kabil ile cümle
kabil kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ben buna kabileler fikri diyorum.I call it the idea of tribes.
Kabileler dediğim şey aslında çok basit bir kavram. 50 bin yıl önceye dayanıyor.What tribes are, is a very simple concept that goes back 50,000 years.
Bir grup veya kabile üyesine rastladığınızda onları farkedersiniz.You can tell when you're running into someone in a tribe.
Kabilelerindeki insanları merak ediyorlar.Curiosity about people in the tribe, curiosity about outsiders.
Ve kabile liderleri bunu yapabilir.And tribe leaders can do that.
Kabileye adarlar.They commit to the tribe.
[Önsezimin farkına varıp yorumlama kabiliyeti][The ability to recognize and interpret my intuition]
Gördüğünüz gibi, şimdi kabilesel hareketlerde bulundular.Now they've actually gone to tribal dynamics.
Bence o bizim için örnektir, bizim "kabile"nin lideridir.I believe he is our reference, he is the leader of our "tribe"
Ve yaptığımız tüm işler, bu kabilelerin içerisinde gerçekleşir.And it's within these tribes that all of our work gets done.
Toplumlar bu kabilelerde kurulur, önemli şeyler bu kabilelerde meydana gelir.It's within these tribes that societies get built, that important things happen.
Şöyle dedik: "İçinde bulunduğumuz kabileler demokrat adayın Obama olacağını söylüyorlar."We said, "The tribes that we're in are saying it's going to be Obama."
Herbiriniz kabilelerin üyesisiniz.All of you are members of tribes.
Ara verildiğinde etrafta dolaşırken birçoğunuz kendi kabilenizin üyeleriyle tanıştınız.In walking around at the break, many of you had met members of your tribe.
Gerçekten de büyük kabile liderleri böyle yapar.That is in fact what great tribal leaders do.
Yani insanlar kabileler oluşturur.And so people form tribes.
Nasıl balıklar yüzüyor ve kuşlar uçuyorsa, insanlar da kabileler oluşturur.Just as fish swim and birds fly, people form tribes.
Bütün kabileler aynı değildir. Ve farkı yaratan şey de kültürdür.Not all tribes are the same, and what makes the difference is the culture.
Hepiniz kabilelere üyesiniz.You're all a member of tribes.
İkinci Aşama kabilesi olarak adlandırdığımız bir kabileye gireceğim. Böyle bir şey.I will be walking into what we call a Stage Two tribe, which looks like this.
Eğer kabilenizdeki insanlara inanarak şöyle diyorsanız:If you believe and you say to people in your tribe, in effect,
Bu bir Üçüncü Aşama kabilesinin bir toplantısıydı.That is a meeting of a Stage Three tribe.
Dördüncü Aşama kabileleri çarpıcı şeylere imza atabilirler.Stage Four tribes can do remarkable things.
Çalışan kesim kabilelerinin yüzde 48i "Ben harikayım ve sen değilsin" der.48 percent of working tribes say, these are employed tribes, say, "I'm great and you're not."
Kabileler sadece bir seviye üst ve altlarını işitebilirler.Tribes can only hear one level above and below where they are.
Hem sonra, önderler insanları kendi kabilelerinden bir üst seviyeye doğru itekler.And then leaders nudge people within their tribes to the next level.
Dünyanın gidişatını değiştiren kabileleri inşa edenler, böyle yaparlar.See, people who build world-changing tribes do that.
Birincisi: Bizler kabileler oluştururuz, hepimiz.First of all: we all form tribes, all of us.
Burada da kabilelelerin içindesiniz. Umarım kabilelerinizin menzillerini genişletiyorsunuzdur.Hopefully you're extending the reach of the tribes that you have.
Dahil olduğunuz kabilelerin etkileri ne kadar?What kind of an impact are the tribes that you are in making?
Sizin kabileleriniz dünyayı değiştirecek mi?Will your tribes change the world?
"Sizi milletler ve kabileler halinde yarattık, ki bir birinizden bir şeyler öğrenebilesiniz.""We made you into nations and tribes so that you could learn from one another."
İki kabile, Hutu ve Tutsi, birbirleriyle savaştılar.Two tribes, Hutu and Tutsi, fought each other.
Hatırlama kabiliyetleri yok, bir bakıyorsunuz ki üç ay sonra konuyu bütünüyle baştan anlatıyorsunuz.They lack retention; you find yourself re-explaining concepts three months later, wholesale.
Bunlar bireysel olarak dünyayı değiştirebilecek kabiliyette olduklarına inanan insanlardır.These are people who believe that they are individually capable of changing the world.
5 h?z?ndayd?m hatta 6 ya bile c?kabilirdim.I was really at 5 speed and I had to even turn on the 6 speed.
Gruplar, kabileler, ve insanlar bir birlerine yiyecek edinme konusunda yardım etmeye başladı.Groups, tribes, and people began to help each other to get food.
[Kabile ilk defa beyaz bir adamla tanışıyor...][ Tribe meets a white man for the first time... ]
Ve o yıl, o yıl, 2008'de Afganistan, Kabil'deki güvenlik güçlerinin 17 Eylül'deki beyanatı:And then that year, that year, 2008, this ISAF statement from Kabul, Afghanistan, September 17th:
Ve görüyorsunuz, tüm halk hareket kabiliyetinin bir kısmını kaybettiği için sinirleniyor.And so you see this whole society getting frustrated about losing some of its mobility.
Ve o küçük yaşta, on yaşındayken... ...kabilesinin Pajesi oldu.And at that young age, 10 years old, Benki became the paje of his community.
Şu anda Ashaninka geleneğinde ve kültüründe... ...kabiledeki en önemli... ...kişi Paje'dir.Now, in the Ashaninka tradition and culture, the paje is the most important person in the community.
Öğrenme kabiliyetimizi geliştirir.It improves our ability to learn.
Sadece küçük bir kabile, küçük bir aşiret olmak yerine.Rather than just you become a little tribe a little clan.
Her analizcinin her şeyi hedef alma kabiliyeti yoktur.Not all analysts have the ability to target everything.
Kabileler milyonlarca hektar toprak kaybetti.Tribes lost millions of acres.
Özür dilerim Seth Gordin, ama Milenyum'un ardından, kabileciliğin nereye gittiğini gördük.I'm sorry Seth Godin, but over the millennia, we've seen where tribalism leads.
Ve, aslında, biz hepimiz sadece bir kabileye bağlıyız; Dünyalılar'a.And, ultimately, we actually all belong to only one tribe, to Earthlings.
Ve şubatta burada TED'de, dansa olan tutkuları ve kabiliyetleri nefeslerimizi kesti.And at TED here in February, their passion and brilliance just took our breath away.
18 Ekim'de başka bir silahlı saldırı kabile reislerini öldürmeye çalıştı.On 18 October, a new attack sought to kill indigenous leaders.
DARPA'nın hipersonik test aracı şu ana kadar yapılmış en hızlı manevra kabiliyetine sahip uçak.DARPA's hypersonic test vehicle is the fastest maneuvering aircraft ever built.
Hızın yerini alabilecek bir şey yokken manevra kabiliyeti oldukça yakın bir destekçidir.And while there's no substitute for speed, maneuverability is a very close second.
Bilirsiniz sinek kuşları hipersonik uçmazlar fakat manevra kabiliyetleri vardır.You see, hummingbirds are not hypersonic, but they are maneuverable.
- Hangi kabileye ait?Deixem-lhe falar!
Dolayısıyla hareket kabiliyeti konusunda yeni bir sayfa açmamız gerektiğini düşündük.So we thought we would start writing a brand new chapter of mobility.
Hayatımın büyük kısmında konuşma kabiliyetimi aklımın ucundan bile geçirmedim.For most of my life, I never gave a second thought to my ability to speak.
Düşünebilme ve yazabilme kabiliyetlerim etkilenmedi.My ability to think and write have not been affected.
Kiracı ise hareket kabiliyetine sahip, kira kontratı bitince başka yere taşınabilir rahatlıkla.While the renter, of course, my lease ends and I leave.
Aynı kabileden olduklarında, ortaklıklarının faydalarını da içeride tuttular.Once they were all in the same tribe, they could keep the benefits of cooperation locked inside.
Yani, şimdi genom okuma kabiliyetimiz var.So, we are now able to read genomes.