kabil ile cümle
kabil kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ama sadece iş mi? Toplumlar bu kabilelerde kurulur, önemli şeyler bu kabilelerde meydana gelir.To w obrębie plemion tworzą się społeczności i dzieją się ważne rzeczy.
Ama yine de hareket kabiliyetiniz kısıtlıdır.Waarom dit veel uitmaakt moet je begrijpen wat de monnikskapspier doet.
Amazon'un bu küçük bölgesine sızdı, ve bu yöredeki kabileler sürekli olarak göçmek zorunda aldı.De plaatselijke stammen moesten constant verhuizen.
Amazon'un bu küçük bölgesine sızdı, ve bu yöredeki kabileler sürekli olarak göçmek zorunda aldı.É de uma tribo que é vizinha dos huaoranis.
Amazon'un bu küçük bölgesine sızdı, ve bu yöredeki kabileler sürekli olarak göçmek zorunda aldı.이 작은 아마존에 유출되었고 이에 이지역의 부족들은 끊임없이 움직여야 했습니다.
Amazon'un bu küçük bölgesine sızdı, ve bu yöredeki kabileler sürekli olarak göçmek zorunda aldı.lượng dầu tràn trong vụ tai nạn Exxon Valdez. Các bộ tộc trong khu vực này, do đó, phải di chuyển lập tức.
Amazon'un bu küçük bölgesine sızdı, ve bu yöredeki kabileler sürekli olarak göçmek zorunda aldı.דלף באותו אזור קטן של האמזונס, והשבטים באזור היו חייבים לזוז שוב ושוב.
Amazon'un bu küçük bölgesine sızdı, ve bu yöredeki kabileler sürekli olarak göçmek zorunda aldı.على هذه الارض الصغير من الغابة واضطرت القبائل هناك مرارا وتكرار ان تنتقل ..
Amazon'un bu küçük bölgesine sızdı, ve bu yöredeki kabileler sürekli olarak göçmek zorunda aldı.ここの部族は 常に 移動しなければなりませんでした モイは
Ameliyatlar iki omzumdan doku alırken sırt ağrısı yarattılar ve kolayca yürüyebilme kabiliyetimi azalttılar.제 양쪽 어깨에서 조직을 떼어 낸 탓에 허리 통증이 생겼고, 걷는 일도 쉽지 않게 되었습니다.
Ameliyatlar iki omzumdan doku alırken sırt ağrısı yarattılar ve kolayca yürüyebilme kabiliyetimi azalttılar.Miután szövetet vettek mindkét vállamból, a műtétek után hátfájdalmaim vannak, és nehezen járok.
Ameliyatlar iki omzumdan doku alırken sırt ağrısı yarattılar ve kolayca yürüyebilme kabiliyetimi azalttılar.Po odebrání tkáně z obou mých ramen ve mně operace zanechaly bolest zad a snížily schopnost snadno chodit.
Ameliyatlar iki omzumdan doku alırken sırt ağrısı yarattılar ve kolayca yürüyebilme kabiliyetimi azalttılar.Po operacjach i pobieraniu tkanek z moich ramion, pozostał mi ból w plecach, a chodzenie sprawia mi trudność.
Ameliyatlar iki omzumdan doku alırken sırt ağrısı yarattılar ve kolayca yürüyebilme kabiliyetimi azalttılar.Хирурги собрали ткани с обоих моих плеч, и теперь меня мучают боли в спине, и я не могу свободно ходить.
Ameliyatlar iki omzumdan doku alırken sırt ağrısı yarattılar ve kolayca yürüyebilme kabiliyetimi azalttılar.בזמן שקצרו רקמה משתי כתפי, המנתחים השאירו אותי עם כאב בגב והפחיתו את היכולת שלי ללכת בנוחות.
Ameliyatlar iki omzumdan doku alırken sırt ağrısı yarattılar ve kolayca yürüyebilme kabiliyetimi azalttılar.وعندما تم نزع انسجة من كتفي أثر ذلك على ظهري فانا اعاني من الم الان وقلل ذلك من قدرتي على السير بسهولة
Ameliyatlar iki omzumdan doku alırken sırt ağrısı yarattılar ve kolayca yürüyebilme kabiliyetimi azalttılar.腰痛が生じ 歩くのが困難になりました 皮肉なことに 足は大丈夫なんです
Ara verildiğinde etrafta dolaşırken birçoğunuz kendi kabilenizin üyeleriyle tanıştınız.Când ați ieșit în pauză, mulți dintre voi ați întâlnit membri ai tribului vostru. Și ați discutat cu ei.
Ara verildiğinde etrafta dolaşırken birçoğunuz kendi kabilenizin üyeleriyle tanıştınız.Gironzolando durante la pausa molti di voi hanno incontrato membri della propria tribu'.
Ara verildiğinde etrafta dolaşırken birçoğunuz kendi kabilenizin üyeleriyle tanıştınız.쉬는 시간에 돌아다니면서 많은 분들이 자신이 속한 부족원들과 만나 이야기를 하지요.
Ara verildiğinde etrafta dolaşırken birçoğunuz kendi kabilenizin üyeleriyle tanıştınız.Στη διάρκεια του διαλλείματος, πολλοί από σας βρεθήκατε με μέλη της φυλής σας.
Ara verildiğinde etrafta dolaşırken birçoğunuz kendi kabilenizin üyeleriyle tanıştınız.Гуляя во время перерыва многие из вас встретили членов вашего племени. И вы говорили с ними.
Ara verildiğinde etrafta dolaşırken birçoğunuz kendi kabilenizin üyeleriyle tanıştınız.Докато се разхождате през почивката много от вас са срещнали членове на вашето племе.
Ara verildiğinde etrafta dolaşırken birçoğunuz kendi kabilenizin üyeleriyle tanıştınız.בהפסקות, בזמן שהסתובבתם פגשתם חברים בשבט שלכם, ושוחחתם עמם.
Ara verildiğinde etrafta dolaşırken birçoğunuz kendi kabilenizin üyeleriyle tanıştınız.عند التجوال أثناء فترة الراحة العديد منك ألتقى بأعضاء من قبيلته. وكنتم تحادثونهم.
Ara verildiğinde etrafta dolaşırken birçoğunuz kendi kabilenizin üyeleriyle tanıştınız.自分の仲間に会って 言葉を交わしたことでしょう リーダーとして望ましい行動をしていた方も 大勢いました
Artık kabilemiz...Agora, o nosso clã vai ficar...
Artık kabilemiz...Ahora, nuestro clan será...
Artık kabilemiz...Nu bliver vores klan ...
Artık kabilemiz...Nu kan vår klan bli...
Artık kabilemiz...Nyt meidän klaanimme...
Artık kabilemiz...Ora il nostro clan potrà essere...
Artık kabilemiz...Teraz nasz klan będzie...
Artık kabilemiz...Τώρα η φυλή μας μπορεί να...
Artık kabilemiz...Теперь наш клан будет...
Aslında bunlar katılma, kabiliyet ve vatandaşlarımızın yeteneklerini artırma eğitimiydi.De var faktiskt en utbildning i deltagande, för potentialen, för att utveckla potentialen hos våra medborgare.
Aslında bunlar katılma, kabiliyet ve vatandaşlarımızın yeteneklerini artırma eğitimiydi.En fait, c'était une éducation à la participation, pour la croissance du potentiel des citoyens.
Aslında bunlar katılma, kabiliyet ve vatandaşlarımızın yeteneklerini artırma eğitimiydi.Het was een opleiding in participatie, om het vermogen van onze burgers te doen groeien.
Aslında bunlar katılma, kabiliyet ve vatandaşlarımızın yeteneklerini artırma eğitimiydi.사실 그것들은 참여, 그리고 잠재력, 우리 시민들의 잠재력을 키우기 위한 교육이었습니다.
Aslında bunlar katılma, kabiliyet ve vatandaşlarımızın yeteneklerini artırma eğitimiydi.Na verdade eram uma educação para a participação, para o potencial, para estimular o potencial dos cidadãos.
Aslında bunlar katılma, kabiliyet ve vatandaşlarımızın yeteneklerini artırma eğitimiydi.Przygotowywały one do uczestnictwa i uwalniały potencjał obywateli.
Aslında bunlar katılma, kabiliyet ve vatandaşlarımızın yeteneklerini artırma eğitimiydi.Sie waren tatsächlich eine Übung für Beteiligung, für das Potenzial, das wachsende Potenzial unserer Bürger.
Aslında bunlar katılma, kabiliyet ve vatandaşlarımızın yeteneklerini artırma eğitimiydi.Thực ra chúng đều là một phần trong sự giáo dục đối với tiềm năng, khả năng của những công dân của chúng ta.
Aslında bunlar katılma, kabiliyet ve vatandaşlarımızın yeteneklerini artırma eğitimiydi.V skutočnosti boli vzdelávaním pre participáciu, pre rastúci potenciál našich občanov.
Aslında bunlar katılma, kabiliyet ve vatandaşlarımızın yeteneklerini artırma eğitimiydi.Вони, фактично, навчали брати участь, навчали, як розвивати потенціал громадян.
Aslında bunlar katılma, kabiliyet ve vatandaşlarımızın yeteneklerini artırma eğitimiydi.Всъщност те били обучение за взимане на участие, за потенциала, за нарастващия потенциал на гражданите.
Aslında bunlar katılma, kabiliyet ve vatandaşlarımızın yeteneklerini artırma eğitimiydi.Они учили принимать участие, учили находить возможности, учили растить эти возможности граждан.
Aslında bunlar katılma, kabiliyet ve vatandaşlarımızın yeteneklerini artırma eğitimiydi.למעשה הם היוו חינוך עבור השתתפות, עבור הפוטנציאל, להצמחת הפוטנציאל של האזרחים שלנו.
Aslında bunlar katılma, kabiliyet ve vatandaşlarımızın yeteneklerini artırma eğitimiydi.في الواقع كانوا بمثابة التعليم للمشاركة و ذلك لتنمية إمكانيات المواطنين
Aslında bunlar katılma, kabiliyet ve vatandaşlarımızın yeteneklerini artırma eğitimiydi.市民の力や可能性を 高める教育だったのです 政治から遠ざかる人々は 愚か者 "idiot" と呼ばれました
Avrupa Birliği Kabil temsil kurulu buna dahil oldu ve유럽 연합에서는, 카불측이 저를
Avrupa Birliği Kabil temsil kurulu buna dahil oldu veהמשלחת של האיחוד האירופאי לקאבול
Avrupa Birliği Kabil temsil kurulu buna dahil oldu veومن ثم قامت البعثة الاوروبية
Avrupa Birliği Kabil temsil kurulu buna dahil oldu ve公衆衛生省で仕事をし
Aynı kabileden olduklarında, ortaklıklarının faydalarını da içeride tuttular.Amikor már ugyanabban a törzsben voltak, belül tarthatták az együttműködés előnyeit.
Aynı kabileden olduklarında, ortaklıklarının faydalarını da içeride tuttular.Binnen dezelfde stam konden ze de voordelen van samenwerking delen.
Aynı kabileden olduklarında, ortaklıklarının faydalarını da içeride tuttular.Depois de formarem todos uma mesma tribo, podiam guardar lá dentro os benefícios da cooperação.
Aynı kabileden olduklarında, ortaklıklarının faydalarını da içeride tuttular.Jakmile byli v jednom kmeni, mohli výhody spolupráce udržet uvnitř.
Aynı kabileden olduklarında, ortaklıklarının faydalarını da içeride tuttular.Kiedy już stworzyli wspólnotę plemienną, mogli czerpać korzyści ze współpracy wewnątrz niej.
Aynı kabileden olduklarında, ortaklıklarının faydalarını da içeride tuttular.그 사람들이 한 종족이 되자마자, 내부의 협동으로 인한 이익들을 내부에 가둬둘 수 있었습니다.