İki kabile, Hutu ve Tutsi, birbirleriyle savaştılar. İki milyondan fazla kişi mülteci haline geldi.De två etniska grupperna hutu och tutsi stred mot varandra, och över två miljoner tvingades fly.
İki kabile, Hutu ve Tutsi, birbirleriyle savaştılar.Két törzs, a Hutuk és Tuszik harcoltak egymással.
İki kabile, Hutu ve Tutsi, birbirleriyle savaştılar.후투족과 투트시족, 두 부족이 서로 싸웠습니다.
İki kabile, Hutu ve Tutsi, birbirleriyle savaştılar.Twee stammen, de Hutu en de Tutsi, bevochten elkaar.
İki kabile, Hutu ve Tutsi, birbirleriyle savaştılar.Δύο φυλές, η Χούτου και η Τούτσι, πολέμησαν μεταξύ τους.
İki kabile, Hutu ve Tutsi, birbirleriyle savaştılar.Два племени, хуту и тутси, воевали друг с другом.
İki kabile, Hutu ve Tutsi, birbirleriyle savaştılar.Две племена, хуту и тутси воюваха помежду си.
İki kabile, Hutu ve Tutsi, birbirleriyle savaştılar.У битві зітнулися два племені - Гуту і Тутсі.
İki kabile, Hutu ve Tutsi, birbirleriyle savaştılar.שני שבטים, הוטו וטוטסי, לחמו אחד בשני.
İki kabile, Hutu ve Tutsi, birbirleriyle savaştılar.إذ إقتتلت قبيلتي الهوتو والتوتسي
İki kabile, Hutu ve Tutsi, birbirleriyle savaştılar.二百万人以上が 難民になりました
İkinci Aşama kabilesi olarak adlandırdığımız bir kabileye gireceğim.이제 우리가 2단계 부족을 말할 때가 되었습니다.
İkinci Aşama kabilesi olarak adlandırdığımız bir kabileye gireceğim. Böyle bir şey.Porque, muito em breve, vou entrar em contacto com o que chamamos a tribo de Nível Dois, que tem este aspeto.
İkinci Aşama kabilesi olarak adlandırdığımız bir kabileye gireceğim.Mă voi îndrepta spre ceea ce numim un trib în Stadiul 2.
İkinci Aşama kabilesi olarak adlandırdığımız bir kabileye gireceğim.Tôi sẽ đi đến cái mà chúng ta gọi là
İkinci Aşama kabilesi olarak adlandırdığımız bir kabileye gireceğim.Аз ще вляза в това, което ние наричаме племе в Етап Две.
İkinci Aşama kabilesi olarak adlandırdığımız bir kabileye gireceğim.אני אצעד למה שאנו קוראים לו שבט בשלב שניים
İkinci Aşama kabilesi olarak adlandırdığımız bir kabileye gireceğim.سأمضي تجاه ما نسميه المرحلة الثانية للقبيلة.
İkinci Aşama kabilesi olarak adlandırdığımız bir kabileye gireceğim.ステージ2と呼ばれる集団に 出くわすことになります (自分の人生は最悪)
İlk Avusturalyalıların sayısı 250 kabileden daha fazlaydı. her birinin kendi dili, kanunu ve sınırları vardı.Đã có hơn 250 bộ lạc đầu tiên ở Úc mỗi bộ lạc đều có ngôn ngữ , luật pháp và biên giới lãnh thổ riêng.
İlk Avusturalyalıların sayısı 250 kabileden daha fazlaydı. her birinin kendi dili, kanunu ve sınırları vardı.Los australianos primeros fue más que 250 tribus, cada uno con sus propias lenguajes, leyes y fronteras.
İlk Avusturalyalıların sayısı 250 kabileden daha fazlaydı. her birinin kendi dili, kanunu ve sınırları vardı.Pierwsi Australijczycy to było ponad 250 plemion. Każde miało własny język, prawo i terytorium.
İlk insan kabilelerinden ikisinin iletişime geçip, rekabete başladığı bir senaryosu vardı.A scris despre un scenariu în care două triburi de oameni primitivi ar fi intrat în contact şi în competiţie.
İlk insan kabilelerinden ikisinin iletişime geçip, rekabete başladığı bir senaryosu vardı.Descreveu um cenário em que duas tribos de homens primitivos teriam entrado em contacto e em competição.
İlk insan kabilelerinden ikisinin iletişime geçip, rekabete başladığı bir senaryosu vardı.Er schrieb über ein Szenario, in dem zwei Stämme früher Menschen in Kontakt und Konkurrenz geraten wären.
İlk insan kabilelerinden ikisinin iletişime geçip, rekabete başladığı bir senaryosu vardı.Escribió acerca del escenario en el que dos tribus humanas primitivas entran en contacto y compiten.
İlk insan kabilelerinden ikisinin iletişime geçip, rekabete başladığı bir senaryosu vardı.Hij schreef over het scenario van rivaliteit tussen twee stammen oermensen.
İlk insan kabilelerinden ikisinin iletişime geçip, rekabete başladığı bir senaryosu vardı.Il a décrit un scenario dans lequel deux tribus de premiers hommes entraient en contact et en compétition.
İlk insan kabilelerinden ikisinin iletişime geçip, rekabete başladığı bir senaryosu vardı.Írt egy olyan forgatókönyvről, amelyben a korai emberek két törzse kapcsolatba kerülhetett és versenyezhetett.
İlk insan kabilelerinden ikisinin iletişime geçip, rekabete başladığı bir senaryosu vardı.다윈은 초창기 인간의 두 종족이 만나서 경쟁하는 시나리오를 썼습니다.
İlk insan kabilelerinden ikisinin iletişime geçip, rekabete başladığı bir senaryosu vardı.Nakreślił scenariusz, w którym dwa plemiona wczesnych ludzi wchodzą w kontakt i rywalizują.
İlk insan kabilelerinden ikisinin iletişime geçip, rekabete başladığı bir senaryosu vardı.Ông đã viết về một tình huống trong đó hai bộ tộc người có thể đã gặp gỡ và cạnh tranh với nhau.
İlk insan kabilelerinden ikisinin iletişime geçip, rekabete başladığı bir senaryosu vardı.Popsal scénář kdy mezi dvěma kmeny primitivních lidí dojde ke kontaktu a konkureci.
İlk insan kabilelerinden ikisinin iletişime geçip, rekabete başladığı bir senaryosu vardı.Scrisse di uno scenario in cui due tribù di primitivi sarebbero venute a contatto e in competizione.
İlk insan kabilelerinden ikisinin iletişime geçip, rekabete başladığı bir senaryosu vardı.Έγραψε επίσης για το σενάριο στο οποίο δύο φυλές πρώιμων ανθρώπων θα έρχονταν σε επαφή και ανταγωνισμό.
İlk insan kabilelerinden ikisinin iletişime geçip, rekabete başladığı bir senaryosu vardı.Дал е пример със сценарий, в който две племена осъществяват връзка и се съревновават.
İlk insan kabilelerinden ikisinin iletişime geçip, rekabete başladığı bir senaryosu vardı.Он описал ситуацию, когда два древних племени встретились и устроили соревнование.
İlk insan kabilelerinden ikisinin iletişime geçip, rekabete başladığı bir senaryosu vardı.הוא כתב על המצב בו שני שבטים אנושיים קדומים נפגשים ומתחרים זה עם זה.
İlk insan kabilelerinden ikisinin iletişime geçip, rekabete başladığı bir senaryosu vardı.وكتب عن مثالٍ لو كانت هناك قبيلتان من القبائل البدائية تتواصلان مع بعضهما وتتنافسان في مابينهما.
İlk insan kabilelerinden ikisinin iletişime geçip, rekabete başladığı bir senaryosu vardı.初期の人類の二つの部族が接触し 競合したであろうシナリオです。 彼は言います、「一方の部族が
İmparator Hazretlerine sunmaz ve güvenini kazanmazsam, kabilemiz yok olana kadar sürecek.-ja saavuta keisarin luottamusta- -klaanimme tuhoutuu.
İmparator Hazretlerine sunmaz ve güvenini kazanmazsam, kabilemiz yok olana kadar sürecek.-så kommer vår klan att fortsätta förgås.
İmparator Hazretlerine sunmaz ve güvenini kazanmazsam, kabilemiz yok olana kadar sürecek.- vil vores klan fortsætte med at gå i opløsning.
Isa denilen yerdeki kayalardan yapılmış baltalara sahip bunlara Kalkadoon kabilesi deniyor.A Mount Isa környékén követ fejtettek marokkő gyártásához, ez a kőbánya a Kalkadoon törzs tulajdona.
Isa denilen yerdeki kayalardan yapılmış baltalara sahip bunlara Kalkadoon kabilesi deniyor.이들은 이사산이라고 불리는 곳에서 돌도끼를 채석했습니다. 이사산은 칼카둔족이 소유한 채석장이었습니다.
Isa denilen yerdeki kayalardan yapılmış baltalara sahip bunlara Kalkadoon kabilesi deniyor.שחצבו בשביל גרזני אבן במקום שנראה 'הר איסא', ששימש כמחצבה שהייתה בבעלות שבט קאלקאדון.
Isa denilen yerdeki kayalardan yapılmış baltalara sahip bunlara Kalkadoon kabilesi deniyor.الذين حفروا لإستخراج أحجار بلطات في مكان يدعى جبال عيسى ( أستراليا ) , الذي كان منجم مملوك لقبائل الكالكادون .
Isa denilen yerdeki kayalardan yapılmış baltalara sahip bunlara Kalkadoon kabilesi deniyor.この場所はカルカドゥーン族の領地です 彼らは隣り合う部族と交易し
Kabile ayrımı veya politik ayrımlar bulunmayacak.Er is geen clanonderscheid en politieke verdeeldheid in de Somalische samenleving.
Kabile ayrımı veya politik ayrımlar bulunmayacak.소말리아인 사회에서는 파벌의 구별과 정치적 구분이 없습니다.
Kabile ayrımı veya politik ayrımlar bulunmayacak.W społeczeństwie Somalii nie ma żadnych podziałów klanowych czy politycznych.
Kabile ayrımı veya politik ayrımlar bulunmayacak.Žiadne spoločenské a politické rozdiely v Somálskej spoločnosti.
Kabile ayrımı veya politik ayrımlar bulunmayacak.אין חלוקה שיבטית או חלוקה פוליטית בחברה הסומלית.
Kabile ayrımı veya politik ayrımlar bulunmayacak.لا نقبل بأي تقسيم عشائري أو سياسي في المجتمع الصومالي.
Kabile ayrımı veya politik ayrımlar bulunmayacak.政治的な区別はナシということです。 区別をする人は追い出されます。
Kabileci olursun, izole bir halde yaşarsın. Dünyayla bir ilişkin olmaz.Anda akan perang suku, picik, terisolasi, dan karena itu tidak memiliki hubungan secara global.
Kabileci olursun, izole bir halde yaşarsın. Dünyayla bir ilişkin olmaz. Devamlı savaşırsın.isolé, et n'ayant pas de relations les uns les autres se battant se battant se battant
Kabileci olursun, izole bir halde yaşarsın. Dünyayla bir ilişkin olmaz.Ihr werdet rassistisch, engstirnig, isoliert, und deshalb seht ihr keinen globalen Zusammenhang.
Kabileci olursun, izole bir halde yaşarsın. Dünyayla bir ilişkin olmaz.Sarai tribale,isolano. insulare e pertanto non avrete relazioni globali.
Kabileci olursun, izole bir halde yaşarsın. Dünyayla bir ilişkin olmaz.Serás tribal, insular, aislado, y por tanto no tendrás relaciones globalmente...