυτό αντικαταστάθηκε από το βασιλικόν και αργότερα από το σταυράτον.
Eşref ve kabinesin aynı gün yemin ederek göreve başladılar.Ορκίστηκε και ανέλαβε καθήκοντα την ίδια ημέρα.
Kabinesinde birçok pozisyona da Yahudileri geçirmiştir.Μέσα στο αμφιθέατρο βρέθηκαν και πολλοί Ιουδαίοι.
Model 221 kapalı bir kabinde altı yolcu kapasitesine sahipti.Το δεύτερο, το μοντέλο 221, είχε και μια καμπίνα για έξι επιβάτες.
9 Ağustos 2004 Soro bir kabine toplantısına katıldı ve görevi iade edildi.Στις 9 Αυγούστου του 2004 ο Σορό προσήλθε σε συνεδρίαση της κυβέρνησης και επανήλθε σε αυτήν.
Schäuble 2005-2009 Merkel'in ilk kabinesinde yeniden Federal İçişleri Bakanı olarak görev yaptı.Διετέλεσε ομοσπονδιακός υπουργός οικονομικών της πρώτης κυβέρνησης Μέρκελ την περίοδο 2005-2009.
1933'te Adolf Hitler'in ilk kabinesinin bir üyesiydi.Han var medlem af Adolf Hitlers første regering i 1933.
Japon Başbakanı Hideki Tojo bunu kabinesine "Bu bir ültimatomdur" diye açıkladı.Den japanske premierminister Tojo Hideki sagde til sin regering: "Dette er et ultimatum".
Yasama meclisinin ve kabinenin her ikisinde de yabancılar hakim durumdaydı.Både lovgivende forsamling og kabinet blev domineret af fremmede.
Hareket yetkisi ve diğer sinyaller sürücü kabininde gösterilir.Kørselstilladelser og andre signaler bliver vist i førerumssignalet for lokomotivføreren.
DSE kartı kontrol kabininde yer alırken RDW kartı robot soketinde yer almaktadır.Disse DSE-kortene er i styringskabet, mens RDW-kort er i Robotsokkelen.
Özel sağlık kabini vardır.Der findes også et privat sundhedsvæsen.
3 yolcu kapalı bir kabine binebilir.Kun føreren sidder i en lukket kabine.
Ayrıca daha geniş kabin pencerelerine sahiptir.De strukturelle forbedringer inkluderer større vinduer i kabinen.
Aracın daha kısa ön çıkıntı özelliği sayesinde kabin ve bagaj hacmi arttırılmıştır.Bemærkelsesværdigt var, at trods det større pladsbehov bag i bilen blev både kabinen og bagagerummet mindre.
Böylece 5.000 adet soğutucu kabın seri üretimini başlatmış oldu.Med investeringshjælp på 5.000 $ begyndte de at producere elektrisk-motordrevne vridevaskere.
23 Kasım 2007 tarihinde Maliye Bakanı olarak atandığı Anders Fogh Rasmussen'in üçüncü kabinesinde görev yaptı.Den 23. november 2007 blev Løkke Rasmussen udnævnt til finansminister i regeringen Anders Fogh Rasmussen III.
Tüm malzemeyi karıştırıp kabın üzerini tekrar kapatın.Det hele vendes på pladen og bages videre med nudlerne nederst.
Kabinede ağabeyi David Miliband daha önemli dışişleri bakanlığı makamındaydı.Han er lillebror til David Miliband, der er tidligere udenrigsminister.
Kabinesine Madsen-Mygdal Kabinesi denilmiştir.På kirkegården ligger N.P. Madsen-Mygdal begravet.
Muhammed Ali Rajai kabinesinde görev almıştır.Han blev efterfulgt af Mohammad Ali Rajai.
Japon Başbakanı Hideki Tojo bunu kabinesine "Bu bir ültimatomdur" diye açıkladı.Den japanske statsministeren Hideki Tojo sa til sin regjering: "Dette er et ultimatum".
DSE kartı kontrol kabininde yer alırken RDW kartı robot soketinde yer almaktadır.Disse DSE-kortene befinner seg i styringskapet, mens RDW-Kortene befinner seg i Robotsokkelen.
Sonra Mitchell, 22 Haziran'da kabine ile birlikte Başbakan olarak göreve başladı.Dermed tok Keith Mitchell over embetet som statsminister, sammen med sin regjering, den 22. juni 1995.
Kabinede ağabeyi David Miliband daha önemli dışişleri bakanlığı makamındaydı.Samtidig ble hans bror David Miliband utenriksminister.
Yasama meclisinin ve kabinenin her ikisinde de yabancılar hakim durumdaydı.Både lovgivende forsamling og kabinett ble dominert av fremmede.
Aracın kabini de değiştirilmişti.Da ble også rørledningen byttet ut.
Margaret Thatcher kabinelerinin en uzun süre hizmet gören bakanıydı.Howe var det medlem av Margaret Thatchers regjering som deltok lengst i hennes regjeringer.
Köprülü bu kabinede dışişleri bakanı oldu.I denne regjeringen ble MacDonald utenriksminister.
1977-1981 yılları arasında Başkan Jimmy Carter'ın kabinesinde ABD Savunma Bakanı olarak görev yaptı.Han tjenestegjorde 1979–1980 som stabssjef i Det hvite hus under USAs president Jimmy Carter.
Kütüphane ücretleri hariç bu öneriler kabinede kabul edilecekti.Distribusjonen av bøkene utføres, etter anbud, av Biblioteksentralen.
Emil Boc'un kabinesinde 2008 - 2009 yılları arası Parlamento ile İlişkiler Bakanı Delegesi oldu.Pada kabinet Emil Boc, ia menjadi Menteri-Delegasi Hubungan dengan Parlemen periode 2008−2009.
Fransen van de Putte Kabinesini kurdu ancak Thorbecke tarafından çabucak devirildi.Pada saat itu, ia membentuk Kabinet Fransen van de Putte yang dengan cepat dapat dijatuhkan oleh Thorbecke.
De Block'un istifası, kabinenin tam süresi boyunca Bakanlar Kurulundaki tek değişime işaret etti.Pengunduran diri De Blok merupakan satu-satunya perubahan di Dewan Menteri selama masa penuh kabinet.
1999'dan 2000 yılına kadar Başbakan Jerzy Buzek'in kabine başkanıydı.Sejak 1999 hingga 2000, ia menjadi kepala kabinet untuk Perdana Menteri Jerzy Buzek.
Aracın kabini de değiştirilmişti.Kabin masinisnya pun dihilangkan.
Model 221 kapalı bir kabinde altı yolcu kapasitesine sahipti.Yang kedua, Model 221, memiliki kabin berkapasitas 6 penumpang.
İçişleri Bakanı Amerika Birleşik Devletleri başkanının kabinesinde yer alan üyelerden biridir.Departemen ini dipimpin oleh Menteri Dalam Negeri Amerika Serikat yang merupakan anggota Kabinet Presiden.
1988 ile 1992 Adalet Bakanı olarak Cumhurbaşkanı Amata Kabua'nın kabinesinde görev yaptı.Ia menjabat di kabinet Presiden Amata Kabua sebagai Menteri Kehakiman 1988-1992.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod